Buğday Yetiştiriciliği

Buğday Yetiştiriciliği

Buğday Yetiştiriciliği – Buğday dünya üzerinde yetiştiriciliği en yaygın olan kültür bitkisidir. Kültür bitkileri içerisinde dünyada en fazla ekilen buğdayın, dünya ekim alanı son verilerde yaklaşık 220 milyon hektar ve üretimi de 565 milyon ton civarındadır.

Buğday, adaptasyon (çevre şartlarına uyum) yeteneği yüksek bir bitkidir. Bu nedenle her türlü iklim ve bölgede rahatlıkla yetiştirilebilir. Buğday, içerdiği besin maddeleri nedeniyle insanoğlunun en önemli gıdası durumundadır.

Beslenmede besinlerden sağlanan kalorinin yaklaşık % 20’si buğdaya aittir. Ayrıca ekmek yapımına uygun bitki buğdaydır. Buğday tarımı kolay olup ekim, gübreleme, ilaçlama gibi bakım işlemleri büyük oranda makine ile yapılmaktadır.

Bu nedenle yetiştiriciler buğday tarımına yönelmektedir.  Bitkinin telafi yeteneğinin yüksek olması, yetiştirici hataları ve olumsuz koşulları belli oranda telafi edebilmesi, kültür bitkileri içerisinde buğdaya farklı önem kazandırmaktadır. Pazarlama, taşıma, depolama ve işleme kolaylıklarına sahip oluşu buğday tarımını teşvik etmektedir. 

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de buğday tarım alanlarının vazgeçilmez bitkisidir. Ülkemizdeki tarım arazileri yaklaşık olarak 24 milyon hektardır. Bu alanın yaklaşık her yıl 5 milyon hektarı nadasa bırakılmakta, 18,8 milyon hektarı ise ekilmektedir. Ekilen alanın yaklaşık yarısında (9,6 milyon hektar) buğday tarımı yapılmaktadır.

Bitkisel Özellikleri

Buğdayın bitkisel özellikleri toprak altı ve toprak üstü kısımları olarak iki temel bölümde incelenebilir.

Embriyonal kökler (primer kökler): Embriyonal kökler, buğdayda kardeşlenme başlangıcına kadar oluşan köklerdir. Her embriyoda bir kökçük bulunur. Çimlenmede öncelikle kökçük meydana gelir. Bundan sonra birbirine paralel bir çift, sonra bir çift kök daha çıkar. Bu köklerin sayıları kardeşlenmeye kadar cinslere göre değişmekle birlikte sabittir. Çim kökü sayısı buğday ve yulafta 3; çavdar ve tritikalede 4 ve arpada ise 5–7 adet arasında değişmektedir. Çim kökleri de asıl çim kökleri gibi bitki ömrünü tamamlayana kadar canlılığını ve işlevini korumaktadır.

Adventif kökler (sekonder kökler-bitki kökleri): Bitkide vejetatif organların ve besin maddeleri ihtiyacının giderek arttığı dönemde, bitkinin asıl beslenmesi ve toprağa sıkıca tutunması adventif köklerle sağlanır. Adventif kökler ilk yaprağın bağlandığı boğumdan çıkar. Adventif kökler gelişmelerine daha sonra yeni köklerin çıktığı boğumda devam eder. Serin iklim tahılları arasında kök
derinliği adventif köklere bağlı olarak değişmektedir. Bu açıdan sıralama çavdar, yulaf, buğday, tritikale ve arpa şeklindedir. Çavdar kökleri 2,5 metre, buğday ve yulaf kökleri ise 1,5–2 metre derinliğe kadar inebilir.

Buğdayın toprak üstü kısımları ve özellikleri aşağıdaki gibidir: 

Bitki boyu: Buğdayda bitki boyu, toprak yüzeyi ile başağın en üstteki başakçığı (tepe başakçığı) arasında kalan uzunluktur. Bu uzunluk serin iklim tahıllarında 40–200 cm arasında olabilir. Serin iklim tahıllarında 80–100 cm’lik boy uygundur. Bitki boyu sap, boğum ve boğum aralarında oluşur.

Sap: Kardeşlenme ile sapa kalkma arasındaki devrede kışlık buğday çeşitlerinde yapraklar yere paraleldir. Yazlık çeşitlerde yaprak ve kardeşlerin görünüşü dik şekildedir. Kışlık çeşitler çimlenme ile sapa kalkma devresinde 1–5 ºC arasında 5–60 günlük bir düşük sıcaklık devresine (vernalizasyon) ihtiyaç duyarlar. Yazlık çeşitler ise 6–10 ºC arasında sıcaklığa ihtiyaç duyarlar.  ernalizasyonu tamamlayan bitkilerde otsu görüntü kaybolur.

Boğum: Boğumlar buğdayda yaprak kınının sapa bağlandığı noktalardır. Boğumların iç kısımları doludur. Serin iklim tahıllarında boğum ve boğum arası sayısı 7–9 arasında değişmektedir. Toprak üstünde görülen boğum sayısı en fazla 6 tanedir.

Boğum araları: İki boğum arasındaki sap uzunluklarına boğum arası denir. Boğum aralarının iç kısımları boş durumdadır. Sadece makarnalık buğdaylarda en üst boğum arasının üst kısmı doludur.

Yaprak: Yapraklar, bitkinin özümleme (fotosentez) yapmasını sağlayan organlardır. İlk yapraklar çim kını içerisinden çıkar. Her yaprak bir boğumdan meydana gelir ve boğum sayısı kadar yaprak bulunur. Buğday yaprağı yaprak kını, yaprak ayası, kulakçık ve yakacık ismi verilen kısımlardan meydana gelir.

Yaprak kını: Yaprak kını, çıktığı boğumla onun üstündeki boğum arasında kalan ve bu boğum arasını saran kısımdır. Boğum arasını sararak sapın dik durmasını sağlar. Yaprak kını buğdayda tüylüdür.
Yaprak ayası: Yaprak ayası bitkinin asıl özümleme ve transprasyon organıdır. Yaprak ayası sap ve yaprak kını gibi paralel damarlıdır.
Kulakçık: Yaprak ayasının sapa bağlandığı kısımda sapı kavrayan küçük bir organdır. Yaprak ayasının devamı şeklindedir. Boğum aralarını sıkıca sararak suyun kınla sap arasına girmesini önler.

Yakacık: Yaprak ayasının sapa bağlandığı noktada, sapla yaprak ayası arasında yaprak kını şeklinde bulunan zarımsı yapıda bir organdır.

Çiçek ve çiçeklenme: Buğday çiçekleri başak şeklindedir. Bir başak başakçıklardan meydana gelmiştir. Bir başakta 20–30 adet başakçık bulunmaktadır. Başakçık iki dış kavuz arasında bulunan çiçek veya çiçekler topluluğuna verilen isimdir. Serin ilkim tahıllarında çiçek erseliktir. Bu nedenle kendi kendine döllenmektedir. Çiçeklenme, başağın en üstteki yaprak kınından çıkmasıyla başlar. En üstteki yaprak kınının bağlandığı boğum kendi altındaki kından çıktığında en üstteki kında bir şişkinlik görülür. Bu duruma gebeleşme adı verilir. Buğday Yetiştiriciliği

Adaptasyon

Bitkisel üretimde adaptasyon kavramı, o bitki çeşidinin yetiştirildiği yerin toprağına, iklimine, arazi yön, meyil ve yüksekliğine uyumunu içermektedir. Serin iklim tahılları, kültür bitkileri içinde istek sınırları geniş olanların başında gelir. Bitkilerin adaptasyonu geniş bir alanı kapsamaktadır. Buğdayın sağlıklı büyüme ve gelişmesi için ısı, ışık, su, gün uzunluğu ve toprak özelliklerini kapsayan çok sayıda çevre faktörü tarafından etkilenmektedir. Serin iklim tahıllarının adaptasyon alanı çok geniştir. Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yeryüzünde kültür bitkilerinin yayılma sınırını oluşturur.
Tahılların yetişmediği yerlerde başka tarla kültür bitkileri yetişemez. Yüksek rakımlı bölgelerde yetişebilme açısından buğday ve arpa önde gelir. Bu bitkileri çavdar ve yulaf izler. Buğday ülkemizde 35–500 enlem dereceleri arasında ve 3000 metre yükseklikte yetişebilmektedir. Buğday çok farklı iklim koşullarında yetişebilen bir bitkidir. İklim şartları içerisinde ilk sırayı sıcaklık almaktadır. Sıcaklık, buğdayın büyüme ve gelişmesine üç farklı şekilde etki etmektedir.Buğday Yetiştiriciliği
Buğdayın iklim istekleri
Birinci olarak çıkıştan itibaren kardeşlenme, sapa kalkma, başaklanma, çiçeklenme ve tane dolum dönemleri boyunca buğdayda meydana gelen gelişmeler toplam sıcaklık ünitesi tarafından kontrol edilmektedir.Buğday Yetiştiriciliği
İkinci olarak buğday tohum olarak ekildikten sonra çeşitli gelişme dönemlerini tamamlayarak yeni bir tohum meydana getirebilmek için uygun sıcaklık zinciri içerisinde belli bir minimum zamana ihtiyaç duymaktadır. Buğday bitkisinin büyüme ve gelişmesi için uygun sıcaklıklar 10–25 ºC arasındaki sıcaklıklardır.
Üçüncü olarak buğday kritik gelişme dönemlerinde ekstrem sıcaklıklara karşı duyarlı bir bitkidir. Bu ekstrem sıcaklıklar, yaprak ve köklerin donmasına, kış ölümlerine, boğum araları ve çiçeklerin dondan zarar görmesine ve yüksek sıcaklık zararlarına yol açmaktadır. Buğday yetiştiriciliğinde iklim şartları içerisinde ikinci ve üçüncü sırada nem ve ışık gelmektedir. Nem buğday tarımının yaygın olduğu kuru tarım alanlarında verimin en önemli belirleyicisidir. Buğday çimlenme ve kardeşlenme gibi gelişmesinin ilk devrelerinde yüksek sıcaklıklardan hoşlanmaz. Bu dönemlerde sıcaklık 5–10 ºC, nispi (orantılı) nem % 60’ın üstünde geçerse buğday normal gelişmesini sürdürür. Bu dönemde fazla ışık gerekli değildir.

Buğday sapa kalkma gibi vejetatif gelişmenin ileri dönemlerinde yine fazla sıcaklığa ihtiyaç duymaz. Bu dönemde 10–15 ºC sıcaklık ve % 65 nispi nem ile az ışık iyi bir gelişme için uygundur. Buğdayın tane büyüme döneminde, maksimum tane ağırlığına ulaşabilmesi için 10–15 ºC’lik sıcaklıklara ihtiyaç vardır. Düşük sıcaklıklar buğday gelişimini etkilemektedir. Düşük sıcaklıklara dayanma bakımından buğday türleri arasında ekmeklik, topbaş ve makarnalık buğdaylar şeklinde bir sıralama yapılabilir. Buğday başaklanma öncesi nispi nemi oldukça yüksek havaya ihtiyaç duyar. Ayrıca bu dönemde yüksek özümleme için bol ışık isteği bulunmaktadır. Döllenme ile birlikte düşük nem ve yüksek sıcaklık, kaliteli tane oluşumunu sağlar. Sonbaharda ekimin geç yapılması durumunda buğdayın kışa dayanımı ve ilkbaharda hızlı bir şekilde yeniden büyümelerini sağlayabilecek olan ideal bitki büyüklüğüne ulaşabilmeleri için yüzlek ekim yapmak suretiyle hızlı bir çıkış sağlanmalıdır. Buğday Yetiştiriciliği
Toprak İstekleri
Buğday çok farklı toprak tiplerinde yetiştirilebilen bir bitkidir. Hemen hemen her çeşit toprakta yetişebilen buğday türleri vardır. Resim 1.12: Buğdayın toprak istekleri Besin maddesi yönünden topbaş buğday çeşitleri fakir topraklarda, ekmeklik çeşitler orta zenginlikteki topraklarda ve makarnalık çeşitler ise zengin toprak şartlarında daha iyi yetişmektedir. Örnek olarak buğday yetiştiriciliği yapılan bir bölgede sırt yerlere topbaş çeşitleri, yamaç yerlere ekmeklik çeşitleri ve taban yerlere ise makarnalık çeşitleri ekmek uygundur.Buğday Yetiştiriciliği

Buğday bitkisi için derin yapılı, killi, tınlı-killi, kumlu-tınlı, organik maddece zengin, yeterli miktarda fosfor ve kireç içeren topraklar en uygun topraklardır. Toprağın organik maddesi arttıkça, buğday veriminde de artış görülür. Yani ağır, killi olmayan ve su tutma kapasitesi % 25–30 olan topraklar iyi bir buğday toprağıdır. Uzun süre genç kalmış tarla topraklarıyla, hiç işlenmemiş topraklar humusça zengin olduklarından ve üst tabakaları tamamen canlı bulunduğundan buğday için en uygun topraklardır.

Buğday yetiştiriciliği yapılacak toprakta havalanmanın iyi olması gereklidir. Bu nedenle toprak su kapasitesinin % 40 hava, % 60 su olması buğday için en uygundur. Toprak su kapasitesi % 40’ın altına inerse serin iklim tahıllarında susuzluktan, % 60’ın üstüne çıkarsa havasızlıktan zarar görür.Buğday Yetiştiriciliği

Yetiştirilmesi
Toprak Hazırlığı ve Ekim
Buğday tarımında toprak hazırlığı bol ve kaliteli ürün alabilmek için en önemli işlemlerden bir tanesidir. Tohumun zamanında ve yeknesak (tekdüze) bir şekilde çimlenebilmesi için iyi bir toprak işleme yapılarak tohum yatağı özenle hazırlanmalıdır. Buğday tarımında normal toprak işleme (geleneksel) sistemi, malçlı toprak işleme sistemi ve sıfır sürüm sistemi olmak üzere üç farklı toprak işleme yöntemi bulunmaktadır. Normal toprak işleme (geleneksel) sistemi, buğday tarımı yapılan alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sistemde, toprak alt üst edilerek işlenmekte ve bitki artıkları toprağa gömülmektedir. Geleneksel sistemde kulaklı pulluk ve diskli pulluklar kullanılan temel aletler olup diğer bazı sürüm aletleri ile de aynı şekilde sürüm sağlamaktadır.

Malçlı toprak işleme sistemi, tarladaki bitki artıklarının çoğunu toprak yüzeyinde bırakan veya üst toprağı birkaç cm derinlikte işleyerek toprak yüzeyinde bir malç tabakası oluşturmayı amaçlayan bir toprak işleme sistemidir. Bu sistemde bitki artıklarının çoğunun toprak yüzeyinde bırakılması ve mümkün olduğu kadar az sayıda işleme sürüm işleminin tamamlanması en uygun işleme şeklidir. Sistemin asıl amacı, toprak yüzeyinde bir malç tabakası oluşturarak toprak erozyonunu ve topraktaki su kaybını önlemektir. Bu sistemde kullanılacak başlıca toprak işleme aletleri çizeller, kaz ayakları ve kültivatörlerdir.Buğday Yetiştiriciliği

Sıfır sürüm sisteminde topraktaki bitki artıklarına dokunulmamaktadır. Bu sistem bitki artıklarını toprak yüzeyinde tutarak toprak erozyonunu ve toprakta depolanmış suyu korumayı amaçlayan bir sistemdir. Sıfır sürüm sisteminde toprak işleme söz konusu olmamakla beraber kullanılan özel ekim makineleri bitki artıklarını önemli ölçüde toprağa karıştırmakta ve toprağın üst kısmına gömülmektedir. Buğday Yetiştiriciliği

Buğday yetiştiriciliğinde toprak işleme bölgenin iklim şartlarına bağlı olarak değişebilmektedir. Kuru tarım bölgelerinde ve nem sorunu olmayan bölgelerde toprak işleme bazı farklılıklar göstermektedir. Kuru tarım yapılan buğday alanları dünyada ve ülkemizde oldukça geniştir. Bu bölgelerde yağış düşük ve orta seviyede olmaktadır. Yıllık yağış miktarı buğdayın ihtiyaç duyduğu nem miktarını karşılamakta çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle bu bölgelerde iki yılda bir veya yağışın biraz daha fazla olduğu yerlerde daha geniş aralıklarla nadas uygulanmaktadır. Nadas uygulamanın temel ilkeleri; Buğday Yetiştiriciliği
Ø Toprakta azami nem birikimi sağlamak,
Ø Besin elementlerinin elverişliliğini yükseltmek,
Ø Erozyonla toprak kayıplarını azaltmak,
Ø Harcamaları en aza indirmektir.
Nadas toprakta nem biriktirmeyi amaçlayan uygulamadır. Nadasın uygulama tekniği kuru tarımda buğday yetiştiriciliğinde toprak hazırlamanın esasını oluşturur. Nadas uygulaması toprakta elverişli nem depolamanın yanında yabancı ot mücadelesi, organik maddenin parçalanması ve toprağın dinlendirilmesi gibi yararlar sağlar. Nadas uygulaması süresince toprakta depolanan nem, yağış miktarına ve dağılımına, toprak tekstürüne ve toprak yüzeyindeki bitki artıklarının etkisine bağlı olarak % 25–40 arasında değişmektedir.

Toprak yüzeyinin sıkışması, organik madde içeriğinin düşük olması, çok ufalanmış toprak yapısı gibi faktörler toprağın su alım kapasitesini (infiltrasyon) azaltır. Böyle koşullarda ön bitki artıklarıyla kaplı sürülmemiş eğimli bir arazi, yüzey akışı ve evaporasyonla önemli ölçüde su kaybeder. Yüzey akışı kayıpları özellikle toprağın don olması ve yağış şiddetinin Buğday Yetiştiriciliği fazla olması hâlinde daha da artar. Bu sebeple infiltrasyon problemine sahip olan topraklarda sonbaharda derin çizel veya dipkazan çekilmesi, kar ve yağmur sularının daha iyi tutulmasını sağlar. Derin sürüm yerine 12–15 cm derinliğinde yüzeysel sürüm yapılması ise üst toprağın kısa sürede suyla doymasına ve geçici olarak su infiltrasyonun önlenmesine yol açabilir.Buğday Yetiştiriciliği

Buğday için toprak hazırlığı yaparken toprak nemini muhafaza etmek amacıyla anız kesinlikle yakılmamalıdır. Kuru tarım yapılan alanlarda toprak işlemeye öncelikle tarladaki anızları toprağa katmak amacıyla tarla 15–20 cm derinlikte pulluk ile sürülmelidir. Daha sonra ekim zamanında tarlada ikileme yapılarak tarla düzeltilmelidir. Kültivatör veya kazayağı pulluk sürümüne dik bir şekilde yapılarak tarla düzeltilmelidir. Toprak işleme yapılırken toprağın yapısını bozmamak ve toprak nemini kaçırmamak için sınırlı tutulmalıdır. Nem sorunu olmayan yörelerde toprak işlemenin asıl amacı tohum yatağı hazırlamaktır. Bu bölgelerde toprak işleme, özellikle yabancı otlarla mücadelesi, toprağın gevşetilmesi, daha iyi havalanması, ekim makinelerinin rahat çalışabilmesi, iyi bir tohum yatağı hazırlanması, çimlenme ve çıkışın daha düzgün olması ve verimin güvence altına alınması gibi yararlar sağlar.Buğday Yetiştiriciliği

Nem problemi olmayan ve sulama imkânı bulunan arazilerde, üreticilerin tercihine ve ekim nöbetine bağlı olarak buğday yaygın bir şekilde yetiştirilmektedir. Bu yörelerde daha çok normal toprak işleme uygulanmaktadır. Erozyon sorunu olmayan arazilerde toprak işlemede çoğunlukla toprağı alttan işleyen pulluk ve diskaro gibi aletler kullanılmaktadır. Toprak nemli iken yapılan toprak işleme, toprağın furda (parçalı) yapısının bozulmasına ve toprağın sıkışmasına yol açar. Bu nedenle toprak işleme zamanının doğru seçimi, toprağın tavda olup almadığına özellikle dikkat edilmesi gerekir. Ekim zamanı toprak 15–20 cm derinlikte sürülür ve arkasından diskaro çekilerek sürüm karıkları düzeltilir. Diskaro çekimi pulluk sürümüne dik yapılmalıdır. Bu işlemlerden sonra ekim yapılır. Toprak işleme ve tohum yatağı hazırlandıktan sonra buğday ekimi yapılmalıdır. Ekim yapılırken ekim zamanı, ekim derinliği ve ekim yöntemi önemlidir. Buğday Yetiştiriciliği

Ekim zamanı belirlenirken dikkat edilecek ilk nokta çeşidin belli bir ekolojideki verim miktarıdır. Kışlık buğdaylar çok geç ekildiğinde ilkbahar ile sıcaklık ve gün uzunluğunun arttığı yaz aylarında, büyüme ve gelişmesini hızlı bir şekilde tamamlamak zorunda kalmaktadır. Bunun sonucunda bitkiye yarayışlı su ve sıcaklık yeterince değerlendirilmediği için verim azalmaktadır. Yazlık buğdaylarda ilkbaharda yapılacak ekimlerde, ekimin mümkün olduğu ölçüde erken yapılması gerekmektedir. Buğday tarımında ekim zamanını belirleyen en önemli faktörlerden bir tanesi de
tohum yatağındaki toprak sıcaklığıdır. Toprak sıcaklığının 8–10 ºC olduğu zaman ekim yapılırsa kök gelişmesi hızlı ve kök tacı da derin olur. Bu uygun zamandaki ekim, buğdayın soğuk ve kurağa karşı dayanıklılığını artırır. Hem erken ekim hem de geç ekim kış dönemindeki şiddetli soğuklardan bitkinin zarar görmesine neden olacağı için sakıncalıdır. Örneğin Trakya bölgesi için en uygun ekim tarihi 15 Ekim–15 Kasım tarihleri arasıdır. Ülkemizin çeşitli yöreleri için en uygun kışlık buğday ekim zamanları aşağıdaki tablodaki gibidir. Buğday Yetiştiriciliği

YÖRE EKİM ZAMANI
İzmir 15 Ekim–15 Aralık
Edirne Ekim ayı ortası (15 Ekim- 30 Ekim)
Sakarya 15 Kasım–15 Aralık
Tekirdağ 21 Ekim -11 Kasım
Erzurum-Kars 15 Ağustos–1 Eylül
Erzurum 22 Ağustos–3 Eylül
Muş-Van 15 Eylül- 15 Ekim
Konya (kuruda)
Konya (suluda)
15 Eylül- 10 Ekim
1 Ekim -10 Ekim
İç Anadolu Ekim ayı içerisinde (ekim ayının ilk haftası)

Buğdayda ekim derinliğini belirleyen en önemli faktör toprak nemidir. Toprak nemi toprağın yapısına, sıcaklığına ve toprak yüzeyinin durumuna bağlıdır. Ekim derinliği, ekim zamanına göre değişebilmektedir. Toprak neminin yeterli olması durumunda buğday için en uygun ekim derinliği 2–4 cm’dir. Yeterli nem olmadığı durumlarda ise buğdayda ekim derinliği en az 5 cm olmalıdır. Kışlık buğday ekimi 5–6 cm derinliğe yapılabilir. Ekilecek tohumluğun bin tane ağırlığına veya iriliğine bakılarak bu derinlik küçük tohumlarda 4–5 cm, iri tohumlarda 5–6 cm olabilir. Yazlık buğdaylarda ekim derinliği kışlık buğdaylardan daha az olmalıdır. Buğdayda ekim yöntemi belirlenirken toprak nemine dikkat edilmelidir. Ekim döneminde toprak neminin sorun olmadığı kuru tarım alanlarında ekim için düz mibzer kullanımı uygun olmaktadır. Ülkemizde Doğu Anadolu, İç Anadolu ve geçit bölgeleri için en uygun ekim baskılı mibzerle yapılmaktadır. Baskılı mibzer ekilen sıraları üstten bastırarak tarla yüzeyinde küçük kanalcıklar oluşturmakta, toprağın bastırılması ve tohumların toprakla daha iyi temas etmesini sağlamakta, su alımını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca bu kanalcıklar, karın ve nemin tutulmasını sağlayarak nem sıcaklık bakımından, düz tarla yüzeyinden daha uygun ortam oluşturmaktadır. Kuru tarım alanları için en uygun mibzerler, yandan baskılı
arkvari ekim yapan kombine mibzerlerdir. Bu mibzerler 10–15 cm derinlikte açılan ve yeterince tavı bulunan ark tabanına tohumu bırakırlar. Tohumların üzeri 4–5 cm kalınlığında toprak ile kapatılır.Buğday Yetiştiriciliği

Bakım
Buğday yetiştiriciliğinde uygulanacak başlıca bakım işlemleri gübreleme, sulama ve mücadeledir.Buğday Yetiştiriciliği
Gübreleme: Buğday gelişimini sürdürmek ve genetik yapısı ile çevre koşullarının izin verdiği ölçüde verimi gerçekleştirebilmek için belli miktarlarda makro ve mikro besin elementlerine ihtiyaç duyar. Buğday tarımında sulu ve kuru şartlarda verilecek gübre miktarları farklı olmaktadır çünkü sulu şartlarda dekardan alınması hedeflenen ürün miktarı kurudakine göre en az % 50 daha
yüksektir. Gübrelemenin faydalı olması için yetiştiricilerin mutlaka toprak analizi yaptırması gereklidir. Gübreleme imkânlara göre elle, santrifüjlü makinelerle veya ekim sırasında yapılır. Genel olarak buğday tarımında yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu şartlarda uygulanabilecek gübre form ve dozları aşağıdaki tabloya göre ayarlanabilir.

Buğday tarımında kullanılabilecek başlıca gübreler azotlu, fosforlu, potasyumlu ve kompoze gübreler ile yaprak gübreleridir. Azotlu gübreler, amonyum sülfat (% 21 N), üre (% 46 N) ve amonyum nitrat (% 26 N)’tır. Bu gübrelerin tümü bitkinin ihtiyacı olan azotu sağlar ancak özellikleri gereği toprak asitliğini nötr hâle getirmek için tuzlu veya alkali topraklarda amonyum sülfat ekim öncesi
veya ekimde tercih edilmeli, diğer nötr veya asit toprak karakterlerinde üre kullanılmalıdır. Azotlu gübreler buğday üretiminde üçe bölünerek uygulanmalıdır. Birinci azotlu gübre uygulamasında, azotun üçte biri ekimden önce veya ekimle birlikte dekara 25 kg/da civarında verilebilir. İkinci azotlu gübre uygulamasının diğer üçte biri buğdayın kardeşlenme döneminde, şubat ayı içinde üre (% 46 N) formunda 10–12 kg/da verilmelidir. Üçüncü azotlu gübre uygulamasının son üçte birlik kısmı da mart ayı sonunda bitkilerin sapa kalkma dönemi öncesi amonyum nitrat (% 33 N) formunda 15–20 kg/da arası tarlaya verilmelidir. Buğdayda sık ekim ve azotlu gübrenin fazla verilmesi sonucu birim alanda fazla sap meydana gelir. Işığın etkisiyle bu saplar uzamaya başlar. Böyle uzun ve ince boylu bitkiler rüzgâr ve  yağmurların etkisiyle kolayca yatar. Yatmaya dayanıklılık çeşit özelliğine, boğum ve boğum aralarının kalınlığına, sağlamlığına, ekim sıklığına, bitki boyuna, topraktaki alınabilir azot miktarına ve kök tacının sıkı oluşuna bağlı olarak değişmektedir.Fosforlu gübreler, ekim öncesi toprağa verilmelidir. Bu sayede bitkiler tarafından gelişme dönemlerinde kolay ve yeterli miktarda alınabilir. Buğday tarımında sadece fosfor içermesi yönünden en çok bilinen gübre triple süperfosfat (% 43 – % 46 P2O5) gübresidir. Yapılan toprak analizi sonucu bu gübreye ihtiyaç duyulursa tamamı ekim öncesi toprağa verilip karıştırılmalıdır. Fosforlu gübrelerle toprağa verdiğimiz fosforun topraktan kaybı söz konusu değildir. Bu nedenle toprak analizi yaptırmadan her yıl gereksiz yere fosforlu gübre vermekten ve gereksiz masraftan kaçınılmalıdır. Buğday tarımında en uygun ekonomik fosforlu gübre dozu saf olarak yaklaşık 4–7 kg/da (P2O5) arasında değişmektedir. Bu da dekara 12–16 kg/da triple süper fosfat (% 43–46) gübresine denk gelmektedir. Potasyumlu gübreler, toprak analizleri sonucuna göre kullanılmalıdır. Genel olarak ülkemiz toprakları potasyumca zengindir. Potasyumlu gübreler ekim öncesi toprağa verilmelidir. Potasyumlu gübre olarak potasyum sülfat (% 50 K2O) yaygın olarak kullanılan bir gübredir. Kompoze gübreler, azot, fosfor ve potasyum gübrelerinin belirli bir oranda karıştırılması ile elde edilmiştir. Ülkemizde 20:20:0, 18:46:0, 26:13:0 ve 15:15:15 gibi kompoze gübreler kullanmaktadır. Burada birinci rakam azot, ikinci rakam fosfor, üçüncü rakam ise potasyum miktarını göstermektedir. Buğday tarımında toprağın fosfora ihtiyacı varsa 18:46:0 gübresi ekim öncesi veya ekimle birlikte 25 kg/da kullanılabilir. Yapılan toprak analizi sonucuna göre en uygun gübre kullanılmalıdır. Yaprak gübreleri son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır. Yaprak
gübreleri içerisinde bir veya birden fazla besin maddesi elementi bulunmaktadır. Topraklarda çeşitli sebeplere bağlı olarak azot, fosfor, potasyum, çinko gibi besin maddelerinin noksanlığı görülebilir. Bu besin maddelerinin buğday kökleri ile alımı stres şartlarında zor olacağından doğal olarak oluşacak bitki besin maddeleri noksanlığı nedeniyle gelişme geriliği, yaprak renklerinde morarma, kahverengileşme ve sararmalar (kloroz) görülebilir. Bu şekilde besin maddelerinin eksiliği görülen tarlalara ihtiyaç duyulan besin maddesi noksanlığını karşılayacak yaprak gübreleri verilebilir. Yaprak gübreleri, püskürtme şeklinde ve sulama suyuna karıştırılarak kullanılabilir.Buğday Yetiştiriciliği

Sulama: Buğdayın su ihtiyacı, bitki büyüklüğü ve bitkinin su emme kapasitesi ile ilgilidir. Yazlık ve kışlık buğday çeşitleri kardeşlenme, sapa kalkma, başakçık ve çiçek oluşumu, çiçeklenme ve tane dolum dönemlerinde suya daha fazla ihtiyaç duyar. Ülkemizde buğday kışlık olarak yağışlı mevsimde yetiştirildiğinden genellikle sulama imkânı olmayan tarım arazilerinde tamamen toprakta depolanmış ve yağışlarla gelecek suya bağımlı olarak üretilmektedir. Bunun için yağış miktarı ve bunun gelişme dönemindeki dağılımı yıldan yıla büyük değişiklikler göstermektedir. Bu durum buğday veriminde büyük sapmalara neden olmaktadır. Buğday bitkisinin vejetasyon boyunca istediği su miktarı gelişme dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Resim 1.24: Sulanmış alanlar
Buğdayın iyi bir çimlenme ve uygun bir çıkış sağladıktan sonra ekimden sapa kalkma dönemine kadar olan dönemde su isteği fazla olmayıp verim üzerine de çok etkili değildir. Buğday bitkisinde, hızlı bir kütlesel büyümenin olduğu ve başak taslağının oluştuğu sapa kalkma dönemiyle birlikte su ihtiyacı gittikçe artar. Başaklanma döneminde maksimuma ulaşır ve yüksek su talebi tane doldurma döneminde de devam eder. Resim 1.25: Sulama kanalından suyun alınması Buğdaya verilecek su miktarı çeşitli faktörlere bağlı olarak değişmekle beraber toprağın 60–65 cm derinliğe kadar suyla doyurulması genellikle yeterli olur. Ülkemizde  buğday yetiştiriciliği yapılan çeşitli yörelerdeki sulama zamanları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
YÖRE ÖNERİLEN SULAMA ZAMANLARI
İç Anadolu Ekimden sonra + sapa kalkma + başaklanma
başlangıcı + süt olum başlangıcı
Ekimden sonra + sapa kalkma + başaklanma
başlangıcı
Ankara Ekim + sapa kalkma + süt olum
Eskişehir Ekimden önce + sapa kalkma + süt olum
Ekimden sonra + çiçeklenme sonrası
Ekimden sonra + sapa kalkma + çiçeklenme
Ekim + sapa kalkma
Konya Ekimden sonra + sapa kalkma + başaklanma
Sapa kalkma + başaklanma
Ekimden sonra + sapa kalkma
Ekim + sapa kalkma + başaklanma
Kardeşlenme + sapa kalkma + başaklanma
Tokat Başaklanma
Erzurum Temmuzun ilk ve son haftası
Ekim + sapa kalkma + çiçeklenme
Harran Ovası Sapa kalkma + başaklanma + süt olum
Başaklanma başlangıcı + süt olum

Mücadele: Buğdayda mücadele kavramı içerisine yabancı otlar, hastalıklar ve zararlılar ile mücadele yöntemleri yer almaktadır. Buğday yetiştiriciliğinde yabancı ot mücadelesi özellikle yabancı otların 2–4 yapraklı olduğu erken dönemde yapılmalıdır. Yabancı ot mücadelesi ile yaklaşık % 20–30 oranında bir verim artışı sağlanabilir. Kültür bitkilerine göre daha hızlı gelişme yeteneğine sahip yabancı otlar özellikle mart ayının ikinci yarısında buğday ekili alanları hızlı bir şekilde kaplar ve gelişmesine engel olur. Ayrıca buğdayın bitki besin maddelerine ortak olarak önemli oranda zarar meydana getirir. Buğday tarımında yabancı ot mücadelesinde başlıca kültürel önlemler ve kimyasal yöntemleri uygulanmaktadır. Ülkemizde hububat alanlarında zarar meydana getiren başlıca yabancı otlar, sarı ot, yabani yulaf, delice, kuş otu, tilkikuyruğu, köygöçüren, yabani hardal, pıtrak, gök baş, şahtere, karamuk, tilkikuyruğu, pelemir, ballıbaba, gelincik, çobandeğneği, kamış, kekre, ayrık ve tarla sarmaşığıdır.

Yabancı otlarla kültürel mücadelede dikkat edilecek en önemli nokta, yabancı otların gelişimi için uygun ortamları ortadan kaldırmaktır. Bu konuda alınacak başlıca tedbirler;
Ø Temiz tohumluk kullanmak,
Ø İyi bir tohum yatağı hazırlamak,
Ø Ekimi zamanında yapmak,
Ø Ekilecek tohum miktarını ve ekim derinliğini iyi ayarlamak,
Ø Gübreleri doğru kullanmak,
Ø Bölgeye adapte olmuş çeşit yetiştirmek,
Ø Hastalık ve zararlılarla mücadele yapmak,
Ø Ekim nöbeti uygulamak,
Ø Tarla kenarında bulunan yabancı otlarla mücadele etmek,
Ø Rizomla vejetatif olarak büyüyüp gelişen ayrık gibi yabancı otların toprak işlemesi sırasında kullanılan aletlerle bir tarladan başka bir tarlaya taşınması engellemektir.
Buğday tarlalarında yabancı otlarla kimyasal yollarla mücadelede en ekonomik mücadele yabancı ot ilaçları ile yapılan mücadele yöntemidir. Kimyasal mücadelede tarlada görülen yabancı ot türlerine göre seçilen ilaçlar, kullanım özelliklerine göre ekim öncesi, çıkış öncesi veya çıkış sonrası uygulanabilir. Kimyasal mücadele yönteminde, hububat tarlalarında bulunan yabancı otların dar veya geniş yapraklı oluşuna göre farklı ilaçlar kullanılmaktadır. Buğday tarlalarındaki yabancı otlar geniş yapraklı ise yaygın olarak etkili maddesi 2,4-D amin ve MCPA bileşimli ilaçlar  kullanılmaktadır. Bu ilaçlarla mücadele için en uygun ilaçlama zamanı buğdayın kardeşlenmeyi bitirip sapa kalkmadan önceki devresidir. Bu devrede buğdaylar 15–20 cm boyunda, yabancı otlar ise 2–6 yapraklı olduğu dönemdedir.Kardeşlenme öncesi, başak oluşumu ve çiçeklenme devresinde yabancı ot ilacı kullanmaktan kaçınılmalıdır. Erken ilaçlama kardeşlenmeye, geç ilaçlama ise bitkinin boylanmasına ve başak kınından çıkmasına engel olmaktadır. Ayrıca geç ilaçlamada, ilaçlama aleti uzamış buğday bitkilerine çarparak zarar vermektedir. Aynı zamanda geç kalınan yabancı ot mücadelesinde yabancı otlar tarlada büyük ölçüde suyu ve besin maddelerini tükettiğinden birim alandan istenilen verim artışı sağlanamaz. 2,4 amin ve MCPA grubu ilaçlar fazla
soğuk, kapalı ve aşırı sıcak havalarda uygulanırsa istenen faydalı etki olmayabilir. Bu nedenle buğday tarımında ilaçlama hava sıcaklığının 8–18 °C arasında olduğu rüzgârsız ve yağışsız bir günde yapılmalıdır. Rüzgârlı bir günde ilaçlama yapılması hâlinde çevredeki, yazlık ürünler ile sebze bahçeleri ve bağ alanları taşınan ilaç zerreleriyle zarar görebilir. Bu grup ilaçların uygulanmasından sonra yaklaşık 6 saat içerisinde yağmur yağmazsa en iyi sonuç alınır. Son yıllarda dekara 1–3 g gibi çok düşük dozda kullanılan, daha etkili yabancı ot ilaçlarının kullanılmaya başlanması ile mücadelede daha etkili sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Fakat bu ilaçları kullanırken çok aşırı dozda kullanmamak gereklidir. Aksi hâlde ertesi yıl ekilecek olan bitkilerin zarar görmesine neden olabilir.

Buğdayda zarara neden olan başlıca hastalıklar sürme (kör), pas hastalıkları (sarı pas, kahverengi pas, kara pas), rastık, kök ve kök boğazı çürüklüğüdür. Bu hastalıklar önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple hastalıkların gelişimi takip edilerek gerekli mücadele yöntemleri uygulanmalıdır. Buğday hastalıkları ile mücadelede kültürel önlemler ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Kimyasal mücadelede hem yeşil aksam ilaçlaması hem de tohum ilaçlaması yapılmaktadır. Buğday zararlıları içerisinde ülkemizde ekonomik zararı olan başlıca zararlılar süne, kımıl, ekin kambur böceği (zabrus), ekin bambul böceği, ekin güvesi, bazı nematodlar ve çekirgelerdir. Bu zararlıların yaşam döngüleri takip edilerek zamanında mücadele edilmesi
gerekir.Buğday Yetiştiriciliği

Hasat ve Harman
Ülkemizde buğday hasadı ve harmanı, bölgelerin iklim şartlarına bağlı olarak haziran, temmuz ve ağustos aylarında yapılmaktadır. Buğday hasat ve harmanı büyük ölçüde biçerdöver adı verilen hasat makineleri ile yapılmaktadır. Biçerdöverle hasat ile işler kısa zamanda bitirilmektedir. Biçerdöverler hasat ve harman işlemi birlikte yapmaktadır. Bu nedenle biçerdöverin ayarları hasat ve harman açısından tane kayıplarını azaltmak için çok önemlidir. Tane kayıplarının en fazla olduğu arızalı, engebeli arazilerde kullanılan biçerdöverlerin ön tabla, düzenek ayarları çok iyi yapılmalı ve tane dökümü en az seviyede tutulmalıdır. Biçerdöverin kullanılamadığı buğday ekim alanlarında hasat insan gücüyle orak, tırpan ve traktörden güç alan biçerbağlar ile harman makinesi (batöz) kullanılmaktadır. Orak, tırpan ve biçerbağlarla bir günde fazla iş yapılamadığından hasat işlemleri zamanında bitirilememekte ve tane kayıpları da artmaktadır. Bu kayıpları önlemek amacıyla hasat zamanının tespitinin iyi yapılması gereklidir. Ülkemizde hasat zamanının tespitinde bölgesel iklim şartları çok önemlidir. Ülkemizde buğday hasadı genellikle Çukurova’da haziran ayının ilk günlerinde başlamakta, Trakya ve İç Anadolu Bölgelerinde temmuz ayında başlamakta, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise ağustos ayında başlamaktadır. Geç ekilen veya gelişme devresi uzun olan buğday çeşitlerinin hasadı, normal zamanda ekilen ve orta erkenci çeşitlere göre 1–2 hafta daha geç yapılmaktadır. Buğday, hava sıcaklığına ve çeşit özelliğine bağlı olarak başak çıkarmayı takip eden çiçeklenmeden 50–60 gün sonra biçerdöver ile yapılacak hasat olumuna gelir. Buğday biçerdöver ile hasat olumuna geldiğinde bitkinin sapları, yaprakları ve başaklar sarı saman rengini alır. Başaktaki ve tanedeki rutubet oranı % 12’nin altına iner. Buğday hasadının zamanını iyi belirlemek tane kayıplarını azaltma ve ürün kalitesi için çok önemlidir. Buğday hasadının erken yapılması, tanelerin buruşuk ve solgun olmasına neden olmaktadır. Çünkü başakların ve tanelerin iyice kurumadan erken hasat edilmesi durumunda  tam olgunlaşmamış tanelerde kalite düşmekte, başaktan ve başakçık kavuzundan taneler zor ayrılmakta, yüksek rutubet nedeniyle ürünü kurutmak gerekmektedir. Buğday hasadının geç yapılması durumunda ise çeşit özelliğine bağlı olarak başakta
tane dökülmeleri, yağışa ve rüzgâra bağlı olarak bitkide yatmalar, bazı çeşitlerde başaktaki tanede çimlenmeler görülebilir. Buğday hasadındaki 2–3 günlük gecikme dekardan alınan tane veriminde % 2–3 arasında azalmaya neden olmaktadır. Hasatta buğday başaklarında rutubet oranı % 13–15 arasında olmalıdır. Tanelerin daha yüksek rutubette olması hasattan sonra kurutmayı gerektirmektedir. Hasadın fazla geciktirilmesi durumunda kuş zararı, başak kırılmaları, tanelerde renk değişimi, kararma ve önemli oranda tane dökülmesine neden olarak dekardan alınan verimi düşürmektedir.Buğday Yetiştiriciliği

Buğday tarlasında bitkilerinin hasat dönemine geldiğini gösteren başlıca belirtiler şunlardır:
Ø Buğday tarlasında başaklar altın sarısı rengini almalıdır.
Ø Başaklardaki taneler sert olmalı, tırnakla bastırılınca ezilmemeli, kuru olmalıdır.
Ø Bitkinin sapı, yaprakları, başağı ve taneleri tamamen kurumuş olmalıdır.
Ø Başağı koparıp elimize alıp ovaladığımızda taneler kolayca başakçık kavuzlarından ayrılmalıdır.
Ø Başaktaki kardeşler de hasat olumuna gelmelidir. Hasat sırasında tüm tarladaki buğday bitkileri aynı oranda kuru olmalıdır. Buğday hasadında önemli noktalardan bir tanesi de hasattaki tane kayıplarıdır.

Tane kayıplarını azaltmak için alınabilecek başlıca önlemler şunlardır:
Ø Biçerdöver ile hasatta tane kayıplarını azaltmak için ayarlı ön tabla ile uygun yükseklikten hasat yapılmalıdır. Fazla yüksekten yapılan hasat yatık ve yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön tablasına alınmasını önleyerek tabla ve verim kaybına neden olmaktadır.
Ø Biçerdöver öğleden önce ve sonra farklı ayarlanmalıdır çünkü günlük sıcaklık artışına bağlı olarak tanelerdeki nem oranı da değişmektedir. Genelde sabahları saat ona kadar tanelerdeki nem yüksektir. Bu nedenle buğday hasadına sabah saat ondan sonra çiğ kalkınca girilmesi daha uygundur. Aksi hâlde sabah erken saatlerde hasat edilen ürünün nemi yüksek olacağından kurutmak gerekebilir.

Depolama
Hasat edilmiş buğdayın depolanacağı ve ambar olarak kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve aydınlık bir yer olmalıdır. Bir ton ürün için en az 1,5 m alan hesap edilmelidir. Ambara getirilen buğdayın su oranının % 12–14’ün altında bulunması gerekir. Depo için en iyi ısı derecesi +4 ºC’dir. Ambara koyulacak buğdayın içerisinde yabancı tohum bulunmaması gerekir çünkü bunların vereceği yaşlık, hububatta kızışma ve dolayısıyla çürümelere neden olur.Buğday Yetiştiriciliği

 

Asma – Üzüm Yetiştiriciliği

Azotun Buğday Büyümesine Etkisi

İlk yorum yapan sen ol! “Buğday Yetiştiriciliği”