Çeltik Yetiştiriciliği

Çeltik, dünyada 53′ kuzey 35’guney enlemleri arasında Antarktika hariç her kıtada yetiştirilmektedir. Fakat en yüksek verim, ılıman iklim kuşağında dediğimiz tropikal iklim kuşağındaki bölgeler dışındaki bölgelerde alınmaktadır.  Çeltik, M.Ö.3000 yıllarında Güney Hindistan’dan Çin’e, M.Ö 1000 yıllarında Java’ya doğru yayılmış, Büyük İskender’in Asya seferleri sonunda M.Ö 300 yıllarında da Avrupa’ya tanıtılmıştır. Ülkemize girişi ise günümüzden yaklaşık olarak 500 yıl önce olmuştur.

Tahıllar dünyadaki besin ihtiyacının %80’ini karşılamaktadır. Sıcak iklim tahılları arasında yer alan, çeltik (Oryza sativa L.) Dünya nüfusunun yaklaşık yarıdan fazlasının besin kaynağı olarak yararlandığı en önemli tahıl ürünlerden birisidir. Çeltik önemli bir gıda maddesi olup, dünyada en fazla üretim yapılan ürünler içerisinde ikinci sırada yer alır. Dünyanın yarıdan fazlası, özellikle gelişmiş ülkeler çeltik üretimine önem vermektedir. Hızla artan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılamak için tahıl üretimi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Dünyada kişi başına günlük enerjinin %25’i çeltik tüketimi ile karşılanmaktadır. Dünya genelindeki nüfus artış hızı bu oranda devam ettiği takdirde 2030 yılında talebi karşılamak için çeltik üretiminin tüm dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de % 50 oranında artırılması gerekmektedir.

Özellikle çeltiğin protein içeriği diğer tahıllarla karşılaştırıldığında oldukça yüksektir. Çeltik bileşimi beslenme için gerekli amino asitlerce zengin olması nedeniyle insan beslenmesinde buğdaydan sonra en çok kullanılan üründür. Pirinçte birçok bitki proteininde az rastlanan lisin ve threonin yaklaşık % 4 seviyesinde bulunmaktadır. Çeltik tüm dünyada özellikle hayvansal proteinin pahalı olduğu gelişen ülkelerde önemli bir kalori (%60) ve protein kaynağıdır. Asya’daki besin diyetlerinin proteinlerine çeltik %28 – %54 arasında katkıda bulunmaktadır.

Oryza türleri dünyada geniş bir dağılım göstermekte ve çok çeşitli habitatlarda (bataklık, savan, ormanlık alan, sürekli yeşil ormanlar, tatlı su lagünleri, durgun sular, derin sular sığ sular ve yavaş hareket eden sular gibi) yetiştirilebilmektedir. Çeltik türleri bu ortamlara değişken uzunlukta boy geliştirerek ve yüksek düzeyde nem ve güneş ışığına (güneşten gölgeye değişebilen) tolerans göstererek adapte olabilmektedir.

Dünya 2009 yılı çeltik ekiliş alanı yaklaşık 158.300.068  hektar, üretim 685.240.469 ton ve ortalama verim 433 kg/da olarak gerçekleşmiştir. Başlıca çeltik üretici ülkeler Çin, Hindistan, Endonezya, Bangladeş ve Vietnam’dır. Dünya çeltik üretiminin % 71.2’i bu beş ülke tarafından karşılamaktadır. Çin ve Hindistan dünya çeltik ekiliş alanlarının % 46.2’ne sahiptir. Mısır, Avustralya ortalama 960 kg/da ile birim alandan en yüksek verimi alana ülkelerdir.

Ülkemizin 2010 yılı çeltik ekim alanı 99.000  hektar  olarak gerçekleşirken 860.000 ton çeltik üretimi elde edilmiş ve  dekara verim ortalaması ise, 869 kg olarak gerçekleşmiştir. Çeltik yetiştiren 115 ülke içersinde Türkiye, üretim alanı bakımından. verilerine göre 50. sırada ve üretim bakımından 35. sırada yer alırken verim yönüyle birçok ülkeyi geride bırakarak 6. sırada yer almıştır.

Karadeniz Bölgesinde (Samsun, Tokat, Çorum ve Amasya) 2010 yılı verilerine göre, 22.561 hektar ekim yapılmış, 188.190 ton üretim gerçekleştirilmiştir. Ülkemiz çeltik ekim alanlarının % 22.8’ü bölgemizde ekimi yapılmaktadır. Bölgede çeltik ekilen önemli iller başta Samsun olmak üzere, Çorum, Çankırı, Sinop ve Kastamonu’dur.

Ülkemizde bütün coğrafi bölgelerde çeltik tarımı yapılmaktadır. Ancak toplam çeltik alanlarının % 58.0’sı Trakya-Marmara, % 36.5’ini Karadeniz

Bölgesi, %6.5’ini ise diğer bölgelerimiz oluşturmaktadır. Çeltik, Türkiye’nin bütün bölgelerinde yetiştirilmektedir fakat en fazla ekiliş alanı ve üretim miktarına sırasıyla, Marmara ve Karadeniz Bölgeleri sahiptir. Buna karşılık Ege ve Doğu Anadolu Bölgelerinde ekimi çok azdır. Yerli üretimimiz, iç tüketime yetmemekte ve ülkemiz gittikçe artan oranlarda pirinç ithal etmektedir. Pirinç ithalatımız son yıllarda hızla artarak iç üretim miktarını dahi geçmiştir. Buna karşılık pirinç ihracatımız çok azdır. Çeltik üretiminde verimliliği artırmalı, bununla birlikte kaliteli üretim yapmalıyız. Çeltik çiftçisi yüksek verim almayı amaçlarken çeltik işleyen fabrikalar, randımanı yüksek ve temiz çeltik istemektedir. Diğer taraftan tüketici ise damak tadına uygun ve temiz pirinci tercih etmektedir.

Yerli çeltik üretimimizin rekabet gücünü artırmak için üretimden tüketime kadar geçen süreç içinde yüksek kaliteli ürün hedeflememiz şarttır. Yüksek kaliteli pirinç üretimi, ekilecek çeşidin seçimi ile başlar; tarla hazırlığı, ekim zamanı, ekim sıklığı, gübreleme şekli ve dozu, zirai mücadele ilacı kullanımı, su kesme, hasat zamanı, hasat, kurutma ve depolama yöntem ve şartları, pirinci işleme ve pazarlama safhalarında uygun yöntem ve teknolojilerin kullanımı ile devam etmektedir. Bütün bu üretim zinciri içindeki safhalar en uygun şekilde yerine getirilse dahi, yetişme dönemindeki iklim şartları pirinç kalitesine etki etmektedir. Tarlada yetiştirilen çeltik, işlendikten sonra pirinç olarak değerlendirilir. Pirinç, sofralarımızda önemli bir yer tutarken çeltiğin işlenmesi sırasında ortaya çıkan diğer yan ürünlerde değerlendirilir. Ayrıca çeltik, farklı şekillerde işlenerek değişik yerlerde değerlendirilir. Çeltiğin değişik bitkisel yapısı aşağıdaki şekillerde değerlendirilir.  ü Pirinç kabuğu

Pirinç danesini içine alan dış kaplama veya kabuk tabakasıdır. Kabuk yenilmez.

Pirinç kepeği

Pirincin üst tabakasıdır. Tahıllarda, karışımlarda ve vitamin konsantrelerinde bir bileşendir ve pirinç kepeğinin gıda kalitesinde olmayan cinsleri, belli oranlarda hayvan yemlerinde kullanılır.

Pirinç kepeği yağı

Pirinç kepeğinden çıkartılan yüksek kaliteli bir yemeklik yağdır.

Kırık daneler

Bir tam danenin dörtte üçünden küçük olan pirinç daneleri, kırık pirinç olarak değerlendirilir. Pirinç unu yapımında ve evcil hayvan mamalarında kullanılır.  ü Pirinç unu

Öğütülmüş kabuksuz veya esmer pirinçtir. Alerjenik değildir ve bu da onu, glütene ve buğday unu ürünlerine karşı alerjisi bulunanlar için bir buğday alternatifi olarak çok değerli hâle getirir. Pirinç hamuru, cips ve başka aperatif yiyecekler ve kahvaltı amaçlı tahıl ürünleri üretilmek üzere tabaka hâline getirilebilir. Çeltik, aynı zamanda bir vitamin ve mineral deposudur.

Kavuz: Yakacak ve yalıtım malzemesi olarak kullanılır.

100 g pişirilmemiş ve haşlanmış pirinçte;

  • Sodyum (Na): 5 mg
  • Potasyum (K): 120 mg
  • Kalsiyum (Ca): 60 mg
  • Magnezyum (Mg): 31 mg
  • Demir (Fe): 1,5 mg
  • Fosfor (P): 136 mg
  • E vitamini: 0.130 mg ü Bı vitamini: 0, 100 mg
  • B2 vitamini: 0,07 mg bulunmaktadır.

100 kg çeltiğin işlenmesi ile ortalama;

  • 55-60 kg tam pirinç,
  • 7-8 kg kırık pirinç,
  • 8-10 kg kepek,
  • 2-3 kg fotosel iadesi (kırmızı çizgili, hasarlı, tebeşiri olan pirinç taneleri), ü 2 kg ham tane,
  • 15-20 kg kavuz elde edilir.

Çeltiğin ekonomik önemi

2000 yılında 58 bin ha ekim alanında 350 bin ton üretim ve 6,04 ton/ha verim elde edilmişken 2010 yılında 99 bin ha ekim alanında 860.000 ton üretim ve 8,69 ton/ha verim elde edilmiştir. Çeltik ekiliş, üretim ve veriminde ciddi bir artış söz konusudur.

Domates Yetiştiriciliği

Pirinç tüketimimiz kişi başına yıllık yaklaşık 8 kg olup, yıllık toplam talebimiz 580–600 bin ton arasındadır. Pirinç, doğrudan tüketimin yanında pirinç unu ve pirinç kepeği olarak yem sanayinde, çeşitli rasyonlara dâhil edilerek besicilikte de kullanılmaktadır. Türkiye tahıl ekim alanları içerisinde % 0,6 pay alırken, üretimde % 1,5 paya sahiptir. Toplam 35 ilde 990 bin dekar alanda çeltik tarımı yapılmaktadır. Ekilen alan ve üretim bakımından ilk sırada Marmara Bölgesi yer almaktadır. Marmara Bölgesi’nde yaklaşık 635 bin dekarlık alanda çeltik tarımı yapılmaktadır. Bu rakam, ülkemiz çeltik arazilerinin yaklaşık % 68’ine denk gelmektedir. Ekim alanı bakımından Marmara Bölgesi’ni sırasıyla Karadeniz, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi takip etmektedir.

Çeltik Yetiştiriciliği

Türkiye çeltik ithalat ve ihracatı görülmektedir. 2010 yılı çeltik ihracatı 310 ton, ithalatı ise 409.199 ton olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılı ithalat miktarının yüksek olmasının sebeplerinden birisi de dahilde işleme rejimi kapsamında pirinç ihracatının artmasıdır. Ülkemiz çeltik üretimi tüketim miktarını karşılayamadığı için, hemen her dönem çeltik ya da pirinç dış alımı gerçekleşmektedir.

Türkiye pirinç ihracat ve ithalatı görülmektedir. 2010 yılı pirinç ithalatı 125.643 ton, ihracatı ise 51.050 ton olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılı ihracatının yüksek olmasının sebebi dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan ihracatlardır.

Dünyada Üretim, Tüketim, İthalat, İhracat, Stoklar ve Fiyatlar

Dünyada yaklaşık 158 milyon hektar alanda çeltik tarımı yapılmaktadır. Bu rakam, dünyada toplam işlenen alanın % 10’una eşittir. Kıtalara göre çeltik ekim alanının dağılımı, diğer sıcak iklim tahıllarına göre farklılık göstermektedir. Dünya nüfusunun % 60’ı Asya kıtasında yaşamakta olup çeltik ekim alanlarının büyük bir kısmı bu kıtada yer almakta ve üretimin yaklaşık % 80-90’ı da burada gerçekleştirilmektedir. Üretilen çeltiğin çoğunluğu yine Asya kıtasında tüketilmektedir. Çeltik ihracatının % 75’ten, ithalatın ise % 40’tan fazlası Asya kıtasında gerçekleşmektedir. Asya kıtasından sonra en büyük ithalat Afrika kıtası ülkeleri tarafından yapılmakta olup bu ülkelerin ithalat talebi her yıl % 2 oranında artış göstermektedir. Afrika ülkelerinin ilk sırada gelen tedarikçileri Tayland, Vietnam, Çin, Hindistan gibi büyük çeltik üreticisi ülkelerdir.

Dünyada üretilen çeltiğin yaklaşık % 85’i doğrudan insan beslenmesinde kullanılmaktadır. Bu oran ülkelerin gelişmişlik düzeylerine ve yerel tüketim tercihlerine göre değişmektedir. 2010/2011 döneminde dünya pirinç üretiminin bir önceki döneme göre yaklaşık 10,6 milyon ton artışla 451,5 milyon ton olarak rekor seviyede gerçekleşmesi tahmin edilmektedir (Çizelge 1.11, Grafik 1.4). Bu artışın en büyük nedeni olarak 2009/2010 döneminde Hindistan’da kuraklığa bağlı yaşanan verim ve rekolte düşüklüğünün bu yıl yaşanmamasıyla birlikte Çin ve Tayland’daki üretim artışının yer alması tahmin edilmektedir. Asya kıtasında yer alan başlıca üretici ülkelerdeki üretim değerlerinin beklenenden daha iyi olması da önümüzdeki dönem tahminlerini desteklemiştir. Verim düzeyi başta Hindistan ve Çin olmak üzere Asya’daki bazı ülkelerde artan mahsulle yükselirken, daha ılımlı da olsa Sahra Altı Afrika ve Güney Amerika’da da artışlar görülmüştür.

2010/11 döneminde ortalama dünya çeltik veriminin 4,27 ton/hektar olacağı, en yüksek verimin önceki yıllarda olduğu gibi 10,15 ton/ha ile üretici ülkelerden Mısır’ın sahip olacağı tahmin edilmektedir. Mısır’ın çeltik veriminin dünya ortalamasının çok üzerinde olmasının en büyük nedeni, ülkedeki çeltik tarımının, Nil nehrinin beslediği en verimli topraklar olarak nitelendirilen Kuzey Deltasında yapılmasıdır. ABD, Endonezya, Çin, Japonya gibi ülkelerin çeltik verimleri dünya ortalamasının üzerinde yer alırken Hindistan, Pakistan, Bangladeş vb. ülkelerin çeltik verimleri dünya ortalamasının altında kalmaktadır. 2010/2011 tahminlerine göre ülkemiz çeltik verimi ise 7,14 ton/ha ile dünya ortalamasının üzerindedir.

Bu artışın en büyük sebebi, genel olarak kişi başı pirinç tüketiminin İran, Irak, Mısır gibi Yakın Doğu Asya ve Orta Asya ülkelerinde artacağının tahmin edilmesidir. Hindistan’da arzın artması, yurt içi tüketiminin de artmasını desteklemiştir. Çin’de yurt içi talebinin yükselerek rekor seviyelere çıkması beklenmektedir. Filipinler’de, hükümetin amacı ithalatı önemli ölçüde azaltmak olmasına rağmen tüketim, nüfusun artmasına paralel olarak biraz daha yükselmiştir. Bangladeş ve Endonezya için de artışlar öngörülmüştür.

Dünya pirinç ithalat talebinde öngörülen düşüşe rağmen, Tayland’ın pirinç ihracatının, başta Pakistan ve Vietnam olmak üzere diğer lider üretici ülkelerde daralan arza bağlı olarak yaklaşık % 12 oranında artışla 10 milyon ton düzeyine yükselmesi beklenmektedir. Son resmi veriler Tayland’ın uluslararası satışlarındaki güçlü hızını teyit etmektedir. Bunun aksine, Vietnam satışlarının geçen yılın rekor düzeyinden % 12 oranında gerileyerek 6 milyon ton seviyesine inmesi beklenirken, Pakistan’ın yoğun mahsul kayıplarına yol açan geçen yılki ciddi taşkınlar sonrasında 2,7 milyon ton düzeyine gerilediği görülmektedir. Büyük ölçüde basmati türlerine yönelik alım ilgisiyle belirlenecek olan Hindistan ihracatlarının ise 2,4 milyon ton düzeyine yükselmesi öngörülmektedir.

2009–2020 yılları arasında küresel pirinç ticaretinin % 3,8 oranında artması beklenmektedir. 2020 yılında pirinç ticaret hacminin 41 milyon tona ulaşarak 2006 yılından % 30 daha fazla olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Küresel ticarette yaşanacak olan bu artışın ana nedenleri; çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerdeki nüfus artışları nedeniyle talepteki istikrarlı artış ve pek çok kilit durumdaki ithalatçının üretimi önemli ölçüde arttıramaması olarak gösterilebilir. Dünya tüketiminin bir parçası olarak ticaret % 7 oranıyla diğer hububat ve yağlı tohumlara kıyasla düşük durmaktadır.

Uzun tane çeşitleri küresel pirinç ticaretinin dörtte üçünü oluşturmakta ve önümüzdeki on yıldaki ticaret büyümesinin çoğunluğunu oluşturması beklenmektedir. En büyük piyasası Kuzeydoğu Asya olan orta ve kısa tane çeşitleri küresel ticaretin % 10 -12’ sini oluşturmaktadır. Başlıca basmati ve jasmine çeşitlerinden oluşan aromatik pirinç küresel pirinç ticaretinin kalanını oluşturmaktadır. Asya dünya ihracatının çoğunun kaynağı olma durumunu beklenti döneminde de sürdürmektedir.

Tayland’ın ihracat miktarının, 4 milyon tonluk artışla 2020/21 sezonu sonunda 12 milyon tonun üzerinde gerçekleşeceği öngörülmektedir. Tayland’ın ekim alanı ve veriminin de artması beklenmektedir. Vietnam ihracatının Tayland’a göre daha az miktarda artacağı ve ihracat rakamının 6,2 milyon tondan 6,4 milyon tona yükseleceği öngörülmektedir.

Hindistan, 1990’lı yılların ortalarındaki ihracatçı kimliğini hükümet politikaları, stok yapma eğilimi ve iç tüketim artışı gibi nedenlerle 2000’li yıllara doğru kaybetmiştir. Ancak önümüzdeki on yıllık dönemde Hindistan’ın ihracatının özellikle basmati tipi (aromatik) pirinçte artarak 2020/21 sezonunun sonunda 5,6 milyon tona ulaşacağı öngörülmektedir.

2010/11 dönem tahminlerine göre ithalatçı ülkeler arasında Filipinler ve Nijerya lider konumdadır. Filipinler, Nijerya ve Endonezya’nın ithalat talebi başlıca pirinç ihracatçısı ülkelerin rekabetini artırarak piyasalarda da canlanmaya neden olacağı tahmin edilmektedir.

Hükümetin devlet rezervlerini yükseltme çabası ile Bangladeş’in bu yılki ithalatlarının 1,4 milyon ton düzeyine yükselmesi beklenmektedir, Endonezya’nın devlet alım kurumu olan Bulog halihazırda bu yıl teslimatlı önemli alımlar yapmıştır. Buna göre 2011’de ülkenin ithalatları geçen yıla göre 0,6 milyon tonluk bir artışla 2007’den beri görülen en yüksek düzey olan 1,8 milyon ton düzeyine çıkacağı tahmin edilmektedir.

Bunun aksine Filipinler’de hükümet dünya piyasasından daha az alım yapacağını beyan etmiştir. Bu nedenle ithalatının, geçen yıla göre 0,3 milyon ton azalarak 1,9 milyon ton seviyesine düşeceği tahmin edilmektedir. Dünya pirinç ithalatında 2010/11 döneminde Filipinler, Nijerya ve Endonezya’nın % 6 oranında payı olacağı tahmin edilmektedir

98,8 milyon ton seviyesi ile 2010/11 döneminde öngörülen dünya devir düzeyi önceki yılın 4,5milyon ton kadar üzerinde olup 2003/04 döneminden beri görülen en yüksek düzeydedir. Artan üretim Hindistan’ın kapanış stoklarını ılımlı bir yapılanmayla 21,6 milyon ton düzeyine çıkartırken, Tayland, ABD ve

Endonezya’daki artışlar Filipinler stoklarındaki gerilemeyi fazlasıyla dengeleyecek durumdadır.

Çin’de üretimde beklenen artışın, ülkenin, dünya kapanış stoklarının yaklaşık % 45’ine eşit olan 44 milyon ton kapanış stokunu da yükseltmesi öngörülmektedir. Endonezya’nın devir düzeyinin de biraz yükselerek 7 milyon ton seviyesine çıkması beklenmektedir. Filipinler’in kapanış stoklarının ithalatlarda önemli bir gerileme varsayımıyla son on yılın en düşük düzeyi olan 2,2 milyon ton seviyesine gerilemesi öngörülmektedir

Dünya pirinç stokunun 2010/11 döneminde % 44’ünü Çin, % 22’sini Hindistan oluşturacağı tahmin edilmektedir

Özellikle Tayland ve ABD gibi majör üretici ülkelerde arzın bollaşması ve bu ülkelerden ithalat yapan ülkelerin fiyatların daha aşağı düşmesini beklemelerinden kaynaklanan talep zayıflaması genel olarak 2010 yılında fiyatların bir önceki yıla göre azalmasına neden olmuştur. Vietnam pirincinin başlıca alıcısı olan Filipinlerin bu ülkeden yaptığı alımları azaltması nedeniyle Vietnam’ın hem dünya ihracatındaki payı azalmış hem de alım ilgisinin azalmasına bağlı olarak fiyatlar düşmüştür. 2010 yılının ikinci yarısında majör ihracatçı ülkelerden olan Pakistan’da yaşanan sel felaketi Pakistan pirincinin fiyatlarının artmasına neden olmuştur

2008 yılında önemli üretici ülkelerde yaşanan kuraklık ve Mısır, Hindistan gibi önemli üretici ve ihracatçıların çeltik ticaretine yasak getirmeleri fiyatları rekor seviyelere çıkarmıştır. 2008 yılı sonlarına doğru yasakların kaldırılmasıyla fiyatlar rahatlamış, ancak yine 2007 yılı seviyelerinin üzerinde seyretmiştir.

2008 yılı Nisan ayında işlem hacmi ve fiyatlar en yüksek rakamına ulaşmıştır. Nitekim 2007 yılı Nisan ayında 3 milyon ton olan çeltik işlem hacmi 2008 yılı Nisan ayında 7 milyon tona yükselmiştir. Aynı dönemde fiyatlar da 222 dolardan 485 dolara çıkmıştır. 2009 yılı toplam işlem hacminde ise fiyatların düşüşünü müteakip bir azalış gözlemlenmiştir.

CME (Şikago Borsası) çeltik vadeli işlemlerinde 2007 Aralık ve 2008 Ocak ayı boyunca görülen artışlar; ürüne güçlü bir talep olması, üretici satışlarının düşük seyretmesi ve diğer piyasalardaki fiyat artışlarından kaynaklanmıştır. 2008 yılında toplam 39 milyon ton olan çeltik işlem hacmi 2009 yılında % 26 azalarak 29 milyon tona gerilemiştir. Parasal değer olarak incelendiğinde ise fiyatların düşmesi nedeniyle % 44’lük bir azalma gözlemlenmiştir. Çeltik işlem hacmi, değer olarak 15,6 milyon dolardan 8,7 milyon dolara gerilemiştir. 2009 yılı sonlarında çeltik fiyatlarında görülen artışın sebebi ise Hindistan’ın ithalat yapmak için piyasaya gireceği haberleridir. Öte yandan Filipinler’in Vietnam’dan yapmış olduğu büyük alımlar, stoklarda bir daralma yaşandığı spekülasyonlarını gündeme getirmiştir. Ülkelerin bir önceki yıla benzer bir kriz yaşamak istememeleri, temkinli davranmalarına neden olmuş ve piyasaların stok yapma eğilimini beraberinde getirmiştir. 2009 yılı sonlarına doğru çeltik vadeli işlemlerinin yükselmesi, söz konusu haberlerin sonucudur.

Çeltik, oldukça eski bir kültür bitkisidir. Güneydoğu Asya’da kültür formları zenginliği nedeniyle gen merkezinin bu bölgeler olduğu görüşü yaygındır. Çeltik, ülkemize yaklaşık olarak 500 yıl önce gelmiştir. Asıl olarak çeltiğin ana vatanı olarak Hindistan kabul edilmektedir.

a. Kök

Tek yıllık olan çeltiğin kök sistemi, ince ve saçak şeklindedir. Çeltiğin kök sistemi diğer tahıllara göre farklılıklar gösterir. Diğer tahıllar birkaç gün su altında kaldığında oksijen yetersizliğinden ölebilir. Fakat çeltik su içinde çimlenir ve kökleri su altında sürekli kalabilir.

b. Sap ve kardeşlenme

Çeltikte sap, boğum ve boğum aralarından oluşur. Her boğumdan bir çiçek çıkar. Ana saptaki boğum sayısı 10–15 kadardır. Boğumlar arası mesafe alttan yukarı gidildikçe artar.

Bitki boyu, 50–150 cm arasında değişir. Erkenci çeşitler kısa, geççi çeşitler daha uzun boylu olur. Çeltik bitkisi, birden fazla sap ve salkım meydana getirebilir. Bu olaya “kardeşlenme” denir. Kardeşlenme olayı; çeltik tohumu, tarlaya atıldıktan iki hafta sonra başlar. Kardeşlenme zamanı ve yoğunluğu, çeşide ve çevre şartlarına göre değişir. Genellikle birinci ve ikinci kardeşler daha iri salkım ve daha çok dane verir. c. Çiçek  

Çiçekler bir topluluk şeklinde, sapın uç kısmında yer alan erselik çiçeklerden oluşan karışık salkım durumundadır. Sapın en üst boğumundan sonra salkım ekseni bulunur. Salkım ekseni üzerindeki her boğumdan bir ya da birkaç birincil dal çıkar. Bu birincil dallardan da birkaç ikincil dal çıkar. Bu dalcıkların ucundan da birkaç çiçek çıkar. Bir salkımdaki çiçek sayısı, çeşide ve çevre koşullarına göre 100–150 arasında değişir. Salkım üzerinde yer alan başakçık, çeltikte aynı zamanda bir tek çiçek demektir. Başakçık içinde; bir çiçek, iki pulcuk, altı erkek organ ve iki parçalı stigmaya sahip dişi organ ile kavuz ve kapçıktan oluşur. Salkım uzunluğu, çeşitlere göre 15–25 cm arasındadır. Çiçeklenme döneminde yağış, kuraklık ve 15 Cºnin altındaki soğuklar, tozlanma ve döllenmeyi aksatır. Dolayısıyla salkımdaki bazı çiçekler döllenmez, kısır kalır ve verim düşer. Çeltik, kendi kendine döllenen bir bitkidir. d. Dane 

Çeltik bitkisinin danesine, duruma göre farklı isimler verilir. Bunlar;

  • Çeltik: Harmandan sonra elde edilen kavuzlu ürüne çeltik,
  • Kargo: Kavuzları soyulmuş fakat parlatma işlemi görmemiş daneye kargo,
  • Pirinç: Çeltiğin fabrikada kavuzların soyulması ve dane dış katlarının giderilip parlatılması sonucu elde edilen ürüne ise pirinç adı verilir.

1.3. Çeltiğin Orijini Çeltiğin kültürü yapılan iki türü; O. sativa (Asya çeltiği) ve O. glaberrima, (Afrika çeltiği). Çeltik, buğdaygiller familyasının poaideae alt familyasına ait Oryza oymağına dahildir. Oryza cinsi yabaniler dahil, 21 türe sahiptir.   Oryza sativa çeltik yetiştirilen bütün ülkelerde yetiştirilmektedir, O. glaberrima ise yalnız bazı batı Afrika ülkelerinde yetiştirilmektedir, ancak günden güne yerini O sativa’ya bırakmaktadır.

  1. O. sativa’nın güney, güneydoğu, ve doğu Asya’nın farklı alanlarında ve çevre koşullarında yetiştirilmesi sonucu, değişik ekotipleri ortaya çıkmıştır. Bunlar, İndica ,Japonika ve javonica dir. İndica en eski ekotiptir. M.Ö. 7000 yılına ait kazılarda Çin’ in Chekiang eyaletinde bulunmuştur. Japonika çeşitleri de, Çin‘in Hemudu bölgesinde bulunmuştur. Daha sonra Kore ,Japonya ve Rusya‘ya yayılmıştır. Javonica çeşitleri de Endonezya’da yetiştirilmektedir.

sativa ve O. glaberrima) aynı ortak evrim yoluna sahiptirler.

1.4. Çeltiğin Bitkisinin Yetişme Devreleri

Tropikal bölgelerde, çeltik bitkilerinin yetişme periyodu 100-210 gün arasında değişir, ortalama 110-150 gündür. Ilıman iklim bölgelerinde, ekimden hasada kadar ortalama 130-150 gün geçer. Çeltik bitkisinin yetişme periyodunu sıcaklık ve gün uzunluğu gibi, iki önemli çevre faktörü belirler. Yetişme periyodu üç ana devreye ayrılabilir.

Vegetatif gelişme dönemi: Tohum çimlenmesinden, salkım oluşum dönemi başlangıcına kadar geçen süreyi kapsar.

Generatif devre: Salkım oluşum devresi başlangıcından, çiçeklenmeye kadar geçen dönemdir.

Tane doldurma dönemi: Çiçeklenmeden, tam olgunlaşmaya kadar geçen süreyi kapsar.

  1. Çimlenme:

Tüm tohumlu bitkilerde ilk gelişme devresi çimlenme ve sürme devresidir. Tohum içerisinde dormant halde bulunan embriyo çimlenmenin başlamasıyla aktif hale geçer. Bu aktif durumun ortaya çıkabilmesi için tohumun canlı, embriyo ve kalkancıkta bulunan enzimlerin bozulmamış olması gereklidir. Ayrıca çimlenme için gerekli olan hızlı bir solunumun başlayabilmesi için ortamda yeterli su, sıcaklık ve oksijenin bulunması gereklidir. Hızlı bir şekilde normal çimlenmenin oluşabilmesi için çimlenme faktörleri olarak bilinen bu 3 faktör en uygun seviyede bulunmalıdır. a) Su:

  1. Sıcaklık:
  2. Hava (oksijen):

Çimlenmenin Biyoloji ve Morfolojisi; Çim yatağında canlı olan tane yeteri kadar su aldığı zaman, embriyonun bulunduğu tarafta bir şişkinlik oluşturur. Bu duruma “tanenin karınlanması” adı verilir. Bu sırada tohumun hacminde de bir büyüme “şişme” olur.  Hızlı bir hücre bölünmesinin başlaması ile önce kökçük uyanır; kökçük kını, tanenin kabuk katlarını yırtarak 1–1.5 mm kadar tanenin dışına çıkar. Bu duruma “burunlama” denir. Bundan sonra asıl kökçük

(radicula), kökçük kınının ortasındaki açıklıktan dışarıya çıkar. b. Kardeşlenme

Buğdaygillerde çimlenen her tohumdan çok kere birden fazla sap oluşur. Meydana gelen bu sapların her birinin kendilerine ait kökleri vardır. Bu şekilde bir tohumdan kendilerine ait kökleri olan birden fazla sapın meydana gelmesi olayına kardeşlenme adı verilir. c. Sapa Kalkma 

Tahıllarda üçüncü gelişme devresi, ilk generatif gelişme devresidir. Tahılların sapa kalkmaya başlayabilmeleri için her şeyden önce vernalizasyonlarını tamamlamış olmaları gereklidir. Kardeşlenmesini tamamlamış olan bir tahıl bitkisi eğer sapa kalkması için gerekli gün uzunluğuna da kavuşmuş ise başak taslağını oluşturur ve boğum aralarını uzatarak yukarı doğru boyunu uzatmaya baslar ki bu devreye sapa kalkma devresi adı verilir. Generatif organ olan basağın primordiyal olarak oluşması nedeniyle bu devre ilk generatif gelişme devresi olarak bilinir.  d. Başaklanma 

Başak veya karışık salkım şeklindeki çiçek durumu (topluluğu) sapın içerisinde yaklaşık 35 gün kadar süren gelişimini tamamladıktan sonra, en üstteki yaprak olan, bayrak yaprağın kininin içinden dışarı çıkmaya başlar, işte bu şekilde başak veya karışık salkımın yansının sapın üst kısmında görünür hale geldiği döneme başaklanma dönemi denir.

e. Döllenme

Döllenme; erkek organlardan gelen çiçek tozlarının (polenlerin) dişi organın tepeceği (stigması) üzerine konması ve burada çimlenerek polen tüplerim oluşturması, polen tüpünün dişi organın yumurtalığa ulaşması sonucunda polen çekirdeğinin polen tüpü boyunca yumurtalığa giderek buradaki yumurta hücresi ve endosperm ana hücresi ile birleşmesi olayıdır. f. Çiçeklenme 

Çiçekte tozlanma olduktan sonra erkek organlar hafif aralanmış çiçek kavuzları arasından çiçeğin dışına çıkarlar ve sonra hemen çiçek kavuzları kapanır. İşte erkek organların sarı renkte, yeşil renkli çiçek topluluğu (başak veya panikula; üzerinde görüldüğü bu döneme çiçeklenme dönemi denir. Tozlanma ve döllenme dışarıdan görülemediği halde çiçeklenme dışarıdan görülebilir. Bu üç olay çok kısa bir süre içinde olduğundan çiçeklenme diğer iki olayın da bir yerde göstergesi olur. g. Dane Dolumu (Olum)

Süt Olum Dönemi: Daneye ilk gönderilen, depolanan besin maddeleri proteinlerdir. Gelen proteinler daha önce oluşmuş hücreler içinde arı peteğine benzer bir ağ doku oluştururlar. Döllenmeden sonra 20-25 gün kadar devam eden bu dönemin uzunluğu üzerine çevre şartlarının etkisi pek fazla değildir. Bu dönem sonunda dane en büyük hacmine ulaşmış olup danedeki su oranı % 60’dır. Su oranı yüksek olduğu için dane iki parmak arasında sıkıştırıldığında içinden süt gibi boza kıvamında bir sıvı çıkar. Bu dönem sonunda embriyo tam gelişmiştir. Dane yeşildir ve başak ile bitkinin üst yaprakları özümleme yapabilme yeteneğindedir.

Sarı Olum Dönemi: Danenin nem içeriği %60’ın altına düşünce danede yoğun şekilde nişasta birikimi başlar. Nişasta tanecikleri daha önce oluşmuş protein ağlarının içini doldururlar. Bu dönemin uzunluğu çevre şartlarından çok etkilenir ve 10-25 gün sürer. Bu dönemdeki yüksek sıcaklık düşük yağış şartları sarı olum dönemini kısaltırken, düşük sıcaklık yüksek yağış şartları uzatır. Dönem sonunda danenin nem içeriği %40 civarına düşmüştür. Su kaybı nedeniyle danenin kıvamı da koyulaşır ve balmumu kıvamına gelir. Dane iki parmak arasında tırnakla sertçe bastırıldığında ezilebilir ve içeriği artık süt gibi bir sıvı değil, yeşilimsi renkte oldukça katılaşmış bir haldedir. Sarı olum döneminin sonu, yani daneye besin maddelerinin taşınmasının sonu diğer bir ifade ile danenin büyümesinin sonu saptanabilir.

Fizyolojik Olum Dönemi: Daneye besin maddelerinin taşınması bittikten sonra dane su kaybetmeye devam eder ve depolanmış olan besin maddelerinin olgunlaşması sürer. Sıcak ve kuru havalarda daha kısa, serin ve nemli havalarda daha uzun olmalı üzere bu dönem 2-10 gün kadar sürer ve dönem sonunda dane tohumluk özelliğini kazanmıştır. Nem içeriği % 18,5-33 arasında, ortalama olarak ta %25 civarında bulunur.                                               

Tam Olgunluk Dönemi: Fizyolojik olgunluktan sonra da danede su kaybı devam eder ve hasat ve depolama için en uygun nem içeriği olarak kabul edilen % 13-15 nem içerdiği döneme tam olgunluk dönemi denir. Eğer bitki hasat edilmez ise danenin nem kaybı Özellikle sıcak ve kuru bölgelerde devam eder ve nem içeriği % 7-8 lere kadar düşebilir. Bazı araştırıcılara göre bu döneme ölü olgunluk dönemi adı verilmektedir.

1.5. Çeltik Tarımını Etkileyen İklim Faktörleri

  1. Sıcaklık Yetişme sezonu boyunca meydana gelen sıcaklığın dağılımı ve süresi gibi faktörler, tane verimi için çok önemlidir. Fide devresinde sulama suyu sıcaklığı, salkım oluşum ve çiçekleme devrelerinde hava sıcaklıkları daha önemlidir. Çimlenme döneminde düşük sıcaklık, çimlenmeyi geciktirir veya durdurur. Çimlenme için minimum sıcaklık 9-13 º C arasıdır, optimum sıcaklık ise 30-35 º C arasıdır ve 41-45 º C arasında çimlenme olmaz. Çimlenen çeltik fideleri düşük sıcaklığa (12 º C) duyarlıdır. Düşük sıcaklıklarda fideler zarar görür veya ölürler. Fide gelişmesi için optimum sıcaklık 25-30 º C arasıdır.

Kardeşlenme içinde sıcaklık önemlidir. Düşük sıcaklıkta kardeşlenme azalır ve 19 º C’nin altında durur. Optimal kardeşlenme sıcaklığı 25-32 º C arasıdır. Sıcaklık 16 º C’ye doğru yükselirken yaprak çıkarma oranı, sıcaklığa bağlı olarak artar. Düşük sıcaklıklar boğumlar arsının kısalmasına neden olur. Düşük sıcaklığa en hassas olan devre, salkım oluşum devresi başlangıcı ile salkım çıkarma arasındaki dönemdir. Bu devredeki düşük sıcaklık başak

sayısını azaltır

Çiçeklenme ve tozlanma için optimal sıcaklık 27,5-32,5 º C arasında değişmektedir. Düşük sıcaklıklar tane doldurma süresini uzatır. Buda tane veriminin artması açısından yararlıdır. Tropikal koşullarda tane doldurma süresi 30-35 gün arasındadır. Düşük sıcaklığın olduğu, ılıman iklim bölgelerinde, ise bu süre 60 güne kadar uzayabilir. Dane dolum devresi için minimum sıcak 1314 º C arasıdır. Çiçeklenme döneminde, günlük maksimum sıcaklık 35 º C üzerinde olursa, boş ve dolmamış tanelerin oranı artar. b. Güneşlenme

Tropikal bölgelerde, çeltiğin, sulanarak yağışsız mevsimlerde yetiştirilmesiyle, yağışlı mevsimlerde yetiştirilmesinden daha fazla verim elde edilmektedir. Bunun nedeni yağışsız kurak mevsimde, güneşlenmenin daha fazla olmasıdır. Çeltik bitkisinin, güneşlenemeye en hassas olduğu devre, salkım oluşum devresi başlangıcı ile olgunlaşmadan 10 gün önceki devre arasındaki dönemdir. Yüksek verim için salkım oluşum devresinde güneşleme çok önemlidir.

c. Nispi Rutubet

Nispi rutubetin yüksek olması, fungal(mantari) hastalıklarının artmasına sebep olmaktadır. 1995 yılında Edirne’de çeltik ekim sahalarında ortalama %20 ürün kaybına neden olan, çeltik yanıklık hastalığı görülmüştür. Bunun sebebi, 1995 yılında temmuz ve ağustos aylarında uzun yıllar ortalamasının iki katı kadar yağış düşmesi ve havaların sıcak gitmesidir.

  1. Yağış Fazla miktarda yağış havanın nispi rutubetini artırmaktadır. Buda rutubetten kaynaklanan hastalıklara sebep olmakta ve güneşlenmeyi de azaltmaktadır. Hasat zamanındaki yağışlar, yatma meydana getirerek hasadı geciktirir, bu durum ürün kaybına ve tane kalitesinin düşmesine neden olur.

1.6. Toprak İsteği

Çeltik, hemen hemen her cins toprakta yetişebilir. Toprak isteği bakımından seçici değildir. Kumlu-tınlı yapıdan, ağır-killi yapıya ve pH’ sı 3 ile 8 arasında değişim gösteren topraklara uyum sağlayabilir. Çeltik tarlalarının çoğu 4–5 ve 6 arasında değişen pH değerine sahiptirler, fakat bazıları alkali yapıya sahip olabilir. Çeltik yetiştirilecek toprak su tutması açısından fazla geçirgen olmamalıdır. Su çeltik tarımı için çok önemlidir. Bununla birlikte çeltiğin değişik gelişme dönemlerindeki su istekleri farklıdır. Çıkış ve kardeşlenmeden sonra verilecek suyun yüksekliği, yaprakları örtmeyecek şekilde olmalıdır. Gelişmenin ileriki devrelerinde normal su yüksekliği 10 – 15 cm de tutulmalıdır.

Hafif akıntısı olan sular, durgun sulara göre oksijen bakımından daha zengin olduğundan ve daha az yosun tutacağından çeltik akıntılı tavalarda daha iyi yetişir. Sapa kalkma ve çiçeklenme sırasında bitkinin su tüketimi en yüksek düzeye ulaşır.

Çeltik bitkisi, tuzluluğa orta derecede dayanıklıdır. Fakat gelişmenin bütün devrelerinde dayanıklılık gösteren bir çeşit yoktur.

Saturasyon ekstraktının elektriki kondaktivitesi 6-10 mm hos/cm olan topraklar çeltik bitkisine zarar verir ve %50 ‘ye varan oranda ürün kaybına sebep olabilir. Çeltik tarımı için optimum pH 5,5–7,5 arasıdır. 5,2 den az ve 8,2 den yüksek pH seviyeleri çeltik için kritik pH seviyeleridir.

Toprak su altında bırakıldığında, başlangıç pH değerine bakılmaksızın, pH oranı 6,5 ve 7,5 arasında sabitlenir.

Tuzlu topraklar, tuzlu ve alkali olmak üzere, iki ana gruba ayrılır. Tuzlu topraklar, tabii olarak fazla miktarda eriyebilir tuz içerirler. Alkali topraklar ise sodyum karbonattan kaynaklanan, yüksek oranda değişebilir Na ve pH ‘ya sahiptir. Çeltik, iklim koşulları uygun olduğunda, her iki cins toprakta yetiştirilebilmektedir.

Çeltik, tuzlu topraklara en iyi uyan bir üründür. Çünkü tuzluluğun yıkanması için arazinin su altında tutulmasıdır.

ORGANİK ÇELTİK TARIMINDA EKİM ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASI İLE

1.1. Toprak İşleme

Çeltik tarımı için toprak işlemesine sonbaharda veya ilkbaharda derin bir sürüm ile başlanır (Resim 1.3). Kışı öylece geçiren tarla, ilkbaharda, tarla da su tutmak üzere tavaların yapılmasından sonra, Diskkarro veya Kazayağı

(Kültüvatör) ile hafif toprak işlemesi yapılır.

Toprak işlemesi, genellikle çimlenme, fide çıkışı ve toprağa tutunma devrelerinde, bitki gelişmesi üzerinde önemli etkiye sahiptir. Toprak hazırlığının iyi yapılması, şu konularda önemli yararlar sağlar;

  • Yabancı ot kontrolü,
  • Gübrenin toprağa daha iyi karışması,
  • Toprağın kabarma ve havalanması,
  • Toprak karıştırılarak, alt katmanlarda biriken besin maddeleri toprağın üst katmanın çıkar.
  • Toprağa ince bir yapı verir ve bu da besin maddesi absorsiyonunu artırır.

1.2. Tir ve Tavaların Yapılması

Sedde ve tirlerin yapımında, traktörlere takılan tesviye bıçağı veya tir pulluğu gibi aletler kullanılabilir (Resim 1.4). Tirlerin genişliği 40-70 cm, yüksekliği de 30-50 cm arasında olabilir.Tavaları çok geniş tutmak su kesme ve salmalardaki denetimi azaltır, suyun rüzgarlardan dalgalanmasına ve bundan özellikle genç bitkilerin zarar görmesine neden olur. Tavaları çok küçültmek ise çeltik yetiştirilecek toprak yüzeyinin azalmasına, sulama, bakım ve hasat-harman işlerinin yavaşlamasına yol açar.

1.3. Arazinin Tesviye Edilmesi

Çeltik tarımı yapılacak tarlanın hazırlığı veya seçiminde üzerinde durulması gerekli olan en önemli husus; tarla çok iyi tesviye edilmeli veya tesviyeli araziler seçilmelidir. Çeltik tarımı, % 4 ‘e kadar eğime sahip arazilerde yapılabilir, fakat bu gibi araziler, yüksek verim elde edebilmek için çok iyi tesviye edilmelidir.

Arazi tesviye işlemi, küçük parsellerde tesviye bıçağı ile yapılabilir; ancak daha geniş arazilerde, hafif ağırlıklı greyder veya lazerle çalışan tesviye aletleri kullanılabilir (Resim 1.5). Arazi düzlemesinde lazer teknolojisinden yararlanılan ülkelerde çeltik, tavalarının genişliği 40–50 dekarı bulabilmektedir.

Arazinin iyi tesviye edilmesi çeltik tarımında önemli yararlar sağlamaktadır.

  1. Tavalar istenilen büyüklükte ve ebatta yapılabilir.
  2. Tavalarda suyun üniform şekilde dağılımı sağlanır, buda mevcut suyun kullanımında etkinliği arttırır.
  3. Yılın her zamanında yüzeysel veya derin drenaj yapılmasını sağlar.
  4. Çimlenmeden hasada kadar bitki örtüsünde, üniformiteyi sağlar. Eğer arazi iyi tesviye edilmişse, ekimde tohumlar düzgün bir zeminde, kısa sürede tutunup gelişeceğinden, iyi bir bitki örtüsü oluşturulabilir.
  5. Makinalı tarımda, kullanılan alet ve makinaların hareket kabiliyetini arttırarak, iş verimini yükseltir.
  6. Yabancı ot kontrolü daha etkili ve kolay olur.

1.4. Ekim

a. Çeşit Seçimi

Çeşit her şeyden önce bölge koşullarına uygun olmalıdır. Çeşit bölgedeki, çeltik yetiştirme sezonunda ekonomik bir verim vermelidir. Bölgeye uygun olmayan geççi çeşitler ekmemeliyiz. Çeşit seçiminde üzerinde durulması gereken önemli bir husus da; çeşitler yüksek verimli ve tüketicilerin beğenisine sahip kalite özelliklerini taşımalıdır.

b. Ekim Zamanı

Çeltiğin ekim zamanını, yetiştirilecek çeşidin vejetasyon süresi, hava ve sulama suyunun sıcaklığı belirler. Çeltik için çimlenme ve fide devrelerinde en uygun sıcaklık 18–35oC arasıdır. Kritik sıcaklık ise 12-15C’dir. Çeltik ekiminin yapılabilmesi için su sıcaklığının asgari 12 o C olması gerekmektedir.Ülkemizde çeltik ekim zamanı, bölgelerimize göre değişmektedir. Marmara-Trakya ve Karadeniz bölgelerinde çeltik ekimi Mayıs ayının ilk yarısında yapılmalıdır. Ege ve Akdeniz bölgelerinde çeltik Nisan ortalarından Haziran sonuna kadar olan geniş bir zaman diliminde ekilebilmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise 20 Nisan 15 Mayıs arasında ekimin yapılması en uygun sonucu vermektedir. İç Anadolu bölgesinde çeltik ekimine biraz daha geç başlamalıdır. Bu bölgede çeltik 10–20 Mayıs arasında ekilmelidir. c. Tohumluk

Tohumluk seçiminde her şeyden önce hastalıksız, yabancı ot ve kırmızı çeltik (kart tohum) tohumlarından ari sertifikalı tohumlar tercih edilmelidir. Yalnız vasıflı tohum kullanarak verim önemli ölçüde arttırılabilir. Sertifikalı tohum kullanmak aynı zamanda pirinç randımanını ve ürünün pazar değerini de yükseltmektedir. Mümkün olduğunca 2–3 yılda bir tohum değiştirilmelidir.

Yüksek verim için birim alana atılacak tohum miktarı da çok önemlidir. Atılacak tohum miktarı; çeşidin özelliklerine, ekim zamanına ve toprağın verimlilik durumuna göre değişmektedir.

Ülkemizde ekimi yapılan küçük taneli çeşitler için 15 kg/dekar orta taneli çeşitler için 17–18 kg/ dekar ve iri taneli çeşitler için 20 kg/dekar tohum miktarı tavsiye edilmektedir. M2’ ye atılması gereken dane sayısı da 500–600 adettir.

1.5. Ekim Yöntemleri 

a. Serpme Ekim

Serpme ekim, farklı şekillerde uygulanabilir, elle serpme, gübre saçıcıları

ile serpme ve uçakla serpme gibi.

1. Elle Serpme

Genelde ülkemizde uygulanan ekim yöntemidir. Bu şekildeki ekimde, tohum elle su içerisine serpilir. Bunun için ekimden önce tohumlarda canlılığın uyandırılması, genç bitkilerin soğuk zararına karşı korunması ve çimlenmenin daha kısa zamanda tamamlanması amacıyla, tohumlar ıslatılıp şişirilerek ön çimlenmesi sağlanır. 

Ön çimlendirmenin yapılışı: Tohum çuvallar içerisinde 24-36 saat süreyle su içerisinde tutularak şişirilir. Şişirilen tohum; bir yere çuvallardan boşaltılarak yağılır. Bu şekilde 2-3 gün süre ile çimlenme (burunlaşma) işlemi meydana gelinceye kadar bekletilir, bu bekletme işlemi sırasında, belirli aralıklarla, tohum üzerine su dökülmelidir. Bu şekilde tohum kızışarak, canlılığın yitirmesi önlenmiş olur. Ayraca, günde bir defa kürekle, alttaki tohumlar üste gelecek şekilde karıştırılırsa, hem kızışma önlenmiş olur hem de tohumlarda mütecaniz çimlenme sağlanmış olur.          

Ön çimlendirilmesi sağlanmış tohumlar, suyla doldurulmuş tavalara elle serpilir (Resim 1.6). Tohumlar toprak yüzeyine tutunduktan 3–4 gün sonra tavalardaki su boşaltılır. Tavalara 5–6 gün süre ile su akışı durdurulur. Böylece genç çeltik bitkileri toprağa tutunup köklerini salar ve ilk yapraklarını verirler, daha sonra tarlaya ince bir su verilir.

2. Gübre saçıcıları ile serpme

Bu şekildeki ekimde önce tohumlar 24–36 saat su ile ıslatılır daha sonra 18-24 saat suyun sızması beklenir. Suyla şişirilmiş tohumlar gübre saçıcıları ile su içerisine saçılır.

3. Uçak ile Serpme ekim

Genellikle geniş işletmelerde uygulanan bir yöntemdir. Gübre saçıcıları ile serpme işleminde olduğu gibi şişirilen tohumlar uçakla su içerisine serpilir.

Bu yöntemle ekim, ABD ve Avustralya gibi ülkelerde kullanılmaktadır

b. Mibzerle ekim

Sıraya ekim için tava genişliğinin mibzerin çalışmasına uygun olması gerekir. Dar tavalarda mibzerle ekim işi güçleşir. Ayrıca mibzerle yapılacak ekimlerde arazinin çok iyi düzlenmiş olması gerekir

c. Fideleme

Fideleme çeltik üretiminde başarılı olmanın yolları tam mekanizasyon yetiştirme tekniği paketinin uygulanmasına bağlıdır. Bu paket içinde fide yetiştirme (yetiştirme ortamları, fide yaşı, kalitesi, vs.), arazi tesviyesi, dikim sıklığı, dikim derinliği, su yönetimi, gübreleme, yabanci ot kontrolü gibi dikim ve bakım işleri önem arz etmektedir.

Makine ile fidelemede yetiştirme dönemine göre tohumların viyollere ekim zamanı: Fideleme çeltik üretiminde bölge koşullarına göre fide yetiştirme zamanı amaca göre değişmektedir. Karadeniz bölgesinde erkencilik amaçlanıyorsa, ısıtmamız seralarda Nisan’ın ikinci haftasından sonra tohumların viyollere ekilmesi ve yaklaşık 2,5 – 4 yapraklı olduğu dönemde yani 20 – 25 günlük fidelerin Mayısı ilk yarısında tarlaya şaşırtılması gerekmektedir. Kışlık ara ürün yetiştirilmesi ve ardı sıra fideleme çeltik üretiminde mayıs sonunda hasat edilen kışlık ara ürün baklagil yem bitkileri veya karışımlarından sonra toprak hazırlığı haziran ilk yarısında tamamlanmalıdır. Haziran 15’inde yetişmiş fidelerin tarlaya şaşırtılması gerekir. Haziranın 15 de şaşırtılacak fideler Mayısın 20’sinde viyollere ekilmelidir. İkinci ürün çeltik yetiştiriciliğinde ise Temmuz’un ilk yarısını geçmecek şekilde dikim işlemi gerçekleştirilmelidir.  Burada kullanılacak fideler ise en geç Haziran 15 viyollere ekilmelidir. Bilhassa çeşit seçiminde dikkatli davranılmalı ve 7721, Loto gibi çeltik erkenci çeşitler tercih edilmelidir.

Viyollere atılacak tohum miktarı: Fideleme çeltik üretimi yapılacak alan dikkate alınarak fide yetiştirme alanı ve viyol sayısı belirlenmelidir. 1 dekar çeltik fidelenmesinde 5 m2 fide viyolü (28 cm x 58 cm edatlarında ve 30 adet viyol) yeterli olmaktadır. Viyollere tohum ekim makinasında çeltik tohum iriliği dikkate alınarak (0.1624 malana) 3500 – 4000 tohum düşecek şekilde ayarlanmalıdır (Resim 1.10). Ancak, çeltik beyaz uç nematoduna karşı mücadele için, ekim öncesi tohumluklar 3 saat soğuk suyu içerisinde tutulması, daha sonra 52 0C ‘de sıcak su dolu kap içerisinde 15 dakika bekletildikten sonra viyollere ekilmelidir. Bu uygulama sırasında embriyo zarar görmemesine dikkat edilmelidir. Bu yolla nematodlardan temizlenmiş tohumlukların kullanımı ile zararlının yayılması engellenebilir.

Viyollerdeki tohum miktarı Viyollere konulacak farklı yetiştirme ortamları: Dünya’da çeltik fidesi yetiştirmede farklı ortamları kullanılmaktadır. Bunlar, Sulu-yastık, kuru yastık, palet yastık, değiştirilmiş yastık ve viyol yetiştirme ortamlarıdır. Yetiştirme ortamlarından viyol haricindeki ortamlar için harç veya torf kullanılması söz konusu olamayıp, doğrudan arazinin belli bir bölüme ekilmesiyle yapılmaktadır. Ayrıca, elle fideleme yapılan alanlarda kullanılır. Makineli fideleme yapılacaksa viyollerde yetiştirilir. Fide yetiştirme ortamları, ortamların dezenfeksiyonu yapılmış, bitki besin maddelerince zenginleştirilmiş hazır torfda veya özel olarak hazırlanan harç toprağında yetiştirilmektedir. Hazır torf kullanılmasının steril olması, bitki besin elementlerini içermesi, fideyi en az 5-10 gün erken yetiştirmesi, hazırlanmasının kolay olması gibi önemli faydaları bulunduğu için tercih edilmektedir. Ancak, torf yanında farklı yetiştirme ortamları da kullanılmaktadır. Aşağıda, bunlardan dört farklı yetiştirme ortamı verilmiştir.

Bunlar sırasıyla;

  1. 6 kısım çiftlik gübresi + 3 kısım bahçe toprağı +1 kısım dişli dere kum
  2. 2 kısım çiftlik gübresi + 2 kısım orman toprağı +1 kısım dişli dere kum,
  3. 4 kısım çiftlik gübresi + 2 kısım bahçe toprağı + 1 kısım dişli dere kum, % 65-70 Bahçe toprağı + % 5-10 Çeltik Kavuz Külü + % 15-20 Çiftlik Gübresi + NPK gibi farklı uygulamalarla fide maliyetleri düşürülebilir. Ancak, bu ortamların herbirinde ekimden 8 – 10 gün sonra mutlaka ilave azotlu gübrelerin verilmesine ihtiyaç vardır.

Tercih edilen ortamlar, 0.4 mm’lık elekten geçirildikten sonra harç doldurma makinesine konulmalı, adından viyoller 2,5 – 3 cm derinliğinde doldurulmalıdır. Harçlar elekten geçirilmediği takdirde tarlaya şaşırtma esasında fideleme makinesinin çalışmasını engellemektedir.

Tohum ekme makinesinin ekim sıklığı ayarlanıp, otomatik olarak harç dolu viyollere ekim işlemi yapılmaktadır. Ekim işleminden sonra tohumların üzeri 0.5 – 1 cm arasında harç ile kaplanıp sıkıştırıldıktan sonra sulama yapılmalıdır (Resim 1.9). Fide gelişme ortamlarının karanlık veya aydınlık olması fide kalitesi ve gelişme hızını etkilemektedir (Kök gelişmesini teşvik için). Karanlık yetiştirme ortamında 2 -3 gün tutulan viyoller şartlara göre örtü altına ya da açık alana alınmaktadır.

Fideliklerde bakım işleri: Fideliklerde sulama, gübreleme gibi işlemlerin dikkatli bir şekilde yapılaması gerekir. Düzenli aralıklarla ortamlarda suyun doygun tutulması ve viyollere ekimden 10 gün sonra yaprağın koyuluk ve açıklığına göre, ikinci bir azotlu gübrenin verilmesine ihtiyaç duyulabilir. İhtiyaç halinde her bir viyole 2 – 3 gr etkili madde azotlu gübreleme yapılmalıdır.

Fide yaşı ve kalitesi: Fide kalitesine dönük dünyada yapılan çalışmalarda gövde uzunluğu, kalınlığı, gerçek yaprak sayısı, kök yaş ve kuru ağırlığı ile gövde yaş ve kuru ağırlığı bakılmaktadır. Ancak, asıl dikkate alınan kriterler, şaşırtılacak fidelerin koyu yeşil renkte ve köklerin açık beyaz renkte sağlıklı olması önemli olup 2.5 – 4 yapraklı olduğu (10 – 15 cm boyunda ve yaklaşık 20 günlük) dönemde tarlaya şaşırtılması gerekmektedir (Resim 1.12). Fidelerdeki yaprak sayısı 4’ü geçtikten sonra kardeşlenme başladığı için fideleme şoku artmakta ve verim azalmaktadır.

Kaliteli fide Tarlaya fidelerin şaşırtılması: Tam mekanizasyon fideleme yönteminde arazi tesviyesinin düzgün olması, fide dikim sıklığının ve derinliğinin ayarlanması bakımından önemlidir. Bilhassa dikim yapılacak alanın 2.5 cm yüksekliğinde üniform olarak su tutacak şekilde tesviye edilmesi zorunludur. Dikim derinliği 2.5 cm civarında olmalı bunun daha derin veya yüzlek olması durumunda kardeşlenme ve neticede verime olumsuz yansımaktadır.

Mevcut fideleme makinelerinda sıra arası 30 cm ile sabit olup ancak, sıra üzeri ayarlanabilmektedir (Resim 1.13). Sıra üzeri mesafe ülkemiz çeşitleri için şimdilik 8 cm olarak öngörülmektedir. Bunun nedeni, ülkemizde yetiştirilen çeşitlerin kardeşlenme potansiyeli düşük olduğu için hasatta m2 de en az 375 – 450 salkım olacak şekilde ayarlanması açısından önemlidir. Ülkemiz koşullarında yapılan bir çalışmada dikim sıklığının en az m2’ye 140 – 170 fide gelecek şekilde yapılaması önerilmektedir.

Tarlada su yönetimi: Makine ile dikimde su uygulama zamanı ve derinliğine dikkat edilmelidir. Dikim sırasında 2.5 cm olan su derinliği, dikimden sonra kardeşlenmeye kadar kontrollü bir şekilde 2.5 – 7.5 cm arasında tutulmalıdır (Resim 1.14). Kardeşlenme sırası ve sonrasında su seviyesi 10 cm’ye ve sapa kalkma ve dane dolum sırasında ise yine en az 10 – 15 cm arasında olmalıdır. Hasattan 20 gün önce su kesilmelidir.

Yabancı ot kontrolü: Yabancı otlar, gelişme yeteneklerinin üstünlüğü nedeniyle, çeltik tarlalarında ışık, besin maddesi ve su gibi faktörler bakımından uygun ortam bularak hızlı bir şekilde gelişirler. Fideleme çeltik ekim yönteminde arazi tesviyesinin iyi yapılması ve rekabet gücü yüksek fidelerin şaşırtılmasından dolayı yabancı ot populasyonu en az serpme ekime göre % 40 – 70 oranında azalmaktadır. Ekim yönteminin yabancı ot kontrolünün, tüm sezon boyunca etkisine dönük Hindistan da yapılan bir çalışmada, fideleme ekim yönteminde % 11 ürün kaybı meydana getirirken, serpme ekimde ise % 20 ürün kaybı meydana gelmiştir. Fideleme ekim yönteminde sıraya dikm söz konusu olduğu için fideler tarlaya şaşırtıldıktan sonra yabancı ot gelişimine bağlı olarak sıra aralarında mekanik mücadele aletle yapılabilmektedir.

1.6. Bakım İşlemleri  Çeltik yetiştirmede başlıca bakım işleri sulama, gübreleme ve yabancı ot

mücadelesidir. a. Sulama:

Ülkemizde genelde çeltik, devamlı sulama ile, tarla su altında tutularak yetiştirilir. Ekimden hasada kadar, tarla yüzeyi suyla kaplıdır. Su yüksekliği, bitkilerin gelişmesine bağlı bir şekilde tedrici olarak yükseltilir ve maksimum gelişme devresinde 15 cm civarında tutulur.

Yüksek ve düşük sıcaklıkların her ikisi de çeltik bitkisi üzerinde kötü etkiye sahiptirler. Çeltik de iki faktör, soğuk zararı meydana getirebilir. Bunlar, serin hava ve soğuk sulama suyudur. Düşük sıcaklıktaki suya, çeltik ekimi yapılırsa, çimlenme gecikir veya seyrek bir bitki örtüsü meydana gelir. Minimum su sıcaklığı 12 °C olmalıdır. Optimum sulama suyu sıcaklığı ise 25–30 °C arasıdır. Çimlenme için maksimum su sıcaklığı 42–44 °C’dir. Bu sıcaklıklardan sonra çimlenme olmaz. Gelişmenin her devresinde, 30 °C’nin üzerindeki su sıcaklıkları, ürüne olumsuz etki yapar. Yüksek sulama suyu sıcaklıkları, salkım sayısını azaltır ve başakcık sterilitesi oranını arttırarak verim düşürür.

Yetişme sezonu sırasında, çeltik tarlasına su akışı üst gübreleme sırasında durdurulabilir. Yalnız ekim sonrası yabancı ot uygulaması için tarladan su boşaltılması yapılmalıdır. Gelişmenin erken devrelerinde su kesimi, yabancı otların tekrar gelişmesini teşvik eder ve ikinci bir yabancı ot ilacı uygulanması zorunluluğu gerektirebilir. Aynı zamanda erken devrelerdeki su kesimi çiçeklenmeyi de geciktirir.

Hasat için su kesim zamanı çok kritik bir durumdur, dane dolumu sırasında toprak belirli bir rutubet derecesinde tutulmalıdır. Ancak hasatta, hasat makilarının kolaylıkla çalışabilmesi için hasat sırasında toprak yeterli miktarda kurutulmuş olmalıdır. Çok erken su kesimi, hasat sırasında kırık dane miktarını ve pirince işleme de pirinç randımanını düşürür ve tam olgunlaşmamış tanelerin meydana gelmesine neden olur. Su kesim zamanını; çeşit, toprak tipi ve sezonun geççiliği gibi durumlar belirler. Genelde, çiçeklenmeden 30–35 gün sonra, hasat için su kesimi yapılabilir. Bu da hasattan 10–15 gün önceye tekabül etmektedir.

Özet olarak Çeltik sulamasında şu yol izlenmelidir.

Yetişme Devresi Uygulanacak Yöntem
Çimlenme ve Fide Devresi Fide gelişmesi ve erken kardeşlenme için su yüksekliğinin 3-5 cm olması idealdir.
Kardeşlenme               devresi

ortaları (Üçkardeş )

Su yüksekliği 5–10 cm arasında olmalıdır.
Kardeşlenme devresi sonu Su yüksekliği 5–10 cm arasında olmalıdır.
Salkım oluşum devresi başlangıcı (Ekimden 55–60 gün sonra) Salkım oluşum devresi başlangıcından sonra su yüksekliği 15 cm ‘ye çıkarılmalıdır. Çiçeklenmeye kadar tarlada su kesimi yapılmamalı ve su seviyesi düşürülmemelidir.
Çiçeklenme devresi Su yüksekliği 15 cm olmalıdır
Dane doldurma devresi ve hasat için su kesimi Toprağın yapısı ve hava koşulları gibi faktörlere bağlı olarak, geç olum devresine kadar sulamaya devam edilmelidir. Hasattan 15–20 gün önce tarlaya su akışı durdurulmalı ve tavalardaki su boşaltılmalıdır.

Ekimi izleyen 5–6 günün sonunda çeltik tavalarının suyu tarla yüzeyinde su kalmayacak şekilde kesilir. Bu süre içinde çimlenen bitkilerin kökleri toprağa iyice tutunur. Bitkiler büyüdükçe su yüksekliği tedrici olarak artırılır.

Çeltik bitkisinin su gereksinmesi ile ilgili olarak iki kritik periyodu vardır. İlki kardeşlenmeden 10–12 gün öncesi, diğeri çiçeklenmeden 20 gün öncesi ile çiçeklenmeden 10 gün sonraki dönemi kapsayan 30 günlük süredir. Çeltiğin sulanması kesik ve sürekli sulama olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Daha çok sivrisinek mücadelesi için uygulanan kesik sulamada her 8-10 günde bir 2-3

gün süreli olmak üzere tavaların suyu kesilir ve kurutulur. Kesik sulamada sulama adedi 8–15 arasında değişmektedir. Devamlı sulama ekim yerlerinin meskenlerden 300 metre ve daha uzak olduğu hallerde yapılır. Bunda su tavalarda akar ve kesilmez. Sadece gübreleme, yabancı ot mücadelesi ve zorunlu hallerde kesilir. Her iki yöntemde de hasattan 15–20 gün önce tavaların suyu kesilir.

  1. Toprak Verimliliği ve Çeltiğin Beslenmesi Genellikle, bölgeden bölgeye çeşit, ekim zamanı, tohum miktarı ve hasat yöntemleri gibi uygulamalar değişse de, geleneksel ve organik çeltik üretim sistemlerinde ayrıcalıklı konular, toprak verimliliği (ekim nöbeti, gübreleme vb.), yabancı ot kontrolü, hastalık ve zararlı yönetimi, hasat-harman, işleme, depolama, ambalajlama gibi konular farklılık göstermektedir. Diğer yetiştirme tekniği ile ilgili yapılacak işler benzerlik göstermektedir.

Organik tarımda amaç toprağın canlılığının sürdürülmesi ve verimliliğinin korunmasıdır. Bu amaçla ekim nöbeti, örtü bitkisi, malçlama, uygun toprak işleme (minimum işleme, uygun alet ekipmanla ve yeterli toprak neminin olduğu koşullar vs.) gibi birçok uygulama yanında besin maddelerinin yeterli olmadığı durumlarda bazı gübre ve toprak düzenleyicilerinin kullanımına izin verilmektedir. Burada amaç, toprak verimliliğinin sürdürülebilmesi ve bitkilerin yeterli beslenebilmesini sağlamaktır. Makro ve mikro bitki besin elementleri ve organik madde kaynağı olarak katı ve sıvı çiftlik gübresi, yeşil gübre (yonca, bakla, fiğ vb.), torf, balık unu, çeşitli hayvan, bitki artıkları ve kentsel atıklardan elde edilmiş kompost, ağaç külü, deniz yosunları; topraktaki tuzluluk sorununu gidermek amacıyla Jips (CaSO4.2H2O), toprak reaksiyonunu (pH) düşürmek için Leonardit ve elementel kükürt (S), toprak yapısını düzenlemek amacıyla klinoptilolit, curuf, perlit, vermikulit kullanılabilir. Ayrıca humik asit gerek toprak fiziksel özelliklerini iyileştirmek gerekse de bitki besin elementlerinin alınımını kolaylaştırmak için kullanılabilecek bir girdidir.  

Ülkemizde üreticilerin kompost yapımı alışkanlığı olmadığı için işletmelerde bir yandan atık sorunu diğer yandan da organik madde açığı tartışılmaktadır. Yaygın eğitimlerle bu konunun üreticiye benimsetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Büyüme döneminde bir bitki tarafından topraktan kaldırılan bitki besinleri miktarı, büyük ölçüde bitki türü ve bitkinin ürün verimine bağlıdır. Bitki  ürün verimi ve besin alımı da, daha çok seçilen bitki türüne ve varyetelerine göre değişir. Örneğin, mahalli çeltik çeşidi dekardan 280 kg çelik ürünü için topraktan kaldırdığı besin miktarı NPK sırasıyla 82, 10, 100 kg olurken; geliştirilmiş çeşitlerin 800 kg/da çeltik ürünü için dekardan kaldırdığı NPK sırasıyla 152, 37, 270 kg olmuştur. % artış NPK da sırasıyla 85.4, 270.0 ve 170 olmuştur.

Toprak verimliliğin devamı için, derin köklü baklagillerle yeşil gübre bitkileri ile münavebe ve hayvan gübresi, ve değişik organik kompost uygulamaları esastır. Baklagil bitkilerinin yeşil gübre olarak uygulandığı çeltik arazilerinde yüksek verimli çeltiklerin N ihtiyacının %30-50’si karşılanabilmektedir. Bu sistemden elde edilen N, yeşil gübre bitkisinin türüne, çeşidine  uygulama zamanına,  toprak yapı ve özelliklerine bağlı olarak değişir.Yeşil gübre olarak kullanılan baklagiller toprak altına karıştırılır. Bu bitkiler çeltiğin ihtiyaç olan N’u başka bir ilaveye ihtiyaç olmadan büyük ölçüde sağlayabilmektedirler. Ayrıca yer altı üçgülü kendi kendini de tohumlayabilmektedir. Bu kendi gelen yer altı üçgülü yeni ekilen alanlara oranla daha iyi ve erken gelişmektedir. Bu sayede toprak işlemesiz çeltik ekimi de mümkün olmaktadır.

Organik sistemde verimin daha düşük olması nedeniyle ürün tarafından kaldırılan besin maddeleri miktarı geleneksel sisteme göre daha düşük olmasına karşın topraktan önemli miktarda besin elementlerinin uzaklaştırılması söz konusudur. Ülkemiz şartlarında kullanılabilecek organik toprak iyileştiriciler ahır gübreleri, kompost, çeşitli tarımsal atıklar (ayçiçeği sapı, mısır koçanı, pirinç kavuzu, vb.) ile kesimhane atıkları ( kantozu, kemik unu vb.) sayılabilir.

Yeşil Gübreleme Korede organik çeltik tarımında azot kaynağı olarak, çeltik sapı, yeşil gübre, kompost , NPK + kompost, NPK ve kontrol  olarak ele aldıkları çalışmada en fazla dekara çeltik verimi NPK (569 kg) uygulandığı parsellerden alınırken ikinci sırada yeşil gübre (529 kg), üçüncü sırada ise NPK + kompost (523 kg ) alınmıştır. En düşük dekara çeltik verimi ise kontrol (302 kg) ve Çeltik sapı (409 kg) uygulanan parsellerden alınmıştır.

Güney Hindistan’da organik çeltik üzerine yaptıkları bir çalışmada, inorganik gübre materyali olarak azotun dekara 10 ve 20 kg; fosfor ve potasyum ise 5’er kg alınmıştır.  Organik azot kaynağı olarak çiftlik gübresi dekara 1250 kg ve 0,2 kg azospirillum ve 50 kg azolla uygulanmıştır. Araştırma sonucunda en yüksek çeltik verimi NPK + 0,2 kg azospirillum ve NPK + 50 kg azolla verilen parsellerde dekara verim 410 kg olurken; çiftlik gübresi dekara 360 kg ile 3. sırada yer.

Geleneksel çeltik tarımında kimyasal gübrede % 65; kimyasal ilaçlarda % 18.2 olmak üzere toplam % 83,2 daha fazla girdi söz konusu olmuştur .

Filipinlerde çeltik organik tarımına dönük yaptıkları araştırmalarda yüksek verimli bir çeltik çeşidinde, organik ve kimyasal gübre kombinasyonlarını denemişlerdir. Beş yıllık araştırma sonucunda, organik gübrelerden dekara 300400 kg çeltik verimi alınırken, kimyasal gübrelerden dekara 500-600 kg ürün alınmıştır. Başka bir araştırma da ise çeltik sapı + kimyasal gübre uygulamasından dekara verim 525 kg olurken, çeltik sapı + mikroorganizma uygulamasında 611 kg ürün alınmıştır. Ayrıca, tavuk gübresinden ise dekara verim 601 kg olarak gerçekleşmiştir. Diğer bir araştırmada ise tavuk gübresi ile ticari organik gübreler karşılaştırılmış, dekara çeltik verimi birbirine yakın olmuştur.

Geleneksel tarımda toprağın iyileştirilmesi ekim nöbeti ile sağlanmakta ve planlı olarak uygulanmaktadır. Çeltik hasadından sonra sap ve anızlar yakılmakta, toprağın iyileştirilmesi için hiçbir organik madde bırakılmamaktadır.

ABD’de geleneksel çeltik üretiminde, hasattan sonra dekara yaklaşık 864 kg çeltik samanı ortaya çıkmakta olup toprağa karıştırıldığında, hastalıklara, toprak hazırlığında zorluklara neden olduğu için son yıllara kadar daima bir sorun olmuştur. Bu sorun hasattan sonra yakılarak giderilmeye çalışılmıştır. Ancak, son yıllarda gelişen teknoloji ile çeltik sap ve samanının kağıt endüstride değerlendirilmesi söz konusu olmuştur.

Geleneksel tarlaların bir çoğunda saman hasattan sonra yakılarak giderilir. Samanın yakılması ile toprak sterilize edilir. Anızın yakılmasının bir diğer sonucu da toprağa geri dönen organik madde miktarını çok azaltmasıdır.

Organik tarlalarda çeltik samanı yakılmaz. Samanı parçalar ve tarla üzerinde kauçuk silirdir ile ezerek toprak ile karışmasını sağlanır. Ardından tarla kış boyunca dinlenmeye bırakılır. Kışın, su kuşları (ördekler, turna, balıkçıl kuşları, kuğu ve diğer kuşlar) samanın ayrışmasına yardımcı olurlar. Su kuşu sürüleri toprak üzerinde kalan çeltik taneleri ile beslenirken toprağı işlerler. Bu doğa ve tarım arasındaki gerçek simbiotik (ortaklaşa)   yaşam  kurulmaktadır. Nutra Farmed tarlalardaki sap saman ve anız yönetimi organik tarlaların aynısıdır. İşletme gübrelerinin hayvan gübresi, yeşil gübre, kemik unu, kan tozu, boynuz ve tırnak tozu gibi çeşitleri vardır. Ancak işletme gübreleri içerisinde en çok, hayvan gübresi kullanılır.

Ahır gübresi, terkibinde bulunan azot, fosfor ve potasyum gibi bitki besin elementleri dolayısıyla, toprağı besin maddelerince zenginleştirir. Toprağa humus vererek de toprağı ıslah eder. Ahır gübresi, toprağın işlenmesini kolaylaştırır. Toprağın su tutma kabiliyetini ve havalanmasını arttırır.Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, % 40 gibi bir artış sağlar. Dekara verilen iki ton iyi ahır gübresiyle, toprağa 10 kg azot, 5 kg fosfor, 11 kg potas verilmiş olur.

Tavuk gübresi, azot içeriği yönünden diğer çiftlik gübrelerine oranla daha değerlidir, nem içeriği az ve kuru madde miktarı yüksektir. Ancak doğrudan kullanılması durumunda bitkide yanmalara neden olabilir. Bu nedenle ya toprağa az miktarda uygulanarak, veya sap, saman, turba ve yosun ile karıştırılarak bitki besin düzeyi seyreltilip kullanılabilir.

Organik tarım sisteminin önemli prensiplerinden biri çeltikte ekim nöbetidir. Yüksek ürün alınması ise toprak verimliliğinin en üst düzeyde tutulmasıyla sağlanabilir. Monokültür tarım yapılan bölgelerde toprak tek yönlü olarak devamlı sömürüldüğünden toprak verimliliği azalmakta, bu da birim alan verimini düşürmektedir. Ürünler uygun bir ekim nöbetine göre yetiştirildiklerinde verim % 10-15 daha fazla olmaktadır.

  1. Yabancı ot kontrolü :

Yabancı otlar, gelişme yeteneklerinin üstünlüğü nedeniyle, çeltik tarlalarında ışık, besin maddesi ve su gibi faktörler bakımından uygun ortam bularak hızlı bir şekilde gelişirler. Yabancı otların ürün maliyeti ve verim üzerindeki etkileri çok önem taşımaktadır. Bunun için yabancı ot kontrolünün zamanında ve uygun ilaç dozu kullanılarak yapılmasına dikkat edilmelidir. Ülkemizde çeltik tarlalarında sorun olan en önemli yabancı ot DARICAN’dır (Echinochloa spp.), Graminea familyasından tek yıllık ve tohumla yüksek oranda üremeye sahip bir yabancı ottur. Bilhassa fide ve gelişme devrelerinde morfolojik görünümü bakımından çeltiğe çok benzemektedir. Çeltikten koyu yeşil yaprak rengi, yaprakların gövdeden ayrılmasıyla anlaşılan ve genellikle hiç görülmeyen dilcik ve kulakçıklarla veya bazen çok körelmiş sık tüycüklerle kaplı bir kulakçığa sahip olmasıyla da ayırt edilir.

Çeltik tarlalarında sorun olabilen bazı diğer yabancı otlar.

  • Kız otu (Cyperus difformis)
  • Sivri saz (Scirpus maritimus L.)
  • Sivri dikenli sandalye sazı (Scirpus mucranatus L.)
  • Kurbağa Kaşığı ( Alisma plantago-aquatica L.)
  • Su menekşesi ( Butomus umbellatus L.)
  • Hasır otu (Typha latifolia L.)

Yabancı Ot Mücadele Yöntemleri

Çeltik tarımında ot mücadelesi şu yöntemlerle yapılabilir; kültürel tedbirler, mekanik yolla ve kimyasal mücadele.      Kültürel Tedbirler a ) Tarla iyi tesviye edilmelidir.

b )Yabancı ot tohumlarından ari, temiz tohum kullanılmalıdır. c) Münavebe uygulanmalıdır.

  1. Ekim; uygun bir bitki sıklığı sağlanacak şekilde yapılmalıdır. Düzgün bir bitki örtüsü yabancı otların çıkışını engeller ve yabancı otlarla rekabeti arttırır.
  2. Gübreleme; eğer gübreleme zamanında ve uygun dozda yapılırsa, bitkilerin gelişmesini hızlandırır ve bu da yabancı otlarla rekabeti kolaylaştırır.
  3. Sulama; ekimden hasada kadar çok gerekli haller dışında, (Yabancı ot ilacı veya gübre uygulaması gibi) su kesimi yapılmamalı.
  4. Alet ekipman temizliği; vejatatif olarak veya rizomlarla üreyebilen yabancı otların, taşınarak yayılmasını önlemek için, alet-ekipman taraladan tarlaya geçerken iyi temizlenmelidir.

Mekanik Mücadele

Mekanik yolla mücadelede akla gelen en önemli yöntem; yabancı otların elle sökülüp tarladan uzaklaştırılmasıdır. Ancak bu yöntem pahalı ve çok yavaş yürüdüğü için tavsiye edilmemektedir.

Yabancı otlar, gelişme yeteneklerinin üstünlüğü nedeniyle, çeltik tarlalarında ışık, besin maddesi ve su gibi faktörler bakımından uygun ortam bularak hızlı bir şekilde gelişirler. Yabancı ottan dolayı meydana gelen zarar oranı bazı faktörlere bağlı olarak  değişir. Yabancı otların tür ve gruplarına göre Filipinler de serpme ekimde sazlar ve geniş yapraklı otlar meydana getirdiği ürün kaybı % 24 iken, fidelemede % 67 olmuştur. Yabancı ot yoğunluğu, ABD’ de yapılan bir çalışmada m2’de 11, 54 ve 269 adet darıcan olduğunda tane verim kaybı sırasıyla % 25, 49 ve 79 olmuştur.  Çeltiğin darıcanla rekabet süresi 20, 40, 50 ve 65 ve tüm sezon dikkate alınarak yapılan bir çalışmada sırasıyla ürün kaybı % 9, 20, 35, 43 ve 79 olmuştur.

Ekim yönteminin yabancı ot kontrolünün, tüm sezon boyunca etkisine dönük Hindistan da yapılan bir çalışmada, fideleme ekim yönteminde % 11 ürün kaybı meydana getirirken, serpme ekimde ise % 20 ürün kaybı meydana gelmiştir.

Çeşit faktörü ise, kısa boylu, dik yapraklı ve geç olgunlaşan çeşitler, erken olgunlaşan uzun boylu ve az yapraklı çeşitlere nazaran, yabancı otlarla daha az rekabet etme gücüne sahiptir.

Çeltik tarlasını verimlilik seviyesi artıkça yabancı ot kontrolü zorlaşır. Toprağa ilave azot uygulandığında, bu sorun daha da artmaktadır. Azot uygulama zamanının seçimi çeltik bitkisinin optimum şekilde yararlanabilecekleri zamana göre çok iyi ayarlanmalıdır. Özellikle erken devrelerde uygulanan azot ve fosforun yabancı ot sorununu artırdığını gözlenmektedir.

Modern çeşitlerin ekilmesiyle, fazla miktarda gübre kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu da yabancı otların gelişmesini teşvik etmektedir. Eğer yabancı ot kontrolü iyi yapılmamışsa yabancı otlar kullanılan gübrelerin önemli kısmını topraktan almakta, bu da verimin düşmesini ve boşuna gübre masrafı yapılmasına neden olmaktadır.

Sulama rejimi ve su kontrolüne gelince, ABD’de sezonun erken

devrelerinde çeltik tarlasının 10-20 cm derinlikte, su altında bırakmak, darıcan miktarını azaltmıştır. Ancak çeltik bitkilerinin zayıf düşmesine neden olmuştur. Darıcan 1-4 yapraklı dönemde su ile daha kolay kontrol edilirken ileriki dönemlerde su ile kontrolü zorlaşmaktadır. Tarla su altında bırakılarak çeltik yetiştirilmesinde, yabancı ot kontrolünde, sulama önemli bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarlada çıkan yabancı otların türü ve çıkışları, tarla rutubeti ve tarlada bulunan su derinliğini ile yakından ilgilidir. Çeltikte devamlı 2.5 cm derinliğinde su uygulandığında, sazlar, geniş yapraklı otlar ve darıcanlar daha baskın olarak ortaya çıkmaktadır. 15 cm derinliğindeki su da saz ve darıcanlar elimine edilebilirler. Kesik sulama veya kısa süreli keserek, tarlayı kurutma, yabancı ot gelişmesini teşvik eder. Yabancı ot kontrolünde bitki sıklığı azaldıkça yabancı ot populasyonu artar. Sık bitki örtüsü yabancı ot yoğunluğunu azaltır ve verimi artırır. Yabancı ot sorunu azaltmak için, ekimde tohum miktarı dekara 20 kg’dan, 25 kg’a çıkarıldığı zaman geniş yapraklı yabancı otlar artmakta, sazlar ise daha az yoğunlukta ortaya çıkmaktadır. Malezya’da yapılan bir çalışmada, dekara 15 kg ve 6-7 kg tohum atıldığında darıcanın yoğunluğunun sık ekimde önemli ölçüde azaldığı gözlenmiştir. Toprak verimliliğinden sonra organik çeltik tarımında yabancı ot kontrolü üretimin temel prensiplerini teşkil eder. Organik çeltik üretiminde yabancı ot kontrol yöntemi uygulamalarında ekim nöbeti çok önemlidir.

Üç yıllık uygulamalar, iki yıllık çeltik-bir yıl soya fasulyesi yada, üç yıl çeltik-bir yıl soya ve birkaç yıl diğer tarla bitkileri (sorgum, buğday, mısır v.b.) ekim nöbetine girmesi söz konudur. Eğer ekim nöbeti uygulamaları düzenli ve sürekli yapılırsa yabancı otların yoğunluğu azalmakta mücadele kolaylaşmaktadır. Kızılırmak deltası çeltik tarlalarında sorun olan en önemli yabancı ot darıcan (Echinochloa spp.)’dır. Ayrıca, topalak (Cyperus türleri), ayrık (Paspalon disticum), kamış otu (Phragmites spp), saz otu (Scirpus spp), kurbağa kaşığı (Alisma plantago-aquatica l.),  ve kuzu kulağı (Labada spp) da mevcuttur. Genel olarak darıcanı 100 kabul ettiğimizde diğerleri sırasıyla, % 13,28,20,10,18 ve 7 görülmektedir.

Organik çeltik tarımında ABD’de uygulanan bazı yabancı ot kontrol yöntemlerinin esası, arazi tesviyesinin iyi yapılması, tavaların iyi hazırlanması, su uygulama rejimi ve yönetimi, yabancı otları baskıyı almak için tarlayı tamamen su ile doldurulmasını ve bitkiyi barız bir avantaj sağlanmasını hedeflenmektedir. Suyla doldurmak, tarla düzgün bir şekilde tesviye edildiyse, daha etkili olacaktır. Tesviye işlemi, suyun derinliğinin üniform olmasını ve tarlanın daha hızlı bir şekilde doldurulup, boşaltılabilmesini sağlamaktadır. Mekanik el veya makine ile yapılmaktadır. Mekanik yolla mücadelede akla gelen en önemli yöntem, yabancı otların elle sökülüp tarladan uzaklaştırılmasıdır.

Ancak bu yöntem pahalı ve çok yavaş yürüdüğü için tavsiye edilmemektedir.

ABD’de organik ve azaltılmış girdi ile üretim yapan çeltik üreticileri, kendilerine göre farklı uygulamalar geliştirmişlerdir. Bazı uygulamaları şöyledir;

Arkansas’ta uygulanan organik çeltik üretiminde uygulanan ekim nöbeti uygulamasında çeltik-soya fasulyesi, kışlık buğday-yazlık nadas. Çeltikte su uygulama yöntemi ise  tesviye edilmiş araziyede su derinliği yaklaşık 2.54-4.0 cm düzeyinde tutulmakta, tarladaki yabancı otun türüne  göre su kesimi ve salımı hızlı bir şekilde yapılmaktadır. Organik çiftlik gübreleri ekimden önce tavalara verilip karıştırılmakta ve 10 cm yüksekliğinde su doldurularak yaklaşık 10-12 gün yabancı otlar suya boğdurulmaktadır. Suda yaşayan kurtların kontrollerin ise ya suyu boşaltılıp toprağı kurutarak sağlamakta, yada temiz su ekleyerek sağlamaktadır. Bu uygulama 18 yıldır organik çeltik üretim yapan bir işletmenin uygulamasıdır.

Kaliforniya’da çok sayıda organik çeltik üreticisi vardır. Bunlar N ihtiyaçlarını yeşil gübre olarak yetiştirdikleri fiğlerden temin etmektedir.

Üreticiler fiği ilkbaharda 18 cm yükseklikten biçmekte toprağa karıştırıp, toprak ve tava hazırlığını yapıp kuruya çeltik tohumu ekmektedir. Ekimi takiben tavalara su verilmekte, çeltikler çimlendikten sonra tavalardaki su boşaltılmakta ve kurumaya bırakılmaktadır. Tarla kuruduktan sonra hemen tavalar su ile doldurulmaktadır. Yabancı ot kontrolü için su seviyesi yine burada da önem kazanmaktadır. Çeltikte su kesmedeki verim kaybının fazla olmadığı, yabancı otları kontrol ettiği belirtilmektedir. Çeltik üreticileri hasadı tane nem içeriği % 17 olduğunda yapmaktadır. Tarla anızlı olarak bir yıl nadasa bırakılmaktadır.

Arkansaslı bazı çeltik üreticileri buğday-çeltik, karışık ekim sistemi uygulamaktadır. Bu uygulama girdilerde dekara 12.5-17.5 $ azalmaya olduğunu, toprak işleme ve yabancı ot ilacı uygulamasının ortadan kalktığını belirtmektedirler. Ara ürün çeltik, buğdaylar süt olum döneminde iken yapılır. Daha sonra tavalara su verilir. Üreticiler süt olum döneminde aşırı su uygulamasının buğdaya süt olum döneminde zarar vermediğini belirtiyorlar.  Daha sonra tarla buğdayın hasadı için kurutulur ve bu dönemde çeltik fide boyları 5-10 cm civarında olduğundan hasat sırasında zarar görmemektedir. Buğdayın hasadından sonra tarlaya azotlu gübre uygulanmaktadır. Bu uygulamanın organik çeltik üretimi için uygun olduğu belirtilmektedir. Bu uygulamanın en büyük avantajı yabancı ot kontrolünü sağlamasıdır. Bu sistem 1970 yıllardan beri uygulanmakta ve üreticiler başarısızlıkla karşılaşmamıştır.

Arkansastaki bazı çeltik üreticileri Kasım ayı başında tavalar  kapatılmakta ve Şubat ayına kadar, kışın yağan yağmur suları tutulup tavalarda biriktirilmekte, Mart ayına kadar drenaj yapılmamaktadır. Ekim zamanı tavalarda biriktirilen bu sular kullanmaktadır. Bu uygulamanın sağladığı yararları; anızın hızlı çürümesi, toprak erozyonunu engellemesi, suda yaşayan küçük canlılara yaşam artma sağlaması, kırmızı çeltik kontrolü sağlanmaktadır. Ancak, tavalarda yabancı ot yoğunluğu artmaktadır. Bazı üreticilerde kırmızı çeltikle mücadele için ön çimlenmeye alınmış tohumları ekerek kırmızı çeltikle rekabeti artırmaktadır. Kırmızı çeltik sorunu olan alanlarda, çimlenmiş olan kırmızı çeltiği öldürmek amacıyla yapılacak olan tavaları su ile doldurma öncesinde toprak hazırlığı en iyi şekilde yapılması gerekmektedir. Arkansasta çeltik üreticileri ön çimlendirmeye alınmış çeltik tohumların kullanılmasını önermektedir. Ayrıca, kışın ördekleri ve kazları da kırmızı çeltiğin mücadelesinde etkili olduğu, yapılan bir araştırmada  kırmızı çeltik tohumlarının % 97’sini yedikleri belirtilmektedir. Bunun yanı sıra diğer yabancı otları da yediklerin, çeltik anızınıda  parçaladıkları belirtilmektedir.

Kaliforniya çeltik tarlalarındaki başlıca yabancı otlar; saz otları, geniş yapraklı otlar ve ayak otu’dur. Geleneksel tarımda herbisit ve pestisit uygulanması düzenli olarak yapılmaktadır. Organik tarlalarda ise sadece federal organik kanunların ve devlet tarafından müsaade edilen kimyasallar kullanır. Su yönetimi ve ekim nöbeti en önemli yabani ot ve  hastalık kontrol araçlarıdır. Su otlarını kontrol etmek için tohum ekildikten bir hafta sonra yaklaşık 21 gün süre tarlaya 38 cm derinliğinde derin su uygulanır. Daha sonra tarla 35 gün kurumaya bırakılıyor.  Kurutma metodu ise geniş yapraklı ve ayak otlarını öldürmek için kullanılırken çeltik bitkisine zarar vermediği belirtiliyor.

Yabani otlar daimi solgunluğa girdikten sonra 7.37-10.16 cm yüksekliğinde tavalar su ile doldurulur. Nutra Farmed uygulanan çeltik tarlalarında ise kimyasal ot ilacı kullanımı kaçınılmaz olursa,  işletme sahibinin tecrübesine göre sadece ihtiyaç olduğunda tavsiye edilen dozun yarısının veya ¾‘ünü uygulanmaktadır. Çeltik tarlalarında geleneksel çiftçilere göre daha fazla yabani ota izin verilmekte ve kimyasal kullanımını önemli ölçüde azaltacak şekilde daha düşük ürün almayı göz önüne almaktadırlar.

Kaliforniya’daki çiftçiler için su çok değerlidir. Çünkü çeltik üç yada daha fazla ay boyunca 7.35 yada 10.16 cm su altına kalmaktadır. Bu nedenle, Kaliforniya’da en çok su kullanan ürün olarak bilinmesine neden olur. Çeltik tarlası, yılda bir dönüm başına 2.3 cm kadar su kullandığı düşünülür ki bu, yonca, fasulye ve  kavun için kullanılan sudan daha azdır. Lundberg  çiftliğinde su tasarrufu sağlayan bir uygulama söz konusu olup, su seviyesini dikkatlice izleyerek ve ekimden sonra yabani ot  kontrolü veya çeltik bitkisinin gelişimini engellemeyecek kadar sulama yaparak sağlamaktadırlar. d. Zararlı ve Hastalıkları Yönetimi 

Çeltikte, böcekler tarafında meydana getirilen zararlılar yurdumuzda genellikle önemli değildirler. Çeltik tarlaları su ile dolu için tepegöz vb. zararlılar büyük sorun oluşturmazlar. Aynı arazide üst üste yetiştirilen kültür bitkileri toprakta belirli hastalık ve zararlıların oranını artırarak verimsiz olmasına neden olur. Düzenli bir ekim nöbetiyle hastalık ve zararlılar kontrol edilebilir. ABD’de organik çeltik tarlalarında ise sadece derin sulama ve kurutma ile ve devlet ve federal organik kanunlar tarafından izin verilen bir bakır ürünü olan bordeaux karışımını ile doğal kontrolleri kullanmaktadırlar. Ayrıca, ekim nöbeti ve toprak koruma yöntemleri ile yeni çeltik çeşitleri geliştirilerek sağlıklı ve dengeli bir çevrenin sürekliliğini sağlamaya çalışmaktadırlar.

  • Ülkemizde ekonomik ölçüde sorun yaratabilen, üç önemli mantarı çeltik hastalığı vardır. Bunlar çeltik yanıklığı (Pyricularıa oryzae) , kök boğaz çürüklüğü (Fusarium moniliforme) ve Kahverengi yaprak lekesi(Helmithosporium oryzae) ‘dir.
    1. Çeltik Yanıklık Hastalığı (Pyricularia oryzae) Belirtisi:

    Bu hastalık, bitkinin yaprak ayasında, kınında, sap ve salkım kısımlarında iğ veya baklava şeklinde iki ucu sivri, ortası gri veya bej, etrafı kahverengi veya kırmızımsı lekeler şeklinde semptomlar gösterir. Ağır enfeksiyon durumlarında, bitki tamamen yanıp kuruyabilir. Hastalıktan dolayı bazen tarladan hiç ürün alınmayabilir. Hastalık, alınan ürün miktarını düşürdüğü gibi elde edilen ününün pirinç kalitesini de düşürmektedir. Hastalık etmeni hastalıklı tohumlar, tarlada kalan hastalıklı bitki artıkları ve toprakla taşınır.

    Hastalığın meydan çıkmasını sağlayan uygun koşullar

    • Yüksek nispi rutubet (% 80 ‘nin üzerinde),
    • Aşırı dozda Azotlu gübreleme,
    • Azotlu gübre uygulama zamanının iyi ayarlanamaması, özellikle gelişmenin erken dönemlerinde, fazla miktarda azot uygulanması,
    • Geç ekim yapmak,
    • Bitki sıklığının fazla olması,
    • Bulutlu ve yağışlı günlerin fazla olması,
    • Yüksek hava sıcaklığı (28–30 o C), ü Soğuk veya serin sulama suyudur.
    • Talanın susuz bırakılması. Tarla susuz bırakıldığında, toprak hava ile temas eder ve toprak azotu nitrata dönüşür, buda hastalık riskini arttırır.

    Kontrolü  Kültürel Tedbirler

    • Dayanıklı çeşit yetiştirmek,
    • Aşırı Azotlu gübre kullanımından kaçınmak,
    • Sık ve geç ekim yapmamak,
    • Münavebeli ekim yapmak ,
    • Hasat sonu, hastalıklı bitki artıkları tarladan temizlenmelidir.
    • Sulama suyunun soğuk olmamasına dikkat etmek.
    • Tarlayı susuz bırakmamaktır.
    1. Kahverengi Yaprak Lekesi (Helmithosporium oryzae) Belirtisi:

    Koleptil ve çimlenen danelerin kökleri üzeride; küçük, yuvarlak kahverengi lekeler oluşur, daha sonra bu lekeler birinci ve ikinci yaprak üzerinde renk değişikliklerine sebep olur. Bazı durumlarda, mantar aynı zamanda kökleri de enfekte eder ve köklerin rengi siyaha dönüşür. Hastalıklı bitkilerin gelişmesi durur veya ölürler. Yaşlı bitkilerin yapraklarında görülen lekeler, yuvarlak veya oval şekildedir, lekelerin orta kısmı açık kahverengi veya gridir, kenarları kımızımsı kahverengidir. Hastalığa orta derecede hassas çeşitlerde lekeler, 1–4 mm ve duyarlı veya çok yüksek derecede hassas çeşitlerde 5–14 mm uzunluktadır. Dayanıklı çeşitler üzerinde ise mantar ince, küçük koyu lekeler meydana getirir. mantar aynı zamanda, dane kavuzu üzerinde de leke meydana getirebilir ve daneler siyah renk alabilir.

    Hastalığın Oluşmasında Etkili Faktörler

    Bazı potasyum, mangan, magnezyum, silisyum, demir ve kalsiyum gibi besin elementlerinin eksikliğinin görüldüğü topraklarda, kahverengi yaprak lekesi hastalığı, daha fazla görülür. Azotun hem yüksek hem de düşük dozda olmasının her ikisi de çeltik bitkilerinin, bu hastalığa olan duyarlığını arttırır.

    Kalsiyum, asit topraklarda, pH’ı yükseltip asitliği nötralize etmek için uygulanır. Ancak, besin maddesi solüsyonu 30 ppm kalsiyum içerdiğinde, kahverengi yaprak lekesi hastalığının zararı azalmaktadır, 50 ppm olduğunda hastalık artmaktadır.        Mangan‘nın (Mn) bitki tarafından alınabilirliği öncelikle, toprağın pH’sına bağlıdır. Torakta mangan konsantrasyonunun artması veya bitki tarafından alınması sonucu, duyarlı veya dayanıklı çeşitlerin kahverengi yaprak lekesi hastalığından zarar görme riskini azaltır .

    Magnezyum ve demir seviyesi ile kahverengi yaprak lekesi hastalığı zararı arasında negatif bir ilişki vardır. İki elementte hastalığın azalması yönünde etki yapmaktadır.

    Hastalığın Kontrolü

    Kahverengi yaprak lekesi hastalığını kontrol etmenin en önemli yolu, toprakta, besin maddelerini uygun bir şekilde bulundurmak ve susuzluk stresi meydana getirmemektir. Kahverengi yaprak lekesi hastalığı, patolojik bir hastalık olmaktan ziyade, besin maddesi ve fizyolojik bozuklukların bir göstergesidir.

    Hastalığı kontrol etmenin en ekonomik yolu, dayanıklı çeşit yetiştirmektir. Bunun yanında, tohum ilaçlaması, yapılarak, fide devresindeki enfeksiyonu önlenebilir. Azotlu gübreyi uygun dozda kullanmak ve münavebe uygulamak gibi yöntemlerde hastalığın kontrolünde önerilebilir.

    1. Çeltik Kök Boğaz Çürüklüğü (Fusarium moniliforme) Belirtisi: Hastalık etmeni mantar, çeltik bitkisinin kök ve kök boğazını hastalandırır. Genç çeltik bitkilerinde görülen bakanea simptomları, normal bitki boyundan daha uzun oluşu, ince gelişmesi ve sarımsı yeşil renkte olması ile ayırt edilir. Bazı durumlarda ise aynı hastalığa sahip bitkiler cüce kalabilmekte veya normal boyda olabilmektedir.

    Çeltik bitkisinde, sapa kalkma devresinde bakanea belirtileri görülebilir.

    Bu durumda, uzun boylu olan, genellikle kardeşlenmemiş (1-2 kardeş) olarak görülen bitkilerin (Resim 1.25) yaprakları kurur ve bitkiler birkaç hafta içinde ölürler. Tümüyle beyaz görünen bitkiler, normal bitkilerden çok önce salkım çıkarırlar ve beyaz renkli olan salkımlarda sadece boş kavuzlar bulunur.

    Salkım çıkarma dönemindeki belirtisi ise, bitkilerin normal gelişmesini tamamlayıp salkım çıkarmasından sonra, dane doluma geçmeden kuruyup ölmesi ve beyaz başaklara sahip olmasıdır (Çiftçiler bu tip belirtiye beyaz başak demektedirler) (Resim 1.26). Bu bitkiler incelendiğinde, alt kısımlarında, su düzeyindeki birinci veya ikinci boğumda, mantar beyaz veya pembe misel ve konidi kümelerinin oluşması ve alt boğumlarda görülen çok sayıdaki havayı kök ile hastalık kolaylıkla tanınabilir.

    Hastalık önemli ölçüde tohumla taşınır, hastalık taşınmasında, hastalıklı bitki artıkları da etkili olmaktadır.

    d. Çeltik Beyaz Uç Nematodu Zararlısı (Aphelenchhoides besseyi)

    35’den fazla familyaya dahil olan ve bitkilerde parazitik etki yapan, 130

    nematod türü çeltikle ilişkilidir. Ancak, bunlardan çok az miktarı çeltik bitkisinde hastalık arazı meydana getirmektedir. Ekonomik ölçüde zarar meydana getirenler şunlardır; Aphelenchoides besseyi, Ditylenchus angustus, Hirschmanniclle spp. Criconemella spp. Meloidogyne spp. Heterodera spp. Pratylenchus spp. Ve Hopololaimus indicus. Bu nematodlardan Aphelenchoides besseyi, çeltik beyaz uç yanıklığı ve Ditylenchus angustus urfa hastalığı meydana getirir. En zararlısı beyaz uç yanıklıdır.

    Bütün çeltik yetiştirilen ekolojilerde görülebilir ve beyaz uç yanıklığı meydana getirir Bu nematodun bulunması için konukçu olan bitkilerin bulunmasına gerek yoktur. Aynı zamanda, mantarlar üzerinde de yaşamını sürdürebilir.

    Çeltik beyaz uç nematodu dış karantinaya tabi bir zararlıdır. Ancak, 1995 yılında ilk defa Balıkesir ilinin Gönen ile Edirne’nin İpsala ilçelerinde görülmüştür. Zararlının etkili olduğu sahalarda, %50-60’lara varan oranlarda zararlar tespit edilmiştir.

    Konukçuları

    En önemli konukçuları çeltik ve çilektir. Bunun yanında, Çin lahanası, soğan, soya fasulyesi, şeker kamışı, tatlı mısır, tatlı patates, marul, çok sayıdaki buğdaygiller, orkide, Meksika ayçiçeği ve İtalyan darısı, bazı darıcan ve saz türleri ile süs bitkileri de konukçuları arasında yer almaktadır. Diğer taraftan, Alternaria spp, Fusarium spp, Helminthosporium spp, Sclerospora spp ve

    Sclerotium oryzae gibi çok sayıdaki saprophytic ve pathogenic mantarlar üzerinde de çoğalabilir.

    Coğrafik Dağılımı

    Kıtalar itibarıyla beyaz uç nematodunun görüldüğü ülkeler;

    • Avrupa: Bulgaristan, Macaristan, İtalya, Rusya, Slovakya,
    • Asya: Afganistan, Azerbaycan, Bangladeş, Kamboçya, Çin, Hindistan, Endonezya, İran, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Laos, Malezya, Burma, Nepal, Pakistan, Filipinler, Srilanka, Tayvan, Tacikistan, Tayland, Özbekistan, Vietnam.
    • Afrika: Benin, Burkina Faso, Burindi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çat,

    Mısır, Gabon, Gambiya, Gana, Kenya, Madagaskar, Malavi, Mali, Nijerya, Senegal, Sierra Leone, Güney Afrika, Tanzanya, Togo, Uganda, Zaire, Zambiya ve Zimbave

    • Kuzey Amerika: ABD (Arizona, Kaliforniya, Florida, Havai, Louisiana, Texas)
    • Orta Amerika ve Karayipler: Küba, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Panama
    • Güney Amerika: Arjantin, Brezilya, Ekvator.
    • Okyanusya: Avustralya, Fiji Adları.
    1. besseyi ilk defa 1915 yılında Japonya’da görülmüştür. ABD’denin güney eyaletlerinde ise, ilk defa 1935 yılında gözlenmiştir. Ancak, besin maddesi eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmüştür. Rusya’da Krasnodar bölgesinde beyaz uç nematodu ilk defa 1939 yılında tespit edilmiştir. İtalya’da ise 1996 yılında fark edilmiştir. Ülkemizde ekonomik ölçüde zararı, ilk defa 1995 yılında gözlenmiştir.

    Hastalığın Belirtisi

    1. besseyi’nin tipik belirtisi, bitkilerin bayrak yapraklarının ucunun 3-5 cm kısmının beyazlayıp kurumasıdır (Resim 1.27). Gelişmenin erken devrelerinde, genç yaprakların uç kısmından 5 cm’lik kısmı beyazlaşır. Bu yaprakların uçları daha sonra kurur ve parçalanır. Diğer belirtiler, bayrak yaprağının kıvrılması ve çıkan salkımı gizlemesidir (Resim 1.28). Salkımda dane sayısının azalması, steril başakçıkların meydana gelmesi, danelerin incelip küçülmesi ve 1000 dane ağırlığının azalmasıdır. Bazen hastalıklı yaprağın orta veya alt kısmı daha koyu yeşil renktedir. Diğer belirtileri, bitki boyu ve salkım uzunluğunun kısalması, dane doldurma ve olgunlaşmanın gecikmesi, üst boğumlarda kardeşlerin oluşması şeklindedir. A. besseyi ile enfekte olmuş bitkilerin hepsinin, yaprak ve salkımlarda bu karakteristik belirtiler görülmeyebilir. Nematod çeltik bitkisinin yaprağının uç kısmı ile gelişme noktasından beslenir.

    Nematodun Biyolojisi

    Nematod önemli ölçüde, tohumla taşınmaktadır. Aynı zamanda, hastalıklı kavuz ve bitki artıkları ile tarladaki yabancı otlarda da kışı geçirebilir. A. Besseyi kuru tohumda canlılığını 2-3 yıl devam ettirebilir. Fakat tarlada kalan tohumlarda

    4 ay sonra ölür. Toprakta iki ürün arasında geçen süre zarfında canlılığını koruyamaz.

    Tohumun çimlenmesinden sonra, nematod tohumdan çıkar ve çıkan bitkinin premordiası üzerinde beslenir. Daha sonra, sap ve yaprağın büyüme noktası üzerine geçer ve oradan salkım oluşum döneminde, başakçıkların üzerine geçer. Tozlanma devresinden önce, nematodun çoğalma oranı yüksektir. Tozlanmadan sonra, çoğalma oranı yavaşlar ve daha sonra olgunlaşmış danede çoğalma durur. Olgunlaşmadan önce dane kavuzu üzerinde bulunan nematodlar, olgunlaşmadan sonra dane içerisine yerleşir. A. besseyi, eğer atmosferdeki rutubet %70’in altında ise aktif değildir. Nematod su tabakası ile kaplı ise bitkinin toprak üstü organları üzerinde hareket eder. A. besseyi‘nin gelişebilmesi için optimum sıcaklık 23-32 º C ‘dir. Nematod

    13-43 º C arasındaki sıcaklıklarda aktif durumdadır. 43 º C’nin üzerindeki sıcaklıkta ölür. Hayat devresini 21 º C sıcaklıkta 10 günde, 23 º C ise 8 günde tamamlar. Bir sezonda birkaç generasyon çoğalabilir. Zararlıyla bulaşık tohumlarda, tohum başına bulunabilen nematod sayısı (0) ile (64) arasında değişebilir. Çok bulaşık ve az bulaşık 100 tohumda bulunabilen nematod sayısı ise 1241 ve 132 arasında değişim gösterebilmektedir. Nematodun önemli bir kısmı 25-30 º C sıcaklıkta, suyla ıslatılmış tohumlardan 72-88 saat içerisinde dışarı çıkarlar.

    Nematodun tarladan tarlaya taşınması, sulama suyu, rüzgar, hayvanlar, insan faaliyetleri, alet ekipman ve bitki artıkları ile de olabilmektedir.

    Fazla azotlu gübre kullanılması, havaların yağışlı ve rutubetli gitmesi ve sık ekim yapılması gibi koşullar da nematodun gelişmesini teşvik etmektedir.

    Nematodun Meydana Getirdiği Kayıp

    Beyaz uç nematodu etkili bir şekilde zarar yaptığı tarlalarda %50-60’a varan ürün kayıpları meydana getirebilmektedir. Nematod zararından dolayı salkımlar küçülmekte, boş başakçıklar oluşmakta ve daneler incelmektedir. Buda önemli miktarda ürün ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Nematod zararı sonucu daneler incelip sertleştiğinden pirince işleme sırasında fazla kırılma meydana gelerek, pirinç randımanı düşer. Ayrıca, elde edilen pirinç iyi bir görüntü vermemektedir. Bunun yanında, çeltik ve pirinç 1000 dane ağırlıkları azalmaktadır.

    Nematodun Kontrol Edilmesi

    Nematod, önemli ölçüde tohumla taşındığı için, nematod içermeyen tohum kullanılması en iyi kontrol mekanizmasıdır. Ancak, diğer güvenilir bir kontrol şekli de, sıcak su uygulamasıdır. Az miktardaki tohumların 55-57 º C arasındaki sıcak suda 15 dakika tutulması, çimlenmeyi etkilemeden nematodları öldürmektedir.

    Dayanıklı veya toleranslı çeşitlerin yetiştirilmesi, sıcak dönemlere kalmadan ürünü erken, serin dönemlerde yetiştirebilmek için erken ekim yapmak (Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi gibi), sık ekim yapmamak, azotlu gübreyi dozunda ve zamanında kullanmak gibi kültürel yöntemlerde nematod populasyonunun azalmasında etkili olmaktadır.

    Benomyl ve Thiabendazole gibi kimyasallarla tohum ilaçlaması yapmak, nematod yoğunluğunu azaltmıştır. Ancak, alüminyum fosfatla fumigasyon yapmak etkili bulunmamıştır.

    Tarladaki bitki ve yabancı ot artıklarının temizlenmesi ve su içerisine direk ekim yapılması da, bu nematodla mücadele için önerilen diğer yöntemlerdir.

    1.7. Hasat ve Harman

    Çeltik, yüksek verim ve kaliteli pirinç elde etmek için salkımların % 80’nin saman rengini aldığı, alt kısımdaki danelerin sert mum devresine ulaştığı ve danelerin % 22-24 arasında rutubet içerdiği devrede hasat edilmelidir. Trakya’da yapılan çalışmada, çeltiğin salkım çıkarmadan 45-50 gün sonra hasat edilmesinin uygun olacağını göstermiştir.Zamanından önce hasat, aynı zamanda tane verimini ve elde edilen mahsulünde olgunlaşmamış danelerin fazla oranda olması sonucu, kırıksız pirinç randımanı düşer. Geç hasat etmek, tane dökülme ve yatmadan dolayı verimi düşürür ve kırıksız pirinç randımanı düşürür. Ülkemizde çeltik hasat bölgelere göre değişmesine rağmen, 15 Eylül ve 30 Ekim tarihleri arasında yapılmaktadır.

    ABD’de hasat zamanını belirleyen en önemli faktör çeltik tanesinin nem içeriğidir. Geleneksel çiftçiler genellikle çeltikten beyaz pirinç olarak elde ettikleri için yetiştirmelerinden dolayı hasatta nem oranının % 22-26 gibi yüksek olduğu erken dönemlerde hasat edilmektedir. Bundan dolayı işleme sırasında çatlama ve kırık oranı az olmaktadır. Organik pirincin en lezzetli hale gelene kadar tarlada doğal olarak olgunlaşmasına izin veriliyor.  a. Hasat Zamanı:

    Çeltik, yüksek verim ve kaliteli pirinç elde etmek için salkımların % 80 ‘nin saman rengini aldığı, alt kısımdaki danelerin sert mum devresine ulaştığı ve danelerin % 22–24 arasında rutubet içerdiği devrede hasat edilmelidir. Enstitümüzde yapılan çalışmalar, çeltiğin salkım çıkarmadan 45–50 gün sonra hasat edilmesinin uygun olacağını göstermiştir. Çeltik mahsulünü çok yüksek derecedeki rutubette hasat etmek, danelerin tam olgunlaşmasını engeller ve kurutma için daha fazla masraf yapılmasına sebep olur. Gereğinden fazla düşük rutubette hasat etmek ise hasat ve pirince işleme sırasında daha fazla kırık meydana gelmesine neden olur.

    Zamanından önce hasat, aynı zamanda tane verimini ve elde edilen mahsulde olgunlaşmamış danelerin fazla oranda olması sonucu, kırıksız pirinç randımanını düşürür. Geç hasat etmek, tane dökülme ve yatmadan dolayı verimi düşürür ve kırıksız pirinç randımanını azaltır.

    Ülkemizde çeltik hasadı bölgelere göre değişmesine rağmen, 15 Eylül ve

    30 Ekim tarihleri arasında yapılmaktadır. Önemli çeltik ekim bölgelerimizden Trakya ve Karadeniz bölgelerinde Eylül ayı ortalarında başlar ve Ekim sonlarında biter. Bana karşılık, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hasada ağustos ortalarında başlanabilir. Güney Marmara bölgesinde Ağustos sonunda çeltik hasat edilebilir. b. Hasat Yöntemleri

    Çeltik dünyada ve ülkemizde farklı şekillerde hasat edilmektedir. Bu

    yöntemler:

    1. Elle biçme ( orakla ),
    2. Motorlu, kendi yürür biçme makinalarıyla biçme,
    3. Biçerdöverle hasat harman işleminin birlikte yapılmasıdır.

    Elle (orakla) ve motorlu, kendi yürür biçme makinalarıyla hasatta; bitkiler 15-20 cm yükseklikten biçilir biçilen saplar danelerin kuruması için hava şartlarına bağlı olarak 3-4 gün tarlada güneş altında bırakılır. Kuruma işleminden sonra toplanan saplar, tarlada veya harman yerine taşınarak harman makinalarıyla (Batöz) veya biçerdöverle harman edilirler. Bugün, bu uygulama çok az sayıdaki çiftçi tarafından yapılmaktadır.

    Biçerdöverle hasat-harman, en ekonomik şekilde çeltiğin hasat edilmesini sağlar. Bu şekildeki hasatta, kontro-batör sistemlerinde değişiklik yapılan ağır ve çamurlu toprak yapısına sahip tarlalarda, daha kolay hareket edebilmesi için palet takılmış biçerdöverler kullanılır.

    1.8. Kurutma

    Özellikle biçerdöverle yapılan hasatta, elde edilen ürünün rutubeti oldukça yüksektir (%24–25). Yüksek rutubet içeren mahsulün güvenle depolanabilmesi için rutubet içeriği % 14 ‘e düşürülmelidir. Bu ancak güneş altında sergenlerde veya mekanik kurutma tesislerinde yapılan kurutma ile sağlanabilir.

    Güneş altında kurutmada; çeltik ürünü sert beton veya benzeri zeminlere serilir. Bu şekilde 4–5 gün güneş altında tutulan ürünün rutubeti istenen seviyeye düşer. Kurumanın homojen bir şekilde yapılabilmesi amacıyla sergen kürek veya tırmıkla sık sık karıştırılmalıdır.

    Mekanik kurutmada, ısıtılmış hava ürünün içine belirli bir süre gönderilir. Bu işlem, ürünün rutubet oranı, belirli bir seviyeye düşünceye kadar devam eder. Kuruma süresi sıcaklık seviyesine bağlı olarak 4–8 saat arasında değişir. Ürün hasat edildikten sonra 12 saat içerisinde kurutulmalıdır. Bu süre 24 saat, geçmemelidir. Tohumluk olarak kullanılacak mahsullerde kurutma sıcaklığı biraz daha düşük olmakla birlikte genelde, ürün sıcaklığı 28-29 C civarında ve ocak sıcaklığı ise 50-55 C tutulur. Sıcaklık gereğinden fazla tutulursa tohumluk mahsullerde çimlenme gücü düşer ve pirince işleneceklerde ise işleme sırasında fazla kırık meydana geleceğinden kırıksız pirinç randımanı azalır.

Çeltik mahsulünün güvenle depolanabilmesi için dane rutubetinin % 14

‘ün altına düşürülmesi gerekmektedir. Eğer harman işleminden sonra rutubet oranı hemen % 14 ‘ün altına düşürülmezse, mikroorganizma faaliyetleri ve böceklerin zararı sonucu tanelerde bozulmalar söz konusu olabilir.

Çeltik depolanacak ambarlarda nispi rutubet % 60′ ın altında olmalı ve sıcaklık ta mümkün mertebe düşük tutulmalıdır. Ayrıca depolanacak mahsul depolanmadan önce, soyuk, kırık dane, boş kavuz, sap-saman parçaları ve diğer yabancı maddelerden çok iyi şekilde temizlenmelidir.

Çeltik depolanmasında kullanılan en yaygın depolama yöntemi, bez veya keten çuvallar içerisinde ambarlarda depolamadır. Çuvallar, ağaçtan yapılmış platformlar üzerine yığılarak depolanırsa, bu şekilde çuvallarla zemin arasında hava sirkülasyonu sağlanmış olur. Bu da depolamanın sıhhati açısından yararlıdır.

Gelişmiş ülkelerde galvaniz veya betondan yapılmış silolar çeltik depolanmasında kullanılmaktadır.

Organik pirinç ise hava almayacak depolarda saklanır. Sıcak mevsimlerde büyük klimalar kullanılarak çeltik yada işlenmiş pirinç soğukta tutulur. Pirincin nemini sıcaklığını tazeliğini işlem kalitesini ve sinekler sürekli izlenir. Az bir miktar sinek bulunduğu takdirde onları vakum fanları kullanılarak atılır. Ambar zararlılarında korumak için gerektiğinde depolardaki  doğal hava karbondioksit ile değiştirilir.  Oksijen olmadığı için sinekler yaşayamaz. Nutra Farmed çeltik depolarında ise büyük klimalar ile depolar donatılarak organik pirinçteki yöntem izlenir. Nutra Farmed çeltik depolanmasında ürünün böceklenmemesi için tüm doğal kontroller kullanılır.  Nutra farmed yöntemiyle üretilen çeltiklerde en az  % 75 bulaşık olmadan kargo olarak işlenir ve saklanır. Aslında temel amaç % 100 böceklenme olmadan ürünü kargoya çevirip saklamaktır.

1.10. Pazarlama

ABD’da, organik çeltik satışında çok fazla değişiklikler olmaktadır. Ürünlerini satmak için bazı yerleri bulup, ve değişik kaynaklar kullanarak reklam yapmaktadır. Organik çeltik tüketici birliği halk sağlığı ve gıda güvenliği, konular üzerinde çalışmaktadır. Bunlar bu konuda dünyayı aydınlatmak için uğraşmakta ve teknik bilgi sunmaktadır. Açmış olduklar web sitesinde organik yetiştiriciliği desteklemektedir. Satışları; Çiftlikten satış, özelleşmiş (sağlıklı besin) dükkanlarda satış, posta ile satış, toplulukların desteklediği üretim ve süpermarketlerde satış, gibi örnek verebiliriz.

1.11. Organik Çeltikte İzlenecek Yol Haritası Genelde Organik tarım; Doğa ile uyumlu bir şekilde üretim, kapalı sistem, ekim nöbeti olmak üzere, üç ana ilkeye bağlı kalmak kaydıyla her ülke ya da bölgenin koşullarına göre değişebilmektedir. Organik çeltik tarımı;

  1. Kullanımına izin verilenler hariç, yapay (kimyasal) gübre, ilaç ve hormon kullanılmaz.
  2. Toprak verimliği sağlanması, zenginleştirilmesi için kullanımına izin verilen organik gübreler, yeşil gübre bitkileri ve kompost vb. kullanılması,
  3. Baklagilleri de içine alan, yöreye uygun bitkilerle ekim nöbetine gidilmeli, karışık (çoklu) ekim sistemi uygulanmalıdır. Bu yöntem, toprağı dinlendirmesi yanında bitki sağlığı açısından da yararlar sağlamaktadır.
  4. Yabancı ot kontrolünün kültürel ve mekanik yada malç uygulamasının yapılması,
  5. Hastalık ve zararlılarla mücadelede yapay kimyasallar hariç alternatif yöntemlerin kullanılması,
  6. İşletme içindeki toprak-bitki-hayvan ve insan arasında olan çevrim doğal kökenli hammaddelerle, mümkünse işletme içinden ya da en yakınından sağlanmalıdır.
  7. Ürün miktarı değil, kalite önceliklidir.
  8. Her türlü kaynaktan en ekonomik şekilde yararlanmak amaçlanır.
  9. Anlaşmalı üreticiler tarafından uygulanır.
  10. Kontrölörler tarafından yılda en az 4 kere tarla kontrol edilir.
  11. Organik çeltik üretiminde sertifika almak için 3 yıl öncesine kadar ekimi yapılacak alanlarda hiçbir yapay (kimyasal) gübre ve ilaç kullanılmaz.
  12. Hasat zamanı, yöntemi, depolama, işleme ve ambalajlama konularında bazı ayrıcalıkları kapsamaktadır.