1. FASULYE YETİŞTİRİCİLİĞİ

1.1. Tanımı ve Önemi

1.1.1. Vatanı ve Yayılışı

Fasulyenin vatanı Güney Amerika’dır. 16’ncı yüzyılda Avrupa’ya getirilen fasulyenin tarımı yavaş yavaş çoğalmış ve dünyanın her tarafında yetiştirilmeye başlanmıştır. Memleketimizde halkın beslenmesinde büyük bir önemi olan fasulyenin ne zaman ve kim tarafından ülkemize getirildiği hakkında şimdiye kadar eski kitaplarda hiçbir kayda rastlanmamıştır. Fasulye memleketimizde tahminen 250 yıldan beri yetiştirilmektedir.

Fasulye Leguminose ( Baklagiller) familyasına bağlı kültür bitkisi olarak kabul edilir. Botanikte fasulyeler, aynı tür ismini taşımakla beraber , aralarında bitki şekli, çiçek, meyve ve tohum bakımından büyük farklar mevcuttur. Bunlar arasında dünya ülkelerinde en fazla yetiştirilen ve halkın en fazla kullandığı başlıca formlar şunlardır:

  • Phaseolus vulgaris var. Comminus: Sırık fasulyeleri
  • Phaseolus vulgaris var. Nanus: Yer (bodur) fasulyeleri

1.1.2. Ekomomik Önemi

Fasulye; Türk ulusunun tükettiği besin maddeleri arasında önemli bir yer teşkil eder. Tazesi, kurusu ve konservesi, halkımız tarafından sevilerek yenilmektedir.

100 gram taze fasulyede ortalama 6–14 gram kuru madde, 1–3 gram protein, 0,2 gr.

yağ, 2–6 gr. karbonhidrat bulunmaktadır. Kalori değeri 18-24’tür.Bundan başka taze fasulyelerde A, B1, B2 ve C vitaminleri de bulunmaktadır.

Kuru fasulye çeşitlerinin kimyasal bileşimi ve analizleri üzerinde yapılan araştırmalarda protein miktarı %26’ya kadar çıkmaktadır. Bu sebeple kuru fasulyeler, protein bakımından zengin bir besleyicidir.

Ülkemizde yaklaşık 450 bin ton taze fasulye, 385 bin ton barbunya fasulyesi ve 235 bin ton kuru fasulye üretimi yapılmaktadır.

1.1.3. Botanik ( Bitkisel) Özellikleri

Kök

Yerlerine ekilen tohumlar çimlenmeden sonra bir kazık kök ile bunun etrafında zengin saçak kökler oluşturur. Kazık kök, normal toprak şartlarında 60-70 cm kadar derine iner.

Bu familya bitkilerine özel olmak üzere fasulye kökleri üzerinde havanın serbest nitrojenini (azot) tutan nodoziteler (şişkinlikler) mevcuttur. Bu özelliğin münavebe ve gübreleme planlarında büyük önemi vardır.

Gövde

Bitkinin boyu, sırık ve yer çeşidi oluşlarına göre değişir. Sırık çeşitlerinde, kesin bir boy sınırlaması yoktur. Çeşit karakteri ve ekolojik şartların izin verdiği ölçüde uzar. Bazı hallerde 3m’yi aştığı görülmüştür.

Yer çeşitlerinde, büyüme sınırlı olup gövdenin uç kısmı çiçek salkımı ile son bulur. Gövde rengi kırmızı, pembe ve yeşil olabilir. Gövde rengi ile çiçek rengi arasında bir ilişki vardır. Renkli gövdelilerde çiçekde renklidir.

Yaprak

Fasulyelerin yaprakları iki türlüdür. Birinci tür yapraklar, gövde üzerinde ilk defa ve karşılıklı olarak meydana gelen böbrek şeklinde ve oluştuktan 1 ay kadar sonra sararıp hayatlarını kaybeden kotiledon yapraklardır. İkinci tür yapraklar ise çeşide göre değişik uzunlukta, saplı, üçlü bileşik yaprak şeklinde, değişik renklerde ve uçları çoğunlukla hafif sivri olup kalp şeklindeki gerçek yapraklardır. Fasulye yaprakları fazla güneşten hoşlanmadıklarından yaprak saplarının gövdeye bağlandıkları yerde görülen şişkin kısımlar sayesinde saplar hareket ederek yaprakların güneşe karşı meyilli bir halde durmasını sağlar. Yaprakların alt yüzeyi, uç kısmı kıvrık olan tüylerle kaplı olup bu tüyler vasıtası ile sürtünen cisme yapışır.

Çiçek

Fasulye çiçekleri, çeşide göre beyaz, morumsu, kırmızı veya sarı olmak üzere değişik renk tonlarına sahiptir. Çiçeklerde dişi organ helozoni olarak kıvrılmış bir halde bulunur. Polen tozlarını taşıyan erkek organlar ise adeta dişi organ üzerine sarılmış boru şeklindedir. Bu durum baklagiller familyası grubu sebzelerinin mutlak kendine döllenme özelliğini vermektedir. Yani yabancı döllenme hemen hemen hiç görülmemektedir. Ancak çok yüksek sıcaklıklar ve bazı böcekler nedeni ile enderde olsa yabancı döllenme görülmektedir. Çiçekler alttan itibaren açmaya başlar ve normal hava şartlarında 20 gün kadar devam eder.

Meyve ve Tohum

Fasulyelerin meyvesi olan baklalar çeşide göre; kılçıklılık, şekil, uzunluk, genişlik, dolgun ve yassılıkları ile renk bakımından büyük farklar gösterir. Bir kısım fasulye çeşitlerinde görülen ve genetik bir karakter olan kılçıklılık dominant (baskın) bir özelliktir.

Fasulye tohumları baklalar içinde meydana gelir. Çeşide göre baklalar içerisinde 4–10 arasında değişen tohum bulunur. Nadiren tek tohumlu küçük baklalara da rastlanır.

Tohumlar; beyaz, bej, koyu bej, siyah, kahverengi, kırmızı lekeli renklerde olmak üzere çeşitler arasında çok değişik tiplere rastlanır. Yapılan gözlemlere göre büyük bir çoğunlukla sırık fasulye çeşitlerinde taneler, yer fasulyelerine oranla biraz daha iridir.

1g’da, çeşide göre değişmek üzere 1-6 kadar tane bulunur. Fasulye tohumları normal şartlarda çimlenme kabiliyetlerini 3-4 yıl muhafaza eder.

1.2. Ekolojik İstekleri

1.2.1. İklim İstekleri

Fasulye, ılık iklim sebzesidir. Bu bakımdan ilkbahar ve sonbahar arasındaki devrelerde daha rahatlıkla yetiştirilebilir. Sıcaklık sıfırın altında 2-3C’ ye düştüğünde büyük zarar görür. Bunun içindir ki iklimi uygun bölgelerde, ilkbahar ve sonbahar ekimi olmak üzere senede iki mevsim yetiştirildiği halde soğuk bölgelerde, yalnız ilkbaharda, havalar uygun olunca tohumları ekilmek suretiyle senede bir defa yetiştirilmektedir. Yapılan araştırmalara göre, sıcaklığın optimum 15 – 21C olduğu yerlerde rahat bir gelişme göstermektedir.

Diğer taraftan büyük rüzgârlar, çiçeklenme ve döllenmeye geniş ölçüde zarar verdiği gibi kuvvetli rüzgârlar özellikle sırık fasulyelerinin sürgünlerine fazlaca zarar vermektedir.

Fasulye tohumları toprak sıcaklığının 18–30C olduğu zaman en iyi çimlenmeyi göstermektedir. Tohumların normal bir çimlenme gösterebilmesi için sıcaklık ile beraber toprak neminin de yeterli olması şarttır. Bu bakımdan tohum ekimi toprak tam tavında iken yapılmalıdır. Fasulyeler aşırı sıcaktan da hoşlanmaz. Bunun için ilkbahar ekiminde, özellikle sıcakları birden bire bastıran bölgelerde, vakit geçirmeden bölgenin iklim şartlarına göre şubat ve en geç nisan aylarında hava şartları uygun olur olmaz ekim yapılmalıdır.

1.2.2. Toprak İstekleri

Fasulyeler ıslah edilmiş kumlu topraklardan orta ağır topraklara kadar birçok toprak tipinde yetiştirilebilir .Bununla birlikte derin, geçirgen, su tutma kabiliyeti iyi ve organik maddelerce zengin kumlu-tınlı bahçe topraklarını tercih eder .Erkencilik söz konusu olduğunda organik maddelerle yeterli miktarda takviye edilmek şartıyla daha hafif karakterli kumlu topraklar üzerinde yetiştirme yapılabilir. Fasulye fazla asit karakterli topraklardan hoşlanmaz. Toprak pH’nın 5,5–6,7 olduğu yerlerde en iyi ürün alınmaktadır.

1.3. Önemli Çeşitleri

Fasulye çeşitlerini iki büyük grup altında toplamak mümkündür:

  • Sırık fasulyeleri : Sülük veya bıyık denilen kısımları ile yanlarına dikilen desteğe sarılıp 1,5 – 3 m kadar boylanabilen çeşitlerdir. Daha uzun ömürlü ve daha verimlidir.
  • Yer ( bodur) fasulyeler : Fazla boylanmaz. Bodur kalır ve daha az yer kaplar. Herhangi bir desteğe gerek yoktur. Erkencidir fakat daha az ürün verir.

Her iki grubunda taze, kuru ve hem taze hemde kuru olarak tüketilen çeşitleri vardır. Yeşil olarak tüketilen çeşitleri; kılçıksız, lezzetli, konserveye elverişli, düzgün şekilli, çeşidin özelliğini gösteren uzunluk ve genişlikte, dolgu ve etli kapcıklı, iklim ve toprak faktörlerine uyan, erkenci, verimli, hastalık ve zararlılara dayanıklı olması gereklidir.

1.4. Üretimi

Fasulyeler, uygun hava şartları sağlandığı anda tohumlarının doğrudan doğruya yetiştirme yerlerine ekilmesi suretiyle yetiştirilir. Önceden tespit edilen miktara göre gübrelenmiş, bir iki defa iyice sürülmüş ve tesviye edilmiş yerlerde hazırlanan tava ve masuralara fasulye tohumları, sıra (çizgi) usulü veya ocak usulü olmak üzere iki şekilde ekilir.

1.4.1. Sıra Usulü ile Yetiştiricilik

Sıra usulü yetiştirmede; çeşidin sırık veya yer çeşidi oluşuna göre, elle yapılacak ekim usulünde önceden, sırık çeşitlerde sıra arası 50–60 cm ve sıra üzeri 20–30 cm; yer çeşitlerinde ise sıra arası 40–50 cm ve sıra üzeri 15–20 cm bırakılarak 4-5 cm derinliğinde çizgiler açılır veya mibzerle ekim yapılacaksa mibzer, istenilen sıra arası üzerinden ayarlanarak tohumlar ekilir.

Damlama sulama sistemi kullanılması duumunda malç plastikleri kullanılarak da yetiştiricilik yapılabilir. Bu yöntemde hem damlama sulamanın avantajlarından yararlanılmış hem de yabancı ot kontrolü sağlanmış olur. Bu usulde, istenilen aralıklarla damlama boruları döşendikten sonra üzerine malç plastikler serilir. Damlama deliklerine karşılık gelecek şekilde malç plastikler delinerek istenilen mesafelerle tohumlar bu deliklere ekilir. Zahmetli fakat çok avantajlı bir yetiştiricilik şeklidir.

1.4.2. Ocak Usulü Yetiştiricilik

Ocak usulü ekimde 1,5 m uzunluğunda ve 1 m genişliğinde küçük tavalar hazırlanarak bunların içerisinde 50–60 cm aralık ve mesafe üzerinden sırada 4-5 ocak olacak şekilde 2 sıralı 8-10 ocak hazırlanır ve tohumlar bu ocaklara ekilir. Ocak usulü yetiştirmede, ocaklara normal olarak 3-5 tohum atılır. Ekimde tohumlar, iriliklerine ve toprak karakterlerine göre 35 cm kadar derine bırakılır. Daha sonra üzeri mümkünse harçla karıştırılmış toprakla örtülür ve hafifçe bastırılır. Uygun şartlarda tohumlar 7–10 gün içerisinde çimlenerek toprak yüzüne çıkmaya başlar.

Fasulye yetiştiriciliğinde, dekara atılacak tohum miktarı ekimde bırakılacak sıra arası ve sıra üzeri mesafelerine, her ekim yerine atılacak tohum miktarına ve tohumun iriliğine göre değişir. Bu faktörler göz önüne alındığında dekara 7–10 kg arasında tohum ekilir.

2. KÜLTÜREL İŞLEMLER

2.1. Sulama

Fasulyelerde iyi bir gelişme, tatminkâr ve üstün kaliteli ürün alabilmede diğer faktörlerle beraber sulamanın büyük ölçüde etkisi vardır.

Pratikte her ne kadar ilk meyveler görülünceye kadar mümkün olduğunca sulamadan kaçınılırsa da bu devrelerde hava şartlarının etkisiyle su vermek gerektiği takdirde fazla olmamak şartıyla 1-2 defa sulama yapmak gerekir. Çiçek açıp ilk mahsuller görülmeye başladıktan itibaren 4-5 gün ara ile yeterli miktarda bitki gövdelerini fazla su ile temas ettirmeden sulama yapılır.

2.2. İlaçlama

2.2.1. Hastalıklarla Mücadele

Ø Fasulye Antraknozu Hastalığı

Hastalık, ilk olarak yeni çıkan fidelerin ilk yapraklarında ve gövdelerinde koyu kırmızımtrak kahverengi, içe çökük lekeler halindedir. Böyle fideler, gelişmeden ölür. Daha sonra belirtiler yapraklarda, damarlarda yer yer uzunlukları değişik ölçülerde önceleri kırmızımtrak kahverengi sonraları siyah lekeler, şiddetli durumlarda da damarların birleştikleri yerlerde genellikle üçgenimsi kurumalar ve bu kısımların yırtılması, dallarda uzunlaşmama, içe çökük, tek tek veya birbirleri ile birleşmiş kahverengi-siyah lekeler, meyvede genellikle 1 -5 mm çapında etrafı başlangıçta kırmızımtrak-kahverengi, iç kısımları siyah, orta kısmı açık kahverengi ve içe çökük yuvarlak lekeler halinde görülür. Tohumlarda ise, beyaz, tanelerde siyah veya kırmızımtrak kahverengi, açık renkli tanelerde kırmızımtrak kahverengi yuvarlak lekeler oluşturur.

Genç fidelerde ölüme veya gelişmenin yavaşlamasına neden olur. Yaşlı bitkilerin yeşil aksamlarındaki kurumalar ve meyvelerdeki lekeler sonucu üründe kalite yönünden büyük kayıplar olur.

Etmeni, fungus (mantar) olup kışı, tohum içinde veya tarladaki hastalıklı bitki artıklarında geçirir. Bulaşık tohumların tarlada çimlenmesi sonucu belirtiler önce ilk yapraklarda görülür. Hastalık fidelerden etrafa çeşitli yollarla yayılır, uygun iklim koşullarında yaprak, dal veya meyvelerde bulaşmadan sonra 4–5 gün içinde leke oluşturur. Hastalığın gelişmesi için en uygun sıcaklık 17–23 0C’dir.

Ø Hastalıkla Mücadele

  • Kültürel Önlemler

En ekonomik ve etkili yöntem, sağlam tohumluk kullanmaktır. Hastalıklı bitkileri tarladan uzaklaştırmak, toprağın bulaşık olduğu düşünülen tarlalarda en az 3 yıllık bir münavebe uygulamak,iyi bir drenaj, yabancı otları ortadan kaldırarak bitkilerin iyi havalanmalarını sağlamak önemli kültürel yöntemlerdir.

  • Kimyasal Mücadele

İlaçlama ortalama sıcaklığın 17-23 °C arasında olduğu, orantılı nemin de %92’nin üstünde çıktığı 2. ve 3. yaprakların açtığı zaman başlamak gerekirse de, hastalığın yörede görülmesi ile başlamak daha pratik bir yoldur. Birer haftalık aralıklarla ilaçlamaya devam edilebilir.

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları

Etkili madde adı ve miktarı

Formülasyon

Dozu (Preparat) 100 litre suya

Bakır oksiklorid % 50 Mancozeb %

80

Maneb % 80

Propineb % 70

Bakır oksit % 50

WP WP WP WP

WP

500 g

200 g

200 g

200 g

500 g

Ø Fasulye Pası Hastalığı

İlk defa yapraklarda kahverengi lekeciklerin oluşması ile dikkati çeker. Lekeciklerin çevresinde açık sarı renkli bir halka bulunur. Vegetasyon devresi sonuna doğru lekeler, siyahımsı-koyu kahverengi rengi alır. Genellikle yapraklarda görülmekte ise de bitkinin diğer kısımlarında da zararlı olabilmektedir. Pas, erken çıktığı takdirde yaprakların kurumasına ve kıvrılarak dökülmesine sebep olur. Erken kuruma ve çökmeler nedeniyle ürün kayıplarına sebep olur. Kavuzlardaki lekeler de kalite düşüklüğü meydana getirir.

Fasulye pası etmeni, bütün dönemlerini konukçu bitkide tamamlayan bir fungustur. Yapraklar üzerinde kırmızımsı-kahverengi renkleriyle kolaylıkla tanınır. Hastalığın gelişmesi için sıcaklığın 20°C olması gerekir.

Ø Hastalıkla Mücadele

  • Kültürel Önlemler

Hasat sonunda bitki artıkları toplanarak yakılmalı veya derin çukurlara gömülmelidir. Şiddetli görüldüğü yıllardan sonra mutlaka münavebeye yer verilmelidir.

  • Kimyasal Mücadele

Çevrede fasulye bitkilerinin yapraklarında pas lekeleri görülmeye başlandığında ilaçlamaya başlanır. Birer hafta aralarla pasın şiddetine göre 3-5 uygulama yapılır.

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları

Etkili madde adı ve miktarı

Formülasyon

Dozu     (Preparat)

100

litre

Kükürt % 80

Kükürt 92+%98 Mancozeb % 80 Maneb % 80 Propineb % 70 Propineb % 10 Oxycarboxin 240 g/l

WP

TOZ

WP WP

TOZ

EC

suya300 g

3 kg/dekar

200 g

200 g

200 g

4 kg/dekar

150 mi

Ø Fasulye Kök Çürüklüğü Hastalığı

Fasulye kök çürüklüğü hastalığı, tohumun çimlenme döneminden bitkinin ileri dönemlerine kadar kendini gösterebilir. Bitki, toprak yüzeyine çıkmadan ölebilir, bu durumda tarlada boş alanlar görülür. Fide veya bitkinin ileri dönemlerinde meydana gelen hastalıkta, bitkide genel bir bodurluk, yapraklarda dökülme, sonunda kurumalar görülür. Hasta bitkinin kök sistemi ya hiç oluşmamış veya toprak yüzeyine yakın ikinci bir kök gelişmesi oluşmuştur. Sapın içi boşalmış ve rengi kiremit kırmızısı veya kahverengi bir renk almıştır. Üst üste ekim yapılan yerlerde ve tohumun etmenlerle bulaşık olduğu, ayrıca taban suyu yüksek ve sık ekim yapılan yerlerde hastalığın epidemi yapması söz konusudur.

Etmenler toprakta ve topraktaki bitki artıklarında kışlarlar. Bazı etmenler tohuma geçer ve orada yaşamını sürdürür.

Ø Hastalıkla Mücadele

  • Kültürel Önlemler

Kültürel önlemler için şu tedbirlere dikkat edilmelidir:

-Tohumluk, hastalık görülmeyen tarlalardan sağlanmalı,

-Hastalık görülen tarlada en az 2 yıl baklagil dışındaki bitkiler yetiştirilmeli,

-Dengesiz gübrelemeden, özellikle fazla azotlu gübre vermekten kaçınılmalı,

-Taban suyu yüksek olan yerlerde ekim yapılmamalı ve toprak drene edilmeli,

-Sık ekim ve aşırı sulamadan kaçınılmalı,

-Sulama suyu hastalıkla bulaşık olan tarlalardan geçirilmemelidir.

  • KimyasalMücadele

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları

Etkili madde adı ve miktarı

Formülasyon

Dozu (Preparat) 100 litre suya

Thiram % 80

WP

300 g

Ø Fasulye Adi Yaprak Yanıklığı Hastalığı

Fasulye adi yaprak yanıklığının ilk ve tipik belirtileri, kotiledon yapraklarda görülür. Başlangıçta soluk yeşil renkte, zamanla turgor kaybı nedeniyle oldukça geniş olan solgunluklar oluşur. Zamanla bu lekeli yerler kurur. Kapsül lekeleri yağlı görünümlü, içe doğru çökük durumdadır. Zamanla kapsüllerde gelişmenin gerilemesi nedeniyle buruşmalar gözlenebilir. Etmen kapsüllerden tohuma geçer. Hastalık, görüldüğü bölgelerde önemli zararlara ve ürün kayıplarına neden olmaktadır.

Hastalık etmeni bakteri, kışı hastalıklı bitki artıkları üzerinde toprakta veya tohum içinde geçirir. Genellikle bir kış geçirdikten sonra ekilen tohumlarda hastalık tahripkâr olur. Etmen, sıcaklık ve nem faktörüyle yakın ilişkidedir. Yağışlardan sonra, havaların birden ısınması hastalığın şiddetinin artmasına neden olur.

Ø Hastalıkla Mücadele

  • Kültürel Önlemler

Temiz ve sertifikalı tohum kullanılmalı, enfekteli tohumları gözle ayırt etmek güç olduğundan şüpheli tarlalardan tohum alınmamalıdır. Mümkün olduğunca yağmurlama sistemi ile sulamadan kaçınılmalıdır.

  • Kimyasal Mücadele

Mücadele tohum ve yeşil aksam ilaçlamaları olarak yürütülür. Hastalık görülmeden veya tek tük görüldüğünde koruyucu olarak hazır bakirli preparatlardan biri ile haftada bir kez olmak üzere 2-3 uygulama yapılmalıdır.

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları

Etkili madde adı ve miktarı

Formülasyon

Dozu( Preparat) 100 litre suya

Bakır oksit % 50 Bakır oksiklorid % 50

WP

WP

300 g

300 g

Ø Fasulye Hale Yanıklığı Hastalığı

Hastalığın ilk belirtileri kotiledon yapraklarda görülür. Küçük, köşeli, yeşilimsi-gri yağ lekeleri dikkat çekicidir. Gerçek yapraklarda ise kahverengi lekeler, bu hastalık için tipiktir. Gövde ve kapsüller üzerindeki lekelerde ise bazen krem renkli sızıntılar görülebilir. Kapsül etmen tarafından enfeksiyona uğratıldığı takdirde bakteri iletim sistemi yardımıyla tohumu enfekte etmektedir. Serin ve yağışlı iklim koşulları, hastalığın yayılması ve enfeksiyonun şiddetinin artması için çok uygundur. Hastalık, özellikle kuru fasulye çeşitlerinde önemli zararlara neden olmaktadır.

Hastalık etmeni olan bakteri, kışı tohum içinde ya da hastalıklı bitki artıkları üzerinde toprakta geçirir. Orantılı nem ve fasulye çeşitleri etmenin yaşamında etkilidir. Bulaşık tohumlarda bakteri 2-12 yıl canlılığını koruyabilmektedir.

Ø Hastalıkla Mücadelesi

  • Kültürel Önlemler

Bulaşık tarlalardan tohum alınmamalı, hastalıklı bitki artıkları tarladan uzaklaştırılmalı ve yağmurlama            sulamadan       kaçınılmalıdır. Hastalığa         toleranslı          çeşitlerin          üretimine yönelinmelidir.

  • Kimyasal Mücadele

Mücadelesi tohum ve yeşil aksam ilaçlamaları olarak yürütülür. Yeşil aksam ilaçlamaları hastalık görülmeden koruyucu olarak bitkiler 2-3 yapraklı iken hazır bakirli preparadardan biri ile birer hafta ara ile 2-3 uygulama şeklinde yapılmalıdır.

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları

Etkili madde adı ve miktarı

Formu lasyon

Dozu Preparat) 100 litre suya

Bakır oksit % 50

Bakır oksıklorid % 50

WP

WP

300 g

300 g

2.2.2. Zararlılarla Mücadele

Baklagil Tohum Böcekleri

Larvalar, baklagil tanelerinde beslendikleri süre içinde oyuklar meydana getirerek tanenin besin değerini düşürdükleri gibi, dışkı ve vücut artıkları ile de taneleri kirletir. Çok döl veren türlerin devamlı üremeleri sonucu delinmiş ve içinin büyük kısmı yenilerek besin değerlerini tamamen kaybetmiş olan taneler, hayvan yemi ve gübre olarak dahi kullanılamaz.

Larvalar, beslenmeleri sonucunda tanelerde kalite, çimlenme gücü, ağırlık kayıplarına neden olur. Zarar görmüş, baklagillerin, pazarlama değeri de düşer.

Ø Hastalıkla Mücadele

  • Kültürel Önlemler

Temiz tohumluk kullanılmalıdır. Hasat ve harman geciktirilmeden zamanında yapılmalı, tarlada kalan artıklar derine gömülmeli veya yakılmalıdır.

Ağır zarar gören yerlerde geç ekim yapılması önerilir.

Tarlada gerekli önlemleri alınmış ürün, çuvallar içinde temizliği yapılmış, ilaçlanmış olarak ambara yerleştirilmelidir.

  • Kimyasal Mücadele

Tarlada, yılda tek döl veren baklagil tohum böceklerine karşı mücadeleye, çiçeklenme başlangıcından başlayarak, 10 gün ara ile 2 ilaçlama yapılmalıdır.

Çok döl veren fasulye tohum böceği ile bulaşık olduğu bilinen sahalarda, fasulye çeşidinin gelişmesi ve ekim zamanı göz önünde tutulmak kaydı ile, fasulye bitkilerinde alt kapsüller kuru oluma girer girmez önerilen ilaçlardan birisiyle 10-14 gün ara ile 2-3 ilaçlama yapılarak tarla dönemindeki bulaşmalar önlenebilir.

Boş ambar ilaçlaması, her zaman yapılabilir; ürün konulmadan 15-20 gün önce ilaçlamanın yapılması gereklidir.

Koruyucu ilaçlama; ambarlarda döl vermeye devam eden türlerin zararını önleme ve tek döl veren türlerde de çıkan erginlerinin ertesi yıla geçişini önlemek amacıyla, hasat edilmiş veya çok döl veren tohum böceklerine karşı, fümigasyona tabi tutulmuş ürüne, ürün ambara konurken uygulanır.

Kullanılacak İlaçlar ve Dozları

Etkili madde adı ve miktarı

Formülasyon

Dozu (Preparat) 100 litre suya

Aluminium phosphide % 57

TB/P

6-9 g/1 ton ürün, 3 g/1 m3hacime

Azinphos Methyl 230 g/l

EC

200 ml

Bromophos 360 g/l

EC

300 ml/100 m3 (ambar ilaçlaması)

Diazinon 1 85 g/l

EC

300 ml

Deltamethrin 25 g/l

EC

40 ml/da

Fenthion % 3

TOZ

4.5 kg/da

Malathion 650 g/l

EC

200 ml/100 m3 (ambar ilaçlaması)

Triazophos 420 g/l

EC

100 ml/da

Fenitrothion 550 g/l

EC

150 ml/da

2.3. Gübreleme

Leguminosae (Baklagiller) familyası sebzelerinin köklerinde havanın serbest nitrojenini (azotunu) tutan nodozitelerin bulunması bu grup sebze için olduğu gibi kendilerinden sonra gelecek kültür bitkileri içinde avantajdır; ancak çimlenmeyi takip eden gelişmenin yeni başladığı devrelerde bitkilerin özellikle nitrojene ihtiyaçları fazladır. Buna karşılık fosfor ve potas gibi besin maddeleri ise özellikle çiçeklenme ve olgunlaşma devrelerinde çok önemlidir.

Fasulyeler için tavsiye edilecek tabii ve ticaret gübresi miktarları, her şeyden önce topraktaki besin maddeleri miktarıyla ilgilidir. En uygun fasulye toprağı olarak kabul ettiğimiz kumlu-tınlı topraklarda dekara 2-3 ton çiftlik gübresi ve yardımcı olarak da toprakta potas eksik ise dekara 40-50 kg %40 potas ihtiva eden bir gübre, 40 kg fosforlu ve azotlu gübrelerden de ortalama olarak dekara 15 kg hesap edilir.

2.4. Destek Sağlama

Sırık fasulyelerinde yerine getirilmesi gereken önemli bir bakım işi de bunların askıya alınmasıdır. Askıya almanın nedeni; sürekli olarak taze olarak toplanması gereken fasulye meyvelerinin daha rahat toplanmasının sağlanması ve yüksek verim elde etmektir. Askıya alınmayan sırık fasulyeleri rastgele uzayacaklarından aralarına girip fasulye toplamak mümkün olamaz. Bu amaçla bitkiler hereklere, kafes tellerine, mısır bitkilerine ve birbirine 1,5-2 m ara ile paralel olarak çekilmiş teller arasında pamuk ipliği ile sık gerilmiş ipler üzerine yılanvari sardırılmak suretiyle askıya alınabilir.

2.5. Yabancı Otlarla Mücadele

Fideler tamamen toprak yüzünde görülünce ilk çapalama yapılmalıdır. Yağış, yabani ot ve toprağın durumu dikkate alınarak 2-3 hafta sonra ikinci çapa yapılır ve hafifçe boğaz doldurulur. Böylece sulama için karıklar açılmış ve masuralar oluşturulmuş olur. Fasulyeler gelişip sıra aralarında çapa yapılmayacak hale gelinceye kadar imkânlar ölçüsünde 2-3 hafta arayla çapa yapmak çok faydalıdır.

3. FASULYEDE HASAT

3.1. Hasat Zamanı

Fasulyenin hasatında en ideal zaman; baklaların hakiki çeşit karekterinin gösterdiği iriliğin 1/3’ünü aldığı devredir. Bazı hallerde bu ölçü bozulabilirse de normal iriliğin yarısını asla geçirmemelidir.

3.2. Yapılışı

Fasulyelerin hasadı; küçük işletmelerde ve taze fasulye üretiminde elle baklaları teker teker toplamak suretiyle yapılmaktadır. Büyük işletmelerde ve özellikle kuru fasulye üretiminde toplamayı bir anda yapabilmek amacıyla özel fasulye hasat makineleri kullanılır.

Fasulye yetiştiriciliğinde belirli alandan alınan verim; çeşidin sırık ve yer çeşidi oluşu, çeşitlerin verimleri, yetiştirme ve bakım şartları gibi faktörlere bağlıdır. Taze fasulye üretiminde ortalama olarak; yer fasulyelerinde dekardan 500-600 kg, sırık fasulyelerinde dekarda 750-1250 kg fasulye alınabilmektedir.

Kuru fasulyelerde ve tohumluklarda hasat işlemi genellikle ilk baklalar sararıp kuruduğunda yapılır. Hasat sırasında baklalar elde de kontrol edilir.

Eğer hasat geciktirilirse ilk oluşan baklalar çatlayarak tohumlar dökülür. İlk baklalar tam olgunlaşmadan önce hasat yapıldığında tohum veriminde hektara 358 kg’lık bir azalma meydana geldiği belirlenmiştir.

Sırık çeşitler bodur çeşitlerden daha geç olgunlaşır. Hasat kombine hasat makineleri ile veya elle yapılabilir. Elle hasat edilen bitkiler önce kurutulur daha sonra tohumlar harman makineleri ile baklalardan ayrılır.

3.3. Hasat Sonrası İşlemler

3.3.1. Ürünün Taze Muhafazası

Taze fasulye 4-7C ve % 90-95 nispi nemde 1 hafta kadar depolanabilir.3 gün ya da daha uzun süre ile 4C daha düşük sıcaklıklardan depolandıktan sonra pazarlama amacıyla oda sıcaklıklarına çıkarıldıklarında yüzey beneklenmesi ve renk ağarması görülür. Renk ağarması nem miktarı ile artar. Bu duruma özellikle nemin sürekli kalıcı olduğu kasaların merkezlerinde daha sık rastlanır.

Fasulyeler kasalara, hava sirkülasyonu rahatça olabilecek şekilde istiflenmelidir. Eğer sıkışık olarak paketleme yapılırsa solunum ısısından dolayı sıcaklık artabilir. Böyle koşullarda, başlangıç durumunda olan çürüme enfeksiyonları ilerleyecek ve depodan çıkarıldıktan sonra da hızla bozulma meydana gelecektir.

Taze fasulye çok uzun süre ve yüksek depolama sıcaklıklarında tutulursa değişik mantari çürüklüklere maruz kalır.

3.3.2. Ürünün Kuru Muhafazası

Baklaların içerisinden çıkarılan taneler kurutulduktan sonra temizlenir, ayıklanır ve gerekirse böceklere karşı ilaçlanır. Sonra çuval, torba veya sandıklara doldularak depolara alınır. Amaçlanan depolama süresine göre depo şekli ve depo koşulları düzenlenir. Uzun süre depolama yapılacaksa nem, sıcaklık ve havalandırmaya daha fazla dikkat edilmelidir. Depolamada sıcaklık düştükçe kızışma, böcek ve mantar zararı azalır.Uzun süreli saklamalarda – 5 oC’ nin altındaki sıcaklıklar önerilir. Nem oranın da % 55 – 65 düzeyinde tutulması tavsiye edilmektedir. Ayrıca depo içerisinde 2 m3 /ton düzeyinde bir hava değişimi sağlanması gerekmektedir.

Yorum Yap