1.    HIYAR YETİŞTİRİCİLİĞİ

Hıyar yetiştiriciliğinin önemi, hıyarın botanik özellikleri ve morfolojik özellikleri aşağıda açıklanmıştır.

1.1.   Botanik Özellikleri

1.1.1.  Önemi

Hıyar, Cucurbitaceae (kabakgiller) familyasının Cucumis cinsine dâhil bir yıllık ve sarılıcı karakterde bir kültür sebzesidir. Bilimsel adı Cucumis sativus’tur.

Hıyar, yazlık sebzeler grubunda yer alır. Sofralık ve turşuluk olarak yaz aylarında açık tarla koşullarında; kış aylarında ise örtü altında olmak üzere bütün yıl boyunca üretilir. Sofralık hıyar üretiminin tamamına yakını, iç pazarda tüketilir. Son yıllarda dış pazarların taleplerine bağlı olarak sofralık ve turşuluk hıyar üretimi hızlı bir şekilde artmıştır. Özellikle turşuluk hıyar üretiminin çok büyük bir bölümü turşu olarak dış pazarlara ihraç edilmektedir.

Hıyarın ana vatanı Doğu Hindistan’dır. Orta Asya, İran ve Anadolu üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır.

100 g taze hıyarda 0,7 g protein, 0,1 g yağ, 95,4 g su, 3 g karbonhidrat, 0,4 g selüloz bulunmaktadır. Ayrıca az miktarda A, B1, B2, niasin ve C vitaminleri bulunmaktadır. Hıyar salata veya turşu hâlinde tüketildiği takdirde hıyarın iştah açıcı ve sıhhati tazeleyici özellikleri bulunmaktadır.

1.1.2.  Morfolojik Özellikleri

1.1.2.1. Kök

Toprak nemini çok sevdiğinden kökler derine gitmez ve toprağın üst tabakalarında bitkinin gelişme durumuna göre 50-100 cm kadar yanlara yayılır. Kökler, toprağın yapısına bağlı olarak kumlu ve hafif topraklarda 100-200 cm, killi ve ağır topraklarda 50-100 cm derinliğe iner. Köklerin % 60-70’i toprağın 10-20 cm derinliğinde bulunur. Fazla su tutan ve drenajı iyi olmayan topraklarda kök gelişmesi çok zayıftır.

Ana kök, kazık kök olup ortalama 5-10 cm uzunluğundadır. Ana kökten bol miktarda yan kökler meydana gelir. Yan köklerin büyümesi ve dallanmasıyla kök, saçak kök görünümü alır.

1.1.2.2. Gövde ve Dallar

Hıyar gövdesi otsudur. Sürünücü ve tırmanıcı karakterde köşeli ve tüylüdür. Gövde yan kolların, yaprakların ve meyvelerin ağırlığını taşıyacak ve dik duracak güçte değildir. Gövde ve yan kollar üzerinde meydana gelen sülükler yardımıyla çevrede bulunan bitki veya nesneye sarılarak yukarı doğru tırmanır.

Gövde birçok boğum ve boğum aralarından oluşur. Boğumlarda yapraklar ve sülükler bulunur. Yaprak koltuklarından yan dallar çıkar. Dişi ve erkek çiçekler, boğumlarda yer alan yaprak koltuklarından meydana gelir.

Dallanma kuvvetlidir. Ana gövde üzerinde 4-6 adet birinci derecede; yan dal ve yan dallar üzerinde de 4-6 adet ikinci derecede yan dallar meydana gelir. Bitkinin ana gövdesi tarla koşullarında 1-3 m’ye kadar uzayabilir.

Ana gövde ve yan dallar köşeli, dikenli ve tüylüdür. Gövde rengi taze iken yeşil ve koyu yeşil, daha sonra sarı yeşil, açık sarı ve sarıdır.

1.1.2.3. Yaprak

Yapraklar, gövde üzerindeki boğumlardan çıkar. Uzun bir sapla gövdeye bağlıdır. Yapraklar, çeşit özelliği ve yetiştirme ortamına bağlı olarak büyür. İri olan yaprakları koyu yeşil renkte, uçları hafif sivri, kenarları dilimli ve üzeri tüylüdür. Nemli ve ılık bir ortamda, toprakta suyun istenilen düzeyde bulunması hâlinde, 25-30 cm genişliğinde yaprak oluşur. Kurak koşullarda yapraklar küçülür. Yapraklar, yuvarlak olduğu gibi uç kısmı uzayarak değişik formlar meydana getirir. Yapraklar kalp, köşeli kalp, köşeli kürek ve beşgen şekilli olabilir. Yaprak kenarları düz veya dişlidir. Dişli olanlarda dişler belirgin veya az belirgindir. Diş uçları sivri, yuvarlak veya küttür. Yaprakların üst yüzeyi düz ve parlak, alt yüzeyi ise dalgalı, mat ve tüylüdür. Bazı çeşitlerde yaprakların üzerinde dikenler olabilir. Yaprak genelde narindir. Kolayca parçalanır. Yapraklar yaşlanınca özümleme yeteneğini kaybeder. İşe yaramayan bu yapraklar, bitkinin besin maddelerine ortak olur ve sömürücü bir organ hâline gelir.

Yaprak sapı uzundur ve ortası olukludur. Oluk, bazı çeşitlerde çok belirgin ve derindir. Sap, enine kesildiğinde yuvarlak ve içi boştur. Sap üzerinde tüyler ve dikenler bulunur.

Sülükler, botanik bakımdan dumura (değişime) uğramış yapraklardır. Bitkinin bir yere tutunmasını, sarılmasını ve böylece tırmanıcı özellik kazanmasını sağlar.

1.1.2.4. Çiçek

Bir bitki üzerinde tek veya birden fazla olmak üzere erkek ve dişi çiçekler farklı yaprak koltuklarından çıkar. Erkek çiçekler, dişi çiçeklerden önce meydana gelir. Erkek ve dişi çiçekler, kademeli bir şekilde gövde üzerinde sıralanır. Genellikle dişi çiçekler yan dallar üzerinde meydana gelir. Ana gövde üzerinde dişi çiçeklerin görülme oranları daha azdır. Bu yönden ana gövde de uç alma yapılarak bitkide yan dalların artırılması teşvik edilir.

Erkek çiçeklerde çiçek sapı kısadır. Çiçek sapı üzerinde oluşan çiçek tablası üzerinde beş adet, yeşil renkli alt tarafta birleşmiş, üst tarafta ayrılmış uçları sivri çanak yaprak; beş adet, açık sarı renkli taç yaprak; ikisi çift, birisi tek duruşlu beş adet erkek organ bulunmaktadır. Erkek organ flamentleri kısa, anterler uzun, silindirik, katlanmış, eğilmiş kütle hâlindedir. Çiçek tozları olgunlaştığında dağılmaz ve jelatinimsi bir madde ile yapışık durumdadır. Bu nedenle çiçek tozlarının taşınması rüzgârla olmaz. Döllenmenin olabilmesi için çiçek tozlarının mutlaka böcek veya arı ile taşınması gerekir.

Dişi çiçeklerde çiçek sapı, erkek çiçek sapından daha uzundur. Çiçek sapının ucunda meyve taslağı bulunur. Meyve taslağı çeşitlere göre farklı şekillerdedir. Uzun, silindirik, yuvarlak, üstü oluklu veya düzdür, tüylerle ve dikenlerle kaplıdır. Meyve taslağının uç kısmında beş adet yeşil renkli çanak, beş adet altta birleşmiş parlak sarı renkli taç yaprak, beş adet dumura uğramış erkek organ kalıntısı, ortada üç karpelli bir dişicik tepesi bulunur. Dişiciğin tepesi kısa, geniş ağızlı bir stigma ile çevrelenmiştir.

1.1.2.5. Meyve

Meyveleri büyük bir çoğunlukla çeşide bağlı olarak değişik uzunluklarda, silindire yakın şekilde, üzeri değişen aralarla ve çeşit karakterine göre değişen oranlarda oluklu ya da düzgüne yakın şekildedir. Meyve uzunlukları, çeşit karakterine göre çok değişir. Örneğin kornişon tipi turşuluk hıyar çeşitlerinde 5-6 cm iken seralarda yetiştirilen parthenocarp (yani tohumsuz meyve) çeşitlerde genellikle 15-35 cm kadar olmaktadır. Meyvelerde sık sık rastlanan acılık, içerdikleri çeşitli alkoloitlerden kaynaklanır. Dominant bir karakter olan acılık aslında genetik bir özelliktir.

Meyvenin uç kısmı memeli veya küt yuvarlak olabilir. Meyvelerin enine kesiti yuvarlak, üçgen ve dörtgen olabilir. Bazı durumlarda meyve içinde boşluklar oluşur. Meyve kalitesi açısından meyve içi boşluğu istenilmeyen bir durumdur.

1.1.2.6. Tohum

Hıyar tohumları, sarımtırak–beyaz renkte hafif basık yumurta şeklindedir. Hıyar tohumları, elips şeklindedir ve ucu sivri yapıdadır. Tohumların büyüklükleri, çeşitlerine ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak farklılık gösterir. Tohumlar genellikle açık krem renklidir. Beyaz, sarı, sütlü kahve renklerde de olabilir. 1 g’da bulunan tohum sayısı 25-30 arasında değişir. Tohumlar, çimlenme yeteneklerini uygun şartlarda 5-6 sene kadar koruyabilir. Tohumların optimum çimlenme sıcaklığı 25-30 oC’dir. 10-12 oC’den düşük ve 40 oC’den yüksek sıcaklıklarda çimlenme yeteneği azalır.

1.1.3.  Döllenme Biyolojisi

Hıyarlarda erkek ve dişi çiçeklerin açılma zamanları, belirli bir sırayı takip eder. Yapılan gözlemlere göre büyük bir çoğunlukla önce erkek çiçekler açılmakta, bir iki gün ara ile de dişi çiçekler açılmaktadır. Bazen bitki üzerinde erkek ve dişi çiçeklerin aynı anda açıldıkları da görülmektedir.

Hıyar çiçekleri, biyolojik bakımdan tek evcikli (monoecious) karakterdedir. Erkek ve dişi çiçekler, aynı bitki üzerinde fakat ayrı ayrı yerlerde bulunur. Hıyarlarda görülen bu normal tek evciklilikten başka andromonoecious (erkek çiçekler+erdişi çiçekler) gynomonoecious (dişi çiçekler+erdişi çiçekler) trimonoecious (erkek çiçekler+dişi çiçekler+erdişi çiçekler) androecious (erkek çiçekler) ve gynoecious (dişi çiçekler) çiçek formları da bulunmaktadır.

Son yıllarda daha çok döllenme olmadan da (parthenocarp) meyveler oluşturan çeşitler geliştirilmiştir. Parthenocarp çeşitlerle yapılan yetiştiricilikte, üniform (aynı şekilde) meyve üretimi ile yüksek verim sağlanır.

Bu çeşitlerin dışında döllenmeli çeşitler de mevcuttur. Bu çeşitlerde aynı bitki üzerinde fakat farklı yerlerde erkek ve dişi çiçekler oluşur. Bazen erkek ve dişi bitkiler de meydana gelebilir. Oluşan bu çiçekler, birbirini dölleyerek meyveler meydana gelir. Aksi takdirde dişi çiçeklerin döllenmesi için gerekli çiçek tozları olmasa dişi, döllenmeden dökülür. Böyle durumlarda yetiştirme alanlarından beklenilen düzeyde ürün alınamaz. Bu konuda yeterli bilgiye sahip olmayan üreticiler, meyve bağlamayan erkek çiçekli bitkileri daha cılız gelişmeleri nedeniyle sökerek tarladan uzaklaştırılmaktadır. Bu sebeple önemli ürün kayıpları olmaktadır.

Tüm bakım işlerinin mükemmelliğine rağmen eğer çiçeklerin tozlanması ve döllenmesi için gerekli önlemler alınmazsa partenokarp çeşitlerin haricindeki çeşitlerden meyve alınamaz. Gynoik (dişi) çeşitler için ve sık dikim yapılan sahalar için tozlamayı sağlayacak böcekler gereklidir. Bu iş için ülkemizde en uygun bal arılarıdır. Tarlaya yerleştirilecek kovan sayısı, bitki sıklığına, çeşide bağlıdır. Genelde 5 dekar arazi için 1-2 kovan yeterlidir. Arıların hıyar tarlalarında aktif olabilmesi için etrafta daha cazip çiçekleri olan bitkilerin bulunmaması ve hıyarlarda yeteri kadar çiçeklenmenin olması gerekir. En iyisi kovanların çiçeklenme başlangıcından 5 gün sonra tarlaya yerleştirilmesidir. Kullanılan çeşit partenokarp ise arı kovanlarına ihtiyaç yoktur.

1.1.4. Çeşitleri

Ø Sera çeşitleri

  • Parthenocarp uzun çeşitler: Döllenme olmadan meyve meydana geldiğinden çekirdeksizdir. İnce, uzun ve narin bir yapıdadır.
  • Sofralık orta boylu çeşitler: Döllenme meydana gelerek meyve oluştuğundan çekirdeklidir. Hasat edilmeden uzun süre bekletilmeleri durumunda çekirdekler sertleşeceğinden sofralık özelliği kalmaz.
  • Turşuluk çeşitler: Genellikle sonbaharda turşuluk olarak yetiştirilir.

Boyları kısa ve incedir.

Ø Açıkta yetiştirilen çeşitler

  • Sofralık çeşitler: Uzun ve çekirdekli çeşitlerdir. Dış kısımları oluklu, düz veya dalgalı olabilir. Uzun süre hasat edilmez ise sofralık özellikleri kalmaz.
  • Turşuluk çeşitler: Genellikle ikinci ürün olarak sonbahara doğru yetiştirilir. Boyları kısa ve dışı dikenlidir.

1.2.   Ekolojik İstekleri

1.2.1.  İklim İstekleri

Ilık iklim sebzesi olan hıyar, açıkta yetiştirildiği takdirde sıcak mevsim sebzeleri arasında yer alır. Yüksek sıcaklık ve düşük sıcaklıklardan hoşlanmaz. Düşük sıcaklıklarda üşüme, yüksek sıcaklıklarda mantari hastalıklar ve aşırı su kaybı nedeniyle bitki gelişimi yavaşlar. Tohumlar 10 C ve üzerinde çimlenmeye başlar. Bitkinin normal gelişebilmesi için sıcaklığın 12-15 C arasında olması idealdir. Sıcaklığın 30 C’nin üzerine çıkması, hıyarlarda solgunluk meydana getirir. Sıcaklık 40 C’nin üzerine çıktığında ise bitkilerde bazı fizyolojik hastalıklar oluşur. 0 C ve altındaki sıcaklıklar, bitkinin donmasına, yüksek sıcaklıklar ise aşırı su kaybı nedeni ile bitkinin ölümüne yol açar.

Yazın sıcak ve kurak devrelerde su düzeni normal sınırlar dâhilinde sağlanamazsa hıyarın hem gelişmesi yavaşlar, hem de süratle acılaşır ve dolayısıyla değerini kaybeder.

Hıyarın direkt güneş ışığı isteği azdır. Ancak ışık miktarı ve süresinin azalması, hıyar bitkilerinde dişi çiçek oluşumunu arttırır. Işıklanma süresinin 12 saatten fazla olması, erkek çiçek oranını artırır. Dişi çiçek oranının artması, verim artışına yol açar.

1.2.2.  Toprak İstekleri

Hıyar, toprağı en çok seçen bitkiler arasındadır. Birçok toprak tiplerinde yetişebilmekle birlikte derin, uygun şekilde geçirgen, su tutma yeteneği yerinde, humus ve besin maddelerince zengin bahçe toprağı denilen tınlı toprakları sever. Erken ürün almak istenirse takviye edilmiş kumlu veya kumlu-tınlı topraklar, bunun yanında bol ürün düşünüldüğünde ise tınlı ve nadiren de killi-tınlı topraklar tercih edilir. Tuz ve kireci fazla olan topraklardan hoşlanmaz. Yapılan araştırmalara göre hıyarlar için en uygun toprak pH’ı 5.5- 7,5 arasındadır. Daha düşük pH değerlerinde magnezyum eksikliği ortaya çıkar.

1.3.   Yetiştirilmesi

1.3.1.  Yetiştirme Şekli

Sofralık ve turşuluk hıyar çeşitlerinde arzu edilen hasat zamanı, değerlendirme şekli, işletmenin büyüklüğü ve çeşit karakterine bağlı olarak açıkta veya serada yetiştirme sistemleri uygulanır. Bu sistemler, başlıca üç yöntemle yapılmaktadır.

1.3.1.1. Doğrudan Tohum ile Yetiştiricilik

Ülkemizde de bu yetiştirme şekli yaygındır. Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyı bölgelerinde tohumlar, ilkbaharda don tehlikesi kalktıktan sonra ve genellikle bölge şartlarına göre mart başlarından itibaren nisan ortalarına kadar ekilmektedir. Hıyar tohumları, önceden hazırlanmış yerlerine belirli sıra arası ve sıra üzeri mesafelerle ekilir. Ekim için açılan çukurlara 2-3 cm derinliğinde olacak şekilde 3-4 tohum atılır ve çukur mümkünse harçlı toprakla kapatılır. Hafifçe bastırılır. Tohum ekimi, toprak tavında iken yapılmalıdır. Tohum ekimi uygun şartlarda yapıldığı takdirde ekimden en geç bir hafta sonra tohumlar, çimlenerek toprak yüzünde görülmeye başlar.

1.3.1.2. Fide ile Yetiştiricilik

Erkencilik sağlamak amacıyla bu yetiştirme yöntemi uygulanır. Tohumlar, değişik şekillerde hazırlanmış plastik torba, viyol veya saksılara ekilir. Tohum ekim ortamları (torf + çiftlik gübresi + kum + bahçe toprağı ve perit karışımı), hastalık ve zararlılardan temiz olmalı, tohumların çimlenmesini engelleyecek yapıda olmamalıdır. Hazırlanan bu ortamlara ekilen tohumlar, alçak plastik tünel veya plastik seralarda don tehlikesi kalkıncaya kadar bekletilir. Dikim büyüklüğüne ulaşan en az iki hakiki yaprak oluşturan hıyar fideleri, topraklı olarak tek veya çift sıralı olacak şekilde esas yetiştirme yerlerine dikilir. Dikimden yaklaşık 12 saat önce fidelere su verilmelidir. Aksi takdirde kök bölgesindeki toprak materyali, dikim sırasında dağılır ve fidelerin tutma oranını azaltır. Bu şekilde yapılan dikimle yaklaşık 2-3 haftalık erkencilik sağlanmış olur. Dikimden sonra fidelerin kök bölgesinde çanak açılarak can suyu verilmelidir.

1.3.1.3. Aşı ile Yetiştiricilik

Bu yetiştiricilik için anaç ve kültür çeşidi fidesi kurşun kaleme yakın bir kalınlığa ulaştığında domateslerdeki gibi dilcikli İngiliz kalem aşısına benzer bir aşı yapılmakta ve bu aşılı fideler, yerlerine dikilerek yetiştirme uygulanmaktadır. Ancak bu, normal yetiştirmeye göre daha pahalı bir yetiştirme şeklidir.

1.3.2.  Yetiştirme Ortamı Hazırlığı

Toprağın ekim ve dikim için hazırlanmasında toprak karakteri, uygulanacak sulama sistemi ve yetiştirme metotları gibi faktörler göz önünde tutulmalıdır. Hıyar köklerinin rahatlıkla gelişebilmesi için toprağın iyice havalandırılmış olması gerekir. Toprak tam tavında iken işlenmelidir. Bu yüzden eğer gerekiyorsa arazinin önce sulanması ve bunun ardından toprak tava gelir gelmez fazla gecikmeden sürülerek işlenmesi gerekir. Ayrıca keseklerin ufalanmasını ve toprak yüzeyinde bulunan çeşitli bitki artıklarının temizlenmesini sağlamak amacıyla dikkatli bir tırmıklama yapılır. Böylece hem toprak ekime ve dikime hazır hâle gelir hem de sulamaların daha rahat yapılması sağlanır. Seralarda toprak hazırlığı bel ile yapılır. Daha önce dezenfekte edilen toprak, uygun tavda bellenerek işlenmelidir. Topraktaki hastalık kaynaklarının yok edilmesi için ya sera toprağının üç yılda bir değiştirilmesi veya toprağın ekimden önce dezenfekte edilmesi (ilaçlanması) gerekir. Ancak sera toprağının değiştirilmesi çok zahmetli ve pahalı bir işlem olduğu için toprağın kimyasal maddelerle dezenfekte edilmesi daha uygun olur. En etkili dezenfeksiyon şekli, toprağın göztaşı eriyiği ile ilaçlanmasıdır. Bunun için ekim veya dikimden önce % 0,6’lık (100 Ɩ suya 600 g ) göztaşı eriyiğinden 1 m2ye 5 litre süzgeçli kova ile verilmeli, 10 dakika sonra aynı miktarda temiz su ile sulanmalıdır. Bu işlem her yıl tekrarlanmalı ve uygulamadan önce çiftlik gübresi toprağa verilmiş olmalıdır.

Hıyar köklerinin zayıf oluşu ve toprak yüzeyine yakın gelişmesi nedeniyle toprağın çok iyi hazırlanmış olması gerekir. Toprak hazırlanırken yapısının bozulmamasına özen gösterilmelidir. Bu nedenle toprak, kış döneminde derin olarak sürülür. Böylece su depolaması sağlanır. İlkbahardaki sürüm ise 10-15 cm derinlikte, yüzeysel olarak yapılmalıdır.

Hıyar bitkileri baklagil, soğan, pırasa, pancar ve lahana grubu sebzelerinden sonra çok iyi gelişir. Tahıllar, domates ve patates tarımından sonra mecbur olmadıkça hıyar üretimi yapılmamalıdır. Patates tarımı virüslerin tehlike oluşturmasına neden olur.

Toprak hazırlığı ekim ve dikimden yaklaşık bir hafta önce yapılır. Toprak yüzeysel olarak sürülür. Tırmık çekilir, inceltilir ve düzeltilir. Daha sonra yetiştirme şekline göre tohum ekimi yapılır.

Yetiştirme üç şekilde yapılır.

  • Ocak usulü yetiştirme

Ocaklara elle tohum ekiminde toprakta kaymak tabakası oluşuyor ise tohumlar ocaklara birbirine yakın olarak ekilmelidir. Bu şekilde ekilen tohumlar, çimlenip toprak yüzeyine çıkarken müşterek direnç meydana getirir. Kaymak tabakasını kolayca kırarak tohumun dışarı çıkması oldukça kolay olur. Ekilen tohumların çoğu, kaymak tabakasını kırıp dışarı çıkamadığı için ölür. Kaymak tabakasına karşı, tohum ekiminden sonra toprak yüzeyine yaklaşık bir avuç yanmış çiftlik gübresi atılabilir ve toprak yüzeyinde kaymak bağlamayı önleyen bir tabaka oluşturulabilir ya da tohum ekiminden 5-6 gün sonra hafif yağmurlama yapılarak toprak yumuşak tutulabilir.

Kurak ve yağışı az olan yerlerde, tohumun yeterli nemi bulup toprak yüzeyine çıkması için 5-10 cm derinliğinde ocaklar açılır. Nemli toprağa 2-3 adet tohum bırakılır. Aşırı yağış alan yerlerde ise bu işlemin tersi yapılır. Ocaklar 10-15 cm yükseklikte kümbet olacak şekilde ekilir. Aşırı yağış alan yerlerde tohumun sıkışıp havasız kalmaması ve çürümemesi için kümbetlere, yağışı az olan kurak bölgelerde ise tohumların çimlenme sırasında rutubetsiz kalmaması için toprak seviyesinden aşağıda çukura ekilmesi gerekir.

  • Tek sıralı yetiştirme

Bu yetiştirme şekli özellikle makineli ekim ve toprak işlemedeki kolaylıkları nedeniyle tercih edilir. Ayrıca rüzgârlı bölgelerde hâkim rüzgâr yönü dikkate alınarak yetiştirme imkânı verebilmesi ve bitkilerin rüzgârla sulama karıklarının içine düşmelerinin önlenmesi de bu metodun kullanılmasını bazı bölgelerde zorunlu kılar.

Tohum ekiminin elle (ocak usulü) veya makine ile yapılması durumuna göre işlem yapılır. Ekim elle ocak usulü yapılacak ise 130-140 cm’de tohum ekimi yapılmalıdır. Tohum ekimi tavlı toprağa 4-5 cm derinliğe ve her ocağa 2 veya 3 tohum gelecek şekilde yapılmalı, rüzgârlı havada ekimden kaçınılmalıdır. Elle ocak usulü ekimden dekara 200-250 g civarında tohum gerekir. Mibzerle tohum ekiminde 300-400 g civarında tohum gerekir. Mibzerle tohum ekiminde sıra araları 130-140 cm, sıra üzerleri ise 10-15 cm olacak şekilde ekim yapılır. Tohum ekimi, ekim derinliğindeki toprak sıcaklığının en az 15 oC ve üzerinde olduğu zaman yapılmalıdır.

  • Çift sıralı yetiştirme

Bu yetiştirme şeklinde tohumlar 65-75 cm sıra arası, 30-50 cm sıra üzeri mesafelerle ocaklara veya mibzerle sıraya ekilir. 65-75 cm’lik sıra arası daha sonra sulama karığı olarak kullanılır. Sulama karığı olarak kullanılmayan sıra araları ise 130-150 cm genişlikte olacak şekilde bırakılır. Bu geniş aralıklar daha sonra bitkilerin yayılması ve hasat sırasında hasadı yapan işçinin bitkilere zarar vermeden tarlada gezinmeleri amacıyla kullanılır.

Yukarıda açıkladığımız yetiştirme yöntemleri, düz tarla koşullarında yerde yapılan üretim şekilleridir. Bu yetiştirme şekillerinin dışında herek (sırık ya da askı) vererek yetiştirme de yapılmaktadır. Bu yetiştirme yönteminde sıra arası ve sıra üzeri mesafeler azaltılarak birim alanda bulunan bitki sayısı artırılmakta, hasat döneminde gözden kaçan meyve oranı azaltılmaktadır. Ayrıca meyveler ve bitkiler, toprakla temas etmediği için hastalık ve zararlı oranı azalmakta, buna karşın kaliteli meyve oranı artmaktadır. Bu yetiştirme yöntemi rüzgâr alan yörelerde uygulanmamalıdır. Çünkü rüzgâr alan yetiştirme alanlarında bitkiler rüzgârdan önemli ölçüde zarar görür.

Sofralık ve turşuluk hıyar yetiştiriciliği arasında çok önemli farklar yoktur. Ancak turşuluk hıyarlar her gün hasat edildiği için işçilik masrafları çok yüksektir. Bu nedenle turşuluk hıyarların hasadının daha kolay yapılabilmesi ve daha kaliteli meyve elde etmek için herek (sırık) yetiştirme yapılması daha avantajlıdır.

Turşuluk hıyar yetiştiriciliğinde hasadın zor olması ve çok yoğun iş gücü gerektirmesi nedeniyle son yılarda birim alanda bulunan bitki sayısı artırılarak makineli tek hasat yöntemi yoluyla yetiştiricilik yapılmaya başlanmıştır. Bu şekilde yapılan yetiştiricilikte bitki başına meyve adedi azalmakta, buna karşın birim alanda bulunan bitki sayısı arttığı için toplam verimde artış sağlanmaktadır.

1.4.   Bakım İşleri

1.4.1.  Sulama

Pratik bir kural olarak fide dikimi arkasından verilen ilk can suyunu takiben hava şartlarına göre ve aşırıya kaçmamak şartıyla ilk meyveler görülünceye kadar 1-2 defa su verilir. Bundan sonra sulama büyük bir önem kazanır ve mümkünse her 2-3 günde bir sulama yapılır. Böylece mevcut meyvelerin süratle irileşmesi ve yeni meyvelerin oluşması sağlanmış olur.

Hıyar yetiştiriciliğinde su, az ve sık aralıklarla verilmelidir. Hıyar bitkisine tek defada çok su vermek sakıncalıdır. Böyle durumlarda bitki kaybettiği suyu düzenli olarak alamaz ve bitki gelişmesinde aksamalar olur.

Sulama sızdırma (karık) veya damlama sulama olarak yapılmalıdır. Sızdırma sulamada dal ve yaprakların ıslanmamasına özen gösterilmelidir. Aksi takdirde birçok mantari hastalıklara zemin hazırlanmış olur.

Hıyarın su isteği birçok sebzeye göre daha kolay anlaşılır. Özellikle sabah ve akşamları, hıyarın iri yapraklarının anormal pörsüme göstermesi ve aşağı doğru sarkması, ayrıca gövde ve yapraklarda tüylülüğün artması ve yaprakların küçülmesi su eksikliğini belirtir. Bu durumda zaman geçirmeden sulama yapılmalıdır. Sulamalar mümkünse sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü yapılmalıdır.

Hıyarın gövde ve dallarına basıldığında iletken doku zedeleneceğinden meyveler, kendilerine gerekli olan suyu normal olarak alamayacaklardır. Böylece gelişmeleri aksayacak ve acılaşma meydana gelecektir. Bunun için gelişme döneminde ve hasat zamanında bitkiler arasında gelişigüzel dolaşılmamasına dikkat edilmelidir.

1.4.2.  Çapalama

Çeşitli yetiştirme şekillerinde, fideler yerlerinde 8-10 cm kadar boy aldıklarında yabani ot ayıklamak ve toprağı kabartmak amacıyla ilk çapa yapılır. Mevcut şartlara ve bitkinin gelişme durumuna göre 2-3 hafta ara ile birkaç defa çapa yapmak, her bakımdan gerekli ve faydalıdır. Çapalama esnasında bitki kolları su yollarına düşmeye başlamışsa bunlar dikkatle masuralar üzerine alınır ve burada yayılmaları sağlanır.

1.4.3.  Askıya Alma

Bitkilerin ışıklanma durumlarını iyileştirmek, bakım işlerini kolaylaştırmak, hastalık ve zararlıların kontrolünü sağlamak, bitkiler arasındaki hava hareketini kolaylaştırmak ve sonuçta verimle birlikte kaliteyi artırmak amacıyla bitkileri askıya almak gerekmektedir.

Askıya almak amacıyla bitki sıralarına paralel olarak zeminden itibaren 10-15 cm yükseklikten ince inşaat teli, buna paralel olarak 2 m yükseklikten 3 mm’lik galvanizli tel çekilir. Alttan çekilen tellere bitki hizalarından ipler bağlanarak yukarıya doğru uzatılıp yukarıdaki tellere ilmek yapılarak bağlanır. Bu ilmekler bitkinin tutturulduğu iplerin ileride aşırı yük nedeni ile sarkmasının düzeltilmesi için daha uygun olmaktadır. Böylece bitkilerin bu iplere sarılarak uzaması sağlanır.

Resim 1.18: Askıya alma

1.4.4.  Budama

Hıyarlarda budama çeşide, yetiştirme dönemine, yetiştiricinin olanaklarına ve tecrübesine göre değişiklik gösterir. Genel olarak hıyarda budamalar şu şekilde yapılmaktadır:

  • Yaprak budanması: Bu budamada yaşlanan, zarar gören, hava hareketini veya ışıklanmayı engelleyen ya da hastalıklı olan yapraklar alınır. Yaprak sapları gövde üzerinde bırakılabilir.
  • Sürgün (koltuk) budaması: Serada hıyar yetiştiriciliğinde önemli olan sürgünlerin budanmasıdır. İki budama sistemi uygulanır.

Birinci budama sistemi: Bitki gövdesi üzerindeki yan dallar, mevsime ve bitkinin büyüklüğüne bağlı olarak değişik uzunluklarda budanır.

Bu sistemde bitki boyu 30 cm oluncaya kadar meyvelerin ve koltukların tamamı kesilir. Ancak ana gövdeden çıkan yapraklara dokunulmamalıdır. Bu işlemin yapılmasının ana sebebi bitkiyi güçlendirmektir. Bu dönemde bitkinin meyve vermesine müsaade edilirse alınan besin bölünmekte ve bitki istenilen güç ve kuvvete ulaşamamaktadır.

Bundan sonra bitki, tele ulaşıncaya kadar ana gövdedeki çiçeklere dokunulmamalıdır. Yan sürgünlerde (koltuklarda) ise bir meyve, bir yaprak bırakılarak koltukların ucu koparılır. Bitki 1 m boylandıktan sonra ise koltuklar üzerinde iki meyve, iki yaprak bırakılarak ucu kesilir. Ana gövde üzerinde oluşan meyvelere dokunulmaz. Ancak eğri, şekilsiz ve standart dışı oluşan meyveler görülürse bunlar koparılmalıdır.

Bitkinin teli aşmasıyla yan dallarda üç yaprak üç meyve bırakılır ve uzayan yan dallardan uç alınarak bitkinin meyveye yatması teşvik edilir. Ayrıca meyvesi alınmış yan dalların da çıkartılması gerekir.

İkinci budama sistemi: Bitkinin askı teline kadar tek gövde olarak yetiştirilmesi şeklinde yapılır. İşçilik masraflarının düşük olduğu bu sistemde havalanma ve ışıklanma çok iyidir. Son yıllarda yan dal gelişmesi zayıf çeşitlerin geliştirilmesi, işçilikten tasarruf sağlamıştır.

  • Uç alma: Uç alma, bitkinin ana büyüme ucunun kırılması ve bitkinin uzamasının durdurulmasıdır. Üretime son verilmek istendiğinde uç alınır ve bitkinin üzerindeki meyveleri daha çabuk irileştirmesi teşvik edilir. Bazen de yan dal oluşumunu teşvik etmek amacıyla uç alma yapılabilir.
  • Sülük alma: Hıyar bitkisinin askı ipine tutunmasını sağlayan sülüklerin dışındakiler, besin maddesi tüketimine neden olmamaları için toplanır.
  • Erkek çiçekleri toplama: Bitkinin üzerindeki erkek çiçeklerin, besin maddesi tüketimine ve çürüyerek mantar üremesine neden olmamaları için açtıktan 24 saat sonra toplanmaları gerekir. Sadece dişi çiçek açan çeşitlerde bitkinin kuvvetlenmesi amacıyla yetiştirme dönemlerine bağlı olarak 30-50 cm’ye kadar olan çiçekler toplanmalıdır.
  • Gençleştirme budaması: Meyve miktarı azalmaya başladığında ve meyve kalitesi bozulduğunda yapılır. Sararmaya başlamış yapraklar ile gövde üzerindeki yaprakların yarısı ve üzerinde dişi çiçek ve meyve bulunmayan sürgünler alınır. Bu budamadan sonra yapılacak azotlu gübre uygulaması yeni sürgünlerin gelişmesini teşvik eder.

1.4.5.  Gübreleme

İlk gelişme devresinde, besin maddesi isteği azdır. Bitki büyüdükçe besin ihtiyacı artar. Bu artış, bütün gelişme devresinde devam eder. Meyveler, hasat edilmeye başladığında doruk noktasına ulaşır. Hıyarlar, toprakta organik gübrenin bol olmasını ister. Organik gübre ticari gübrelerin toprakta tutulmasına ve toprakta tuz miktarının azalmasına neden olur. Bu nedenle hıyar yetiştiriciliğinde öncelikle dekara 3-5 ton iyi vasıflı yanmış çiftlik gübresi verilir. Çiftlik gübresinin sonbaharda veya ilkbaharda ekimden en az birkaç ay önce toprağa verilmesi gerekir. Daha sonra toprağın yapısına bağlı olarak ticari gübrelerden, dekara 5-10 kg azot, 8-10 kg fosfor, 10-15 kg potasyum, 4-6 kg kalsiyum ve 5 kg magnezyum verildiğinde oldukça iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu arada, ilk meyveler görüldükten sonra ve özellikle gelişme sonlarına doğru bitkilerin durumuna göre azotlu gübrelerden veya ahır gübresinden hazırlanmış şerbetten 1-2 defa verilmesi çok faydalı olmaktadır.

Azot, verim ve kalite üzerine doğrudan etkilidir. Dengesiz ve fazla azotlu gübreleme meyve iriliğine ve yumuşak yapılı meyve oluşumuna neden olur. Azot noksanlığında yaprakların rengi açılır, yapraklar zamanından önce sararır ve dökülür. Çiçeklerin ömrü kısalır, meyveler açık renkli olur ve meyveler irileşemez, küçük kalır.

Azotlu gübrenin 2/4’ü tohum ekiminden önce toprak hazırlığı sırasında temel gübreleme olarak verilir. Azotun 1/4’ü kol atma döneminde, 1/4’ü de meyve bağlamanın başlangıcında toprağa verilir.

Fosforlu gübre meyve tutumu için önemlidir. Fosforlu gübrenin tamamı ekim veya dikimden önce tabana verilmelidir. Fosfor noksanlığında gelişme zayıflar. Yan sürgün teşekküllü zayıflar. Yaprak kirli ve gri yeşil renge dönüşür. Yaprak kenarları, yukarı doğru kıvrılır. Yaprak ayası üzerinde muntazam olmayan kahverengi lekeler meydana gelir.

Potasyum meyve kalitesini önemli ölçüde etkiler. Meyve sertliği üzerine olumlu etki yapar. Potasyumun 2/3’ü tohum ekiminden önce veya toprak hazırlığı sırasında, 1/3’ü ise sulamada verilmelidir.

Bitkilerde magnezyumun ve potasyum noksanlığı görülmesi durumunda bu gübreler, yapraktan püskürtülerek de verilebilir.

Hıyar yetiştiriciliğinde demir, bor, mangan gibi iz elementleri noksanlığı veya fazlalığı bitkilerin gelişimi, meyve verimi ve kalitesi üzerine olumsuz etki yapar. Bu nedenle hıyar yetiştiriciliğinde besin maddelerinin eksikliği veya fazlalığına meydan verilmemelidir.

1.4.6.  Zirai Mücadele

  • Hastalıklar ve fizyolojik bozukluklarla mücadele

Hıyar yetiştiriciliğinde maksimum verime ulaşabilmek için hastalık ve zararlılar ile yerinde ve zamanında mücadele edilmelidir.

Hıyar üretiminde hastalıklara karşı dayanıklı çeşit seçmek ve hastalıklara, zararlılara karşı ilaçlanmış tohum kullanmak gerekir.

Hıyar üretimi sırasında karşılaşılan önemli hastalıklar şunlardır:

  • Solgunluk
  • Yalancı mildiyö
  • Kurşuni küf
  • Külleme
  • Hıyar köşeli yaprak leke hastalığı
  • Hıyar mozaik virüsü (CMV)
  • Meyvelerin şekil bozuklukları
  • Meyvelerde acılaşma
  • Meyvelerin sararması ve ölmesi

Bu hastalıklardan virüsler dışındakilerle kimyasal mücadele mümkündür. Ancak bu mücadelenin dayanıklı çeşit kullanarak kültürel işlemlerle ve nöbetleşe ekim uygulanarak desteklenmesi gerekir.

  • Zararlılarla mücadele

Hıyar üretimi sırasında karşılaşılan önemli zararlılar şunlardır:

  • Boz kurt
  • Danaburnu
  • Kök ur nematodları
  • Kırmızı örümcekler
  • Yaprak bitleri
  • Beyazsinekler
  • Yaprak galeri sineği

Bu zararlılardan olan nematodlara bulaşmış tarlalarda, üretim yapmamak gerekir. Diğer zararlılarla zamanında ve uygun kimyasal ilaçlar kullanmalı ve bunların zararlarının önüne geçilmelidir.

1.5.   Hasat ve Muhafazası

1.5.1.  Hasat

Hıyarlarda en uygun hasat, büyüklük ölçüsü çeşidin normal iriliğini 1/3’ü veya en fazla 1/2’sini aldığı zamanıdır. Hasat için hıyarların gevrekliği ve özellikle çekirdekli çeşitlerde çekirdeklerin henüz ağza gelecek şekilde irileşmemesi en uygun devredir. Hasat edilecek hıyarlar, genellikle sabahları, mümkün olduğunca erken saatlerde keskin bir bıçak veya makasla bitkiye bağlanan sapından kesilerek toplanır.

Hıyarlarda verimlilik çeşit, yetiştirme ve bakım şartlarına bağlı olmakla birlikte çiçeklerin tek evcikli olması dolayısıyla döllenme ile de yakından ilgilidir. Bütün faktörlerin en uygun şartlarda bulunduğu hâllerde verim, serada ve açıkta yapılan yetiştirmelere göre oldukça değişiklik göstermektedir. Örneğin, seralarda partenocarp çeşitlerde, kök başına ortalama 35-50 adet arasında hıyar alınırken açıkta yapılan yetiştiricilikte kök başına 8-15 adet arasında meyve alınmaktadır.

Hıyarlarda verim, bitki başına veya birim alana göre belirlenir. Yetiştirme koşullarına ve çeşitlere bağlı olarak sofralık hıyarlarda dekara verim 3000-8000 kg, turşuluk hıyarlarda ise 1500- 3000 kg arasında değişir.

1.5.2.  Sınıflandırma

  • Yetiştirme yerlerine göre;
    • Serada yetiştirilenler,
    • Açıkta (tarlada) yetiştirilenler olmak üzere iki gruba ayrılır.
  • Değerlendirme şekillerine göre;  Sofralık,
    • Turşuluk olmak üzere iki tipe ayrılır.
  • Kalite özelliklerine göre;
    • Ekstra,
    • Sınıf I,
    • Sınıf II olmak üzere üç sınıfa ayrılır.

Bütün sınıflara giren hıyarlar, izin verilen toleransları da dâhil olmak üzere aşağıdaki özelliklerde olmalıdır:

  • Bütün (tam), taze görünüşlü olmalı (çiçek sapı hariç)dır.
  • Sağlam, diri olmalı (Çürüyerek tüketime uygunsuz hâle gelenler ürünü etkilememelidir.)dır.
  • Böcek bulunmamalıdır.
  • Böcek zararları bulunmamalıdır.
  • Yeterince sert      olmalı  (Yumuşak,       buruşmuş         veya    sulu     ıslak olmamalıdır.)dır.
  • Güzel görünümlü olmalıdır.
  • Acılaşmamış olmalıdır.
  • Temiz olmalıdır.
  • Yeteri kadar   olgunlaşmış     olmalı  (Çekirdekleri   sertleşmemiş olmalıdır.)dır.
  • Anormal dış rutubet ihtiva etmemeli (dış yüzeyde gözle görülebilir ıslaklık)dir.
  • Yabancı tat ve koku olmamalıdır.
  • Elle toplamaya ve taşınmaya dayanıklı olmalıdır.
  • Gideceği yere ulaştığında tatmin edici durum (pazar isteklerini karşılamaya elverişli) göstermelidir.

Hıyarların kalite durumlarına göre de aşağıdaki özellikleri taşımalıdır:

  • Ekstra

Bu sınıfa giren hıyarlar, üstün nitelikte, iyi gelişmiş, çeşidin kendine özgü renk ve diğer özelliklerine sahip, düzgün biçimli (Her 10 cm uzunluk için en fazla 10 mm’lik bir eğrilik kabul edilebilir.) olmalıdır. Bunlarda hiçbir şekil bozukluğu ve (çekirdeklenme nedeniyle meydana gelenler dâhil) özür bulunmamalıdır.

Ürünün dış görünümünde, ambalaj içinde sunumunu ve kalitesini etkilemeyecek çok hafif yüzeysel kusurlar dışında kusur bulunmamalıdır.

Bu sınıfa, sınıf I’den sayıca % 5’e kadar karışma kabul edilebilir.

  • Sınıf I

Bu sınıfa giren hıyarlar, iyi kalite ve oldukça gelişmiş ve düz biçimli (Her 10 cm uzunluk için en fazla 10 mm’lik bir eğrilik kabul edilebilir.) olmalıdır. Bunlarda çekirdeklenmeden meydana gelenler hariç olmak üzere hafif şekil bozukluğu, özellikle toprağa değen kısımlarda görülen hafif renk açıklığı, sürtünme, ellenme ve düşük sıcaklıktan meydana gelip de iyileşmiş bulunan ve ürünün depolama özelliklerine zarar vermeyen, hafif kabuk özürleri bulunabilir.

Bu sınıfın özelliklerine uymayan, fakat sınıf II’ye giren hıyarlardan sayıca en çok % 10’a kadar karışma kabul edilebilir.

  • Sınıf II

Bu sınıfa daha üst sınıflara giremeyen fakat genel özelliklere uyan hıyarlar girer.

Bu sınıfa giren hıyarlarda, tohuma kaçmadan ileri gelenlerden başka şekil bozukluğu, serada yetiştirilen hıyarlardaki aşırı renk kusurları dışında, yüzeyin üçte birini kaplayacak kadar renk kusuru, kapanmış çatlaklar, depolama değerini ve görünümü fazla etkilemeyecek derecede olan, sürtünme ve ellenmeden meydana gelen hafif özürler bulunabilir. Düz ve hafif eğri hıyarlarda, çekirdeklenmeden başka nedenlerden meydana gelen şekil bozuklukları ve her 10 cm uzunluğu için 20 mm’ye kadar eğrilik kabul edilebilir.

Her 10 cm uzunlukta 20 mm’den çok eğriliği bulunan hıyarlar ise hafif renk değişikliğinden başka bir bozukluğu bulunmadığı takdirde ambalajlarına “Eğri Hıyar” etiketi konularak paketlenir, piyasaya arz edilir ve bu sınıf içinde kabul edilir.

Bu sınıfın özelliklerine uymayan fakat tüketime giren (çürüme ile, yara izinden dolayı tüketime uygunsuz hâle gelenler hariç) hıyarlardan sayıca en çok % 10’a kadar karışma kabul edilebilir. Bu sınıfta uçları acı hıyarlar sayıca % 2’yi geçemez.

Hıyarlar kütlelerine göre de boylara ayrılır.

Boylama, ekstra ve sınıf I için zorunludur. Aynı ambalaj içindeki en ağır ve en hafif hıyarlar arasındaki kütle farkı 130 g’ı geçmemelidir.

Açıkta, seralarda ve plastik örtüler altında yetiştirilen hıyarlar en az 30 g, en çok 180 g olmalıdır (sınıf II hariç). “kısa hıyar’’ ve ‘’kornişon’’ adı altında pazarlanan hıyarlara boylama yapılmaz.

1.5.3.  Ambalajlama

Ekstra ve sınıf I, hıyarlar için ambalajlama zorunludur. Ambalajlar taşıma sırasında hıyarların korunmasını sağlayacak, insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde plastik, ahşap, mukavva veya diğer uygun malzemelerden yapılmış olmalıdır. Ambalajlar yeni, temiz, ürünün haricî ve dâhilî zarar görmesini önleyecek kalitede, her türlü yabancı maddeden arınmış olmalı, rutubet ve koku çeken malzemeden yapılmamalıdır. Hıyar dolu ambalaj kaplarının üst kısmı, hıyarları muhafaza edecek, hava sirkülasyonunu sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır.

Ambalaj boyutları 80 cm x 120 cm veya 100 cm x 120 cm boyutlarındaki paletlere uyacak ölçülerde yapılmalıdır. İhracatta kullanılan kâğıt, pul gibi malzemelerin baskısında, etiketlenmesinde zehirli olmayan mürekkep kullanılmalı ve tutkalla yapıştırılmalıdır.

Meyve yüzeyine etiket uygulandığında, etiket çıkarıldığında meyve yüzeyinde iz, leke ve kabuk zararı oluşturmamalıdır.

Ekstra sınıf ürünler, diğerlerinden ayrı olarak ve bir kat olarak düzenlenmiş ambalajlar içinde sunulmalıdır.

Hıyar ambalajı üzerine en az aşağıdaki bilgiler, okunaklı olarak silinmeyecek ve bozulmayacak şekilde yazılmalı ve basılmalıdır.

  • Firmanın ticari unvanı veya kısa adı, varsa tescilli markası
  • Bu standardın işaret ve numarası ( TS 1253 şeklinde)
  • Malın adı ( hıyar)
  • Grubu (isteğe bağlı)
  • Tipi (isteğe bağlı)
  • Çeşidi sınıfı
  • Boyu
  • Eğri hıyar olup olmadığı (sınıf II için)
  • Üretim bölgesi veya yerel ismi (isteğe bağlı)
  • Parti, seri veya kod numaralarından en az biri
  • Net kütlesi (en az kg veya g olarak)
  • Büyük ambalajlardaki küçük tüketici ambalajların sayısı ve kütlesi (isteğe bağlı)

Gerektiğinde bu bilgiler, Türkçenin yanı sıra yabancı dilde de yazılabilir. Bu bilgilerin dışında reklam olarak ambalajın içindekilere aykırı, yanıltıcı olmamak kaydıyla başka yazı, resim ve etiketler sağlığa zararsız maddelerle yazılmalı veya yapılmalı, yapıştırılmalıdır.

Küçük tüketici ambalajlarında bu bilgiler, bir etikete yazılarak ambalaj içine bırakılabilir.

1.5.4.  Muhafaza

Hıyar, meyvesi içinde yüksek oranda su bulunması nedeniyle uzun süreli muhafazaya uygun bir sebze değildir. Normal koşullarda hasattan 4-5 gün sonra tüketilmelidir. Gecikme olursa meyvede pörsüme görülür. Hıyar, 10 C ve daha düşük sıcaklıklarda üşüme zararına, 15 C ve yüksek sıcaklıklarda sararmaya karşı hassas olduğundan optimum (en uygun) depolama sıcaklığı 12 C’dir. Depolamada nispi nem % 90-95 olarak tavsiye edilir. Hıyarların kontrollü, atmosferli (KA) depolarda muhafazası için özellikle bazı sera çeşitlerinde 12 C sıcaklık ve % 10 CO2: % 5 O2 içeren atmosfer bileşimi tavsiye edilir. Bunun yanında aynı sıcaklıkta, CO2 ve O2 değerlerinin her ikisinin de % 5 olduğu bileşimde önerilir. Kontrollü atmosfer depolamalarında özellikle üşüme sıcaklıklarından kaçınılmalıdır. Çünkü yüksek CO2 düşük sıcaklık ve düşük O2 üşüme zararını daha da artırmaktadır. Bundan dolayı optimum depolama sıcaklıklarında dahi %10’dan yüksek CO2 ya da % 2’den düşük CO2 koşulları tercih edilmemelidir.

Hıyarın, domates, kavun, elma ve armut gibi ürünlerle karışık depolanmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda % 5-10 CO2 ya da % 3 O2 içeren KA koşullarında depolama tercih edilmelidir. Bu koşullarda etilen üretimi ve etkisi engelleneceği için sararma ile bitki çürüme tehlikesi de minimuma indirilebilmektedir.

KA’da çürüme birkaç hafta kontrol edilebilmekle birlikte, depolama yine de 2 haftadan daha uzun süreli yapılmamalıdır.

Yorum Yap